Küçük Prens
8/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Kitap, uçağı Sahra Çölü’ne düşen bir pilotun, orada kendi küçük gezegeninden ayrılıp yeni dünyalar keşfetmek için yola çıkan gizemli, küçük bir çocukla karşılaşmasını konu alıyor. Bu sefer incelememi biraz daha farklı bir yönden, kitapta gördüğüm düşünür fikirlerinin üzerinden giderek yapacağım; Erich Fromm ve "Sevme Sanatı": Küçük Prens’in tilki ve gül metaforu, Fromm’un sevgiyi zahmetsiz bir duygu değil, emek ve zaman isteyen bir sanat olarak görmesiyle birebir örtüşüyor. Kitaptaki "Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır" sözü, Fromm'un "Emek vermediğin şey senin değildir" fikrinin bir yansıması. Richard Feynman ve "Çocuksu Merak": Küçük Prens'in büyüklere getirdiği o haklı eleştiriler ve sayı takıntılarına olan şaşkınlığı, Feynman’ın modern insanın şekilciliğe hapsolup merak duygusunu kaybetmesine dair yaptığı uyarıları anımsatıyor. Büyüklere dair yapılan "Onlar sadece sayılardan hoşlanırlar" tespiti bu yüzden çok haklı. Schopenhauer ve "Yalnızlık": Küçük Prens'in çölde veya gezegenlerdeki o arayışı, Schopenhauer’ın kalabalıklar içindeki yalnızlık felsefesini, yani derin ruhların toplumun yapaylığına sığamayıp kendi iç dünyasına sığınmasını temsil ediyor gibiydi. Kitapta yılanın dilinden geçen "İnsanlar arasında da yalnızlık duyulur" cümlesi tam olarak bu hissin karşılığı. Ve son olarak Jung’a göre içimizdeki çocuk ruhu, yetişkinliğin getirdiği o katı dünyaya karşı saflığın ve gerçek benliğin son kalesidir. Bu eser, içindeki çocuğu kaybetmemenin benim için en somut örneğiydi. Küçük Prens, gerçekten su gibi akan, edebiyat dünyasındaki en tatlı ve en anlamlı çocuk kitaplarından biri olabilir.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,1bin okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Agatha Christie 'nin Mary Westmacott takma adıyla yazdığı unutulmaz altı aşk(Giant's Bread,Bitmemiş Portre,Sensiz Bir İlkbahar,Gül ve Porsuk Ağacı,Annem ve Ben,Sevginin Bağladıkları)romanından biridir. Kitap; 4 ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Laura'yı, 2. Bölümde kardeşi Shirley' i okuyoruz. 3. Bölümde ise Llewellyn adında bir adam kitaba dahil oluyor, önce her şey karışıyor, bir şeyler olacak ama olamıyor derken 4. Ve son bölüm olan Aynen Başlangıçtaki Gibi bölümünde kitaptaki bütün soru işaretleri cevaplanıyor. Laura erkek kardeşi Charles ölünce evin tek çocuğu olmaya kendini kaptırmıştır. Bir süre sonra Laura'nın hiç beklemediği bir şey olur ve Shirley adını verdikleri bir kız kardeşi dünyaya gelir. Laura ondan nefret eder. Bir gece yaşanan bir olayla kardeşine duyduğu nefret sevgiye dönüşür ve onu yaşadığı sürece koruyacağına yemin eder. İki kız kardeş arasındaki sevgiden yola çıkılarak sevginin omuzlara bindirdiği yük ustaca işlenmis. Kitap okuduğum tüm polisiye kitapları gibi akıcıydı ama tabi ki polisiye kitaplarının yeri benim için çok başka.
Sevginin BağladıklarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2017154 okunma
Reklam
Çok Tuhaftı Ağlayamadım
Puan vermedi
2026 - 32. Kitap Kitabın Adı : Çok Tuhaftı Ağlayamadım Yazarı : Bahtiyar Gül Yayınevi : Şule Yayınları Türü : Öykü Basım Yılı : Mart 2026 Sayfa Sayısı: 104 Sayfa Düşünceler : Hem biraz değişik tatz olsun diye hemde İzdiham Dergisi Trabzon okuma grubunun bu ayki kitabı olması nedeniyle genç yazar Bahtiyar Gül 'ün öykü kitabını okudum. Aynı zamanda öğretmen olan Bahtiyar Gül 'ün ikinci kitabı olan bu eser bir öykü kitabı ve içinde ondört öyküyü barındırıyor. Ondört öykü tek bir tarzda ya da belirli bir edebi çizgiye bağlı olarak yazılmamış. Klasik tarza yakın öyküler olduğu gibi post modern tarza göz kırpan öykülerde bulunuyor. Toplumcu Gerçekçi diyebileceğimiz türe yakın olanlarda var hafiften mizaha kayanlarda var. Velhasıl değişik türden öykülerle bezenmiş potpori misali her tadı vermeye çalışan bir eser. Belirli mekanların üzerinde çok durulmuş. Parklar mesela. Bazı sembollerde aynı şekilde. Fare gibi. Bir çok sembolize edilen olgu olduğunu ve bunların düşünülmesi muhtaç olarak dikkatlice okunması gerektiğini düşünüyorum. Genç yazarın hayatından izlerin olduğunu düşündüğüm bölümlerde bulunmakta eserde. Mesela en son öyküde dedeye ait bir bölüm var. Buralardan izler taşıyor yazarın memleketinden yani. Hakeza başka öykülerde de sıkça bu türden dokunmalar var eserde. Hatta birazda hayatımdan enstantanelerde hissetmedim desem yalan olur. Ayrıca Genel Kültürümüzü artıracağını düşündüğüm bölümlerde bulunmakta. ( Ayın sürekli aydınlık olan yüzü gibi ) Unutmadan ekliyeyim ki okuduğumuz bazı kitaplara da hoş göndermeler yapılıyor eserde ( Korkuyu Beklerken gibi ) Sıkılmadan kısa zamanda okudum. Okurkende çoğu yerinden zevk aldım. Herkese de tavsiye ediyorum.
Çok Tuhaftı AğlayamadımBahtiyar Gül · Şule Yayınları · 202571 okunma
Puan vermedi·205 syf.··
2026 464. kitabı
Kayıp Gül, Serdar Özkan’ın doğayla insan arasındaki kopan bağları, ruhsal arayışı ve gerçek mutluluğun peşinden gitmeyi konu alan, masalsı bir dille kaleme alınmış sembolik bir romandır. Bir yazarın, kendi içindeki boşluğu doldurmak amacıyla çıktığı yolculukta karşılaştığı bir gülün hikayesi üzerinden, modern dünyanın karmaşasında kaybolan insanı, kalbinin sesini dinlemeye davet eder. Yazar, Doğu'nun mistik bilgeliğiyle Batı'nın rasyonel bakış açısını birleştirerek, insanın kendisiyle olan barışıklığını, yaşamanın özündeki sadeliği ve sevginin iyileştirici gücünü felsefi bir zeminde sorgular. Okuru kendi içsel bahçesine bir yolculuğa çıkaran, küçük detaylarda büyük anlamlar arayan, umut dolu bir arayış hikayesidir.
Kayıp GülSerdar Özkan · Timaş Yayınları · 201214,3bin okunma
9/10
·504 syf.··
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 05:10
Acilen İkinci Kitap Lütfen! Kitaplığımda boşuna beklettiğime o kadar üzüldüm ki… Kesinlikle beklentilerimi aşan, elimden düşüremediğim bir kitap oldu. Büyülü dünyaları zaten çok seviyorum ama bu kitap, Hogwarts atmosferinden hiç kopamamış o kızlar için tam bir biçilmiş kaftan; tek bir farkla, burada mod tamamen dark fantasy! Briony ve Toven arasındaki ilişki o kadar güzel işlenmiş ki… Hem geçmişten hem de şimdiki zamandan kesitlerle okuyoruz. Karşımızda sadece 'kötü adama aşık olan kız' klişesi yok; çok daha eskiye, çok daha derin temellere dayanan bir bağ var. Yazar, kötülerin hüküm sürdüğü bu evrende toz pembe hiçbir şeye yer vermemiş. Yaşanan acıları, işkenceleri asla romantize etmeden, olduğu gibi, acımasızca aktarmış. Sürekli gelen ters köşeler ve şaşırtıcı hamlelerle tempo o kadar yüksekti ki, kitap hiç bitmesin istedim.
Tutsak GülJulie Soto · Yabancı Yayınları · 202633 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:22
Yıl  1826 İstanbul  2.Mahmut  dönemi 30 yıldır zindanların şeyhi kabul edilen hapisteki usta bir hırsız  ekibini toplayıp Kaşıkçı Elmasını  çalmak için plan yapar. Güvene dayalı bu planda isimler yerine birbirlerine hayvan isimleri ile seslenirler. Planı kuran aslan, eski arkadaşları bukalemun ve tuti ile aralarına yeni katılan ceylan ve porsuk. İşi veren ve kimsenin bilmediği tilki , porsuğun aşkı sarayda hizmetçi tavşan.  2. Mahmut dönemi Yeniçeri ocağının  kaldırılması, batıda Yunan isyanları, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sorunları, halkın değişime reformlara verdiği tepkiler, asayiş  ve düzenin isyanlar ile karmaşa içinde olduğu  bir zaman. Tüm bu kargaşa devrinde aslında dürüst  ama hırsız, güven ve kuşku arasında,  plan plan içinde, sırlar  ve  gizli intikam planları  arasında geçen bir hikaye. Kitabın ortasından sonra hızlanıp akıp gidiyor. Kullandigi kelimeler, dönemin hayatına dair,  geleneklerine dair anlatılarıyla zaman yolculuğuna çıkarıyor yazar. Ayrıca tarihi bilgilerimi de şöyle bir tekrar edeyim demeden geçemiyor insan. Kitabi okurken araştırdığım bilgiler Kaşıkçı Elması, 86 karatlık büyüklüğü, armudi kesimi ve etrafını çevreleyen çift sıra 49 adet pırlantasıyla Osmanlı'nın en değerli hazinelerinden biridir. Günümüzde İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz taşın kökeni ve saraya nasıl geldiği hakkındaki rivayetler şunlardır: 1. Eğrikapı Çöplüğü Rivayeti (Halk Efsanesi) Tarihçi Reşad Ekrem Koçu'nun da aktardığı en yaygın hikayeye göre; 1699 yılında İstanbul'da bir kâğıt toplayıcısı, Eğrikapı çöplüğünde parlak, yuvarlak bir taş bulur. Değerini bilmeyen bu kişi, taşı bir sokak satıcısına sadece 3 tahta kaşık karşılığında verir. Satıcı taşı bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu taşın çok değerli bir elmas olduğunu anlar ama
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,413 okunma
Reklam
Reklam