“Soytarı”yı bitirdiğimde en çok aklımda kalan şey Lisette’in gücüydü. Brielle D. Porter, ihanetle sarsılmış bir karakteri alıp onu adım adım ayağa kaldırıyor. Fantastik dünyanın içindeki bu kişisel yolculuk hem sürükleyici hem de duygusal olarak etkileyiciydi.Kitabın temposu oldukça iyiydi. Yarışma sahneleri heyecanlıydı, Luc ile olan dinamikleri ise tipik bir enemies-to-lovers havasında, ama kesinlikle klişe değil. Porter, aralarındaki çekimi yavaş yavaş kurarak bunu daha gerçekçi kılmış.En çok hoşuma giden şeylerden biri, yazarın büyü ve illüzyon temasını bir metafor gibi kullanmasıydı. Herkesin bir şeyleri gizlediği, parıltıların altında karanlık sırların yattığı bir dünyada, Lisette’in dürüstlükle ayakta kalma çabası çok etkileyiciydi. Eğer güçlü bir kadın karakterin merkezde olduğu, hem romantizm hem de politik entrika barındıran bir fantastik kurgu arıyorsanız, “Soytarı” sizi pişman etmez.