Amansız bir hastalıkla mücadele ederken, bir yandan da yaşamını anlamlandırma gayesinde olan Ayşe Şasa’nın, karanlık şizofreni günlerini nasıl aydınlığa kavuşturduğunu anlattığı bir başyapıt.
Bir doz da alıntı yapalım:
“Kıyamet günü yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim”
Samimi ilişkilerin varlığına bir delil olarak yeterli olan bir başyapıt.
Attar dükkanı için zatımca söylenilmesi gereken bir cümle varsa o da ‘İnsan, insana merhem olmalıdır’ olur efendim.
Sanatın birçok alanında bizi en çok içine çeken şey üstün kreatifliğin içerisinde kendimize ait birşeyler bulabiliyor olmamızdır. 99 depremi ve etkileriyle büyüyen bir insan olarak romandaki karakteri yaşama fırsatı buldum. Aynı acıları yeniden yaşamamak dileğiyle.
'Yanlış anlaşılma' konusundaki bilinçaltımıza işleyen birçok sınır kuramına karşı reddiye niteliğinde bir kitaptır. Çoğu yerde gerçekten "bunu artık yapmayacağım" diye içinizden geçirmenize sebep olsa da bazı yerlerde nezaket sınırlarınıza zararlar verebilir. Mutlaka okunmalı mı? Evet.
Birçok temanın hakim olmasıyla beraber, yazarın romandaki asıl vizyonunun Hz. Ali'nin "Bir zulmü engelleyemiyorsanız en azından onu herkese duyurun" cümlesini kapsadığını düşünüyorum. Uzun bir süre etkisinde kalamamak, kendinizi Afganistan'daki o masum insanların yerine koyamamak mümkün değil.