fzp

fzp
Neysen o, demişti Zerdeç.
Birebir hislerimi aktarmışsınız. Bunu sıradan bir ergen serseriliği olarak yorumlayanların aksine romanın özüne çok iyi indiğinizi düşünüyorum. Çoğu insan o kadar basit yaşıyor ve öyle alışmış ki sahteliğe, bu tarz bir izolasyon onlara şımarıklık,yaramazlık,ergenlik olarak geliyor. Holden belki yaş itibariyle hala ergenliğini atlatamamış olabilir fakat kendini ve dünyayı keşfetme yıllarında hayata karşı farklı bir bakış açısı getirmiş ve kimilerine komik, anlamsız gelecek bir 'uçurum koruyuculuğu' hayali var. Kesinlikle küçümsenecek veya yadırganacak şeyler değil bunlar. Edebi dili yüksek ve zengin bir kitap değil, farkındayım fakat yapmacıklık ve gösterişten bu kadar nefret eden küçük Holden'ın hikayesi de ancak bu şekilde anlatılabilirdi...

yildizistan

@yildizistan
·
Holden Caulfeld
Kitabın adını ilk duyduğumda batılı bir köylü hikayesini okuyacağımı sanmıştım. Ama alakası yokmuş. Gayet şehirli, ortanın üzerinde gelire sahip bir ailenin gittiği her okuldan atılan problemli(?) ve serseri(?) oğlunun güncesini okuyorsunuz. Holden Caulfield, Serseri mi gerçekten? Eğer öyleyse böyle serseriye can kurban. Holden, akademik başarısı düşük ama duygusal zekası çok yüksek bir genç bence. Etrafındaki ailesinden, arkadaşlarına, öğretmenlerine kadar herkesin yapmacık davranmasına tahammül edemiyor o kadar. Herkesin olduğu gibi davranmasını istiyor, çukurları yüzünden veya başkalarına hoş görünmek için doğal davranmadıklarını görünce tepki gösteriyor bu da çoğu yerde tepki almasına ve okuldan atılmasına sebep oluyor. İlgi duymadığı derslere çalışmak istemiyor. İlgisini çeken şeyler ise puan getirmiyor, sözel ifade dersinde aslında konuyu dağıtan öğrencinin farklı konulara atlamasının Holden’ın baya ilgisini çekmesi gibi.Ailesine de çok düşkün. Ölen kardeşini hiç unutamıyor ve onu sevmekten vazgeçmiyor.Abisinin çok iyi bir yazar olduğunu düşünüyor. Hatta Hollywood’un onun kalitesinin altında olduğunu ve onun kalitesini düşürdüğünü düşünüyor. Bir yazarın entellektüelliği hakkında yorum yapabilecek kadar entellektüel bir çocuk bence. Çünkü sevgili serserimiz okumayı çok seviyor. Küçük kız kardeşi Phoebe’ye de çok düşkün. Onun ailenin en zekisi olduğuna inanıyor, ve onu mutlu edecek şeyler almaya bayılıyor. Anne ve babası ona karşı biraz daha anlayışlı olsalar onlara da daha düşkün olabilirdi belki.Ayrıca kızlara bakış açısı da çok değerli ve takdire şayan. Akranları gibi kızlarla ilgili sadece cinsellik üzerine konuşup durmuyor. Bilakis bunu iğrenç biliyor. O bir kızın dama oynarken taşlarını tahtanın en arkasına sırasına niçin dizdiğiyle yani ilgilendiği bir
1000Kitap
Reklam
“Başta, sonu bilmek yeter sandım. Sonda ne var? Ölüm. Ölümden sonra? İşte bunu bilince tamam sandım. Yaradanın korkusu. O’nun korkusu beni düzene sokar sandım. Ben sadece iyi bir insan olmak istedim. Sadece iyi bir insan. O, her zaman ve her yerde var. Yaradan, her zaman, her yerde var. O’nun dediklerini yaparsan; onun istemediklerini yapmazsan hem bu dünyada iyi bir insan olursun, hem de öbür dünyada rahat edersin. Ama olmadı. Olmuyor. Şeytan her zaman var. Belki de şeytan dediğimiz, bizzat kendimiziz.” -Film:Takva
düşünmeyi becerebilen her insanın içinde aylak bir adam vardır. Aylak Adam
Aylak Adam
Küçük Prens
Küçük prens kitabı hep kıymet doluydu benim için. Nedense bazen ismini unutur, kitabı "Mutlu Prens" diye anardım. Kendime kızardım önceleri, en sevdiğim kitaplardan biri olan bu kitabın ismini nasıl böyle yanlış anarım diye. Fakat sonraları kendime kızmaktan vazgeçtim, çünkü okuduğum kitaptaki o şirin, sarı saçlı prens; küçük olmasının yanında çok da mutluydu. Hem de gerçek mutluluktu onunki. Çoğu insanda olduğu gibi yapmacık değildi, sahtelikler içermiyordu. 18 Haziran... Evet, evet sanırım bu tarih... Bu tarihte yanımda 'ruhum' diyebileceğim o insanla kitabın son satırlarını okuyorduk. Onunla okuduğumuz ilk kitap... Ah, sen mutlu prens... Kendin olduğun kadar, senin dünyana nail olan her insanı da mutlulukla kuşatıyorsun. 'Bizi' de öyle tarifi olmayan, eşsiz bir mutlulukla kuşatmıştın o gece. Senin huzur dolu dünyanda daha nice kalplerin yumuşaması dileğiyle...