"Hanımefendi, her ne kadar birbirlerine karşıt görünseler de tüm dinler gerçektir. Onlar aynı gerçeğin farklı sembolleridir. Farklı dillerde söylenmiş aynı cümlelerdir; bu yüzden aynı şeyi söylemelerine rağmen birbirlerini anlamazlar. Bir pagan 'Jüpiter', bir Hıristiyan ise 'Tanrı' dediğinde farklı sözcükleri aynı duyguyla söyler aslında: Aynı varlığı farklı şekillerde resmederler. Bir kedinin güneşin altında uyuması ve kitap okumak aslında aynı şeydir. Bir vahşi, bir Yahudi'nin Yehova'ya baktığı gibi bakar fırtınaya; bir vahşi, bir Hıristiyan'ın İsa'ya baktığı gibi bakar güneşe. Peki neden, hanımefendi? Çünkü gök gürültüsü ve Yehova, güneş ve İsa aynı şeyin farklı sembolleridir.
Bu sembollerin dünyasında yaşıyoruz, aynı anda hem ışığın hem de karanlığın olduğu bir tapınakta; ve her sembol gerçeğin yerine geçebilecek bir gerçeklik, ta ki zaman ve koşullar asıl gerçeği yeniden oluşturana kadar.