O, bahçe için müzik yaparken bir deli daha girdi salona: şifa bulmaz bir şizofren olan Eduard. Adamı gördüğünde hiç korkmadı, tam tersine gülümsedi, adam da gülümseyine çok şaştı.
Müzik adamın uzak dünyasına, aydan bile ötelerde sakladığı dünyasına ulaşabiliyordu; müzik mucizeler yaratabilirdi.
Onun sevgisi, bir tür sessiz, dilsiz "tapınma" idi. Ama bakışları içinde kabaran duygularını anlatmaya yeterdi. Arada bir efendisi ona baksa veya onunla konuşsa, sevgisini göstermek isteyip de bunu becerememenin sıkıntısını yüreğinin derinliklerinde hissederdi.