Uzun zamandır ilk defa bir kitaba inceleme yapacak gücüm yok. Kitabı bitirdim ve dondum kaldım olduğum yerde. Ahraz beni öyle etkiledi ki, ne desem ne anlatsam ne söylesem eksik kalacak gibi.
Yine de bahsetmek istiyorum. En başında sadece Adile'yi ve onun mücadelesini okuyacağız sanmıştım. Sonradan bir melek çıktı aradan. Onun düşüncelerini okumak, hissettiklerine ortak olmak, sessizliğini paylaşmak ruhumu okşadı. İsrafil'i, kıyamet meleğini anlatan bu kitapta onu gerçekten gören her karakter gibi büyülendim belki de. Bu kadar kusursuz ama her parçası yaralı, yalnız ama içinde dopdolu bir karakteri okumak benliğime o kadar iyi geldi ki.
Onun dışında kasaba halkının ikiyüzlülüğü, bağnazlığı, kendilerinden olmayan herkese sopa sallamaları, gönderilen tüm işaretlere lanetlerle çevrilmelerine rağmen suçu kendilerinde aramamaları bir o kadar da tanıdıkta aslında. Büyük balık küçük balığı yutardı nasıl olsa, inanılan oydu. Kimse gelmekte olanı, boyundan büyük dalgayı görmedi. Çok sinirlensem de yazım o kadar etkileyici ki, kasabaya olan sinirimi sakince bastırabildim. İsrafil'in sakinliği ele geçirdi beni belki de.
Okumaktan çok keyif aldığım, işten güçten kitaba uzun bir ara verdiğime pişman olduğum harika bir kitaptı. Herkesin okumasını tavsiye ediyorum.