Duyguyu yakalayamamak
5/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:29
Özellikle çocuk kitapları alanında eserler veren Ömür Kurt'un tek romanını bitirme fırsatı buldum. Çocuk kitapları konusunda bir fikrim olmasa da maalesef romanını çok beğenemedim. Konudan bağımsız konuşuyorum. Genel hatları ile ele alacak olursam; Kırıkkale'de Gülcemal adıyla hayatına devam eden başrol atımız Milli Mücadelede seferberlik nedeniyle gözü yaşlı, küçük sahibi tarafından orduya verilir. Gülcemal'e bakan bir daha batar öyle güzel bir at olarak tanımlanıyor. Böylelikle Gülcemal'in de Milli Mücadele günleri başlıyor. Ta ki kendisine verilen bütün görevleri bitirip artık dinlenmek için savaş sonunda Niğde'de bulunan Nalbant okuluna kadar... Uzun uzun sürecinden bahsetmeyeceğim. Şöyle ki kitabın konusunun Gülcemal olmasını beklerken (sonrasında adı hep Karayel olarak biliniyor) kitapta genel olarak onun sahiplerinin öyküsünü dinliyoruz. Milli mücadele derine inmeden anlatılıyor ancak anlatımda o duygusallığı ben yakalayamadım. Kitabın bir atın bakış açısından anlatılmasını geçtim Karayel çok az kısımda yer alıyor. Milli Mücadele esnasında atların vermiş olduğu mücadeleden, fedakarlıktan bahsedilmek istenmiş, çok da güzel bir amaçla yola çıkılmış ancak ben o duyguyu yakalayamadım. Sadece son kısımdaki Niğde'deki Nalbant okuluna ayrılan birkaç sayfayı beğendim. Keşke o daha uzun olsaydı. Gerçekten uzun uzun Karayel'i okumak isterdim. Konu çok hassas olduğu için daha uzun yazmayacağım. Sadece kitabı okuduğum süre boyunca aklımdan bunlar geçti ve doğrusu biraz da zorlanarak bitirdim kitabı. Ortada büyük bir emek var, çok araştırma yapılmış belli. Ancak dediğim gibi ben o duyguyu yakalayamadım. Emeği geçenlerin eline sağlık.
1000Kitap
Cepheye Koşan AtÖmür Kurt · Doğan Kitap · 2022131 okunma
5/10
·48 syf.··
2026 83. kitabı
Kendisi küçükken her fırsatta onu yürüyüşe çıkaran rahmetli dedesinin anısına bu kitabı kaleme alan yazar, çocukları ile çıktığı doğa keşfini hikayeleştirir. Kitapta, güneşin varlığına göre bazen açılan bazen kapanan kozalaklardan, kendisini tehlikede hissedince köpük çıkartan salyangozlardan, ağacın su içmek için köklerini toprakta bir pipet gibi kullanmasından söz edilir. Eğlence unsuru zayıf kalsa da kitabın son sayfalarında ebeveynler için eğitici yönlendirmelerin yer aldığı bir bölüm hasebiyle faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Tefekkür YürüyüşleriMerve Gülcemal · Düş Değirmeni · 2018146 okunma
Reklam
3/10
·36 syf.··
2026 77. kitabı
Hz . İbrahim hakkında çocukların bilişsel düzeylere dikkate alınarak Hz. İbrahim hakkında sembol detaylara girilmeden onun mücadele ettiği kötülükler konu edilmiş. Gökyüzüne bakarak tefekkür etmesi, "Halil İbrahim sofrası " tabiri ve onun " Rabbim beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle . Rabbimiz , duamızı kabul eyle . " duası etrafında düz bir metin olarak kaleme alınmış. Kitabın okul öncesi için değil de ilkokul düzeyi için daha anlaşılır olduğunu düşünüyorum. Bilgi yüklü, ilgi çekiciliği zayıf bir kitap. Çocuk için yararlı olması, okuyucunun maharetine kalmış.
Tefekkürü Seven Peygamberim Hz. İbrahimMerve Gülcemal · Düş Değirmeni Kitaplığı · 202317 okunma
4/10
·32 syf.··
2026 76. kitabı
Hz Eyüp Peygamber ile sabır , Allah'a tevekkül, şifa kaynaklarını aramak ve dua etmeye, şifayı dua ederek de aramaya dair bir çocuk kitabı. Akıcı değil . Eğlencesi , ilgi çekici unsurları okul öncesi seviyesi için yeterli değil.
Sabırlı Peygamberim Hz. EyüpMerve Gülcemal · Erdem Yayınları · 20263 okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor Kırgız edebiyatının en ünlü yazarlarından Cengiz Aytmotov' dan okuduğum 4. Kitabım #beyazgemi yorumum ile geldim. Issız dağların arasında, hayal gücüne tutunarak büyümeye çalışan küçük bir çocuğun kalplere dokunan bir hikâyesi Beyaz Gemi. Roman boyunca ismi olmayan çocuk diye bahsedilen anne ve babası tarafından dedesine bırakılan, üvey ninesi ile yaşamaya çalışan küçük çocuk. Teyzesi Bekey ve huysuz kocası Oruzkol, işçileri Seydahmed ve karısı Gülcemal ile kırsalda yaşarlardı. Ne bir arkadaş ne de konuşabileceği biri vardı. Annesi ile babasının ayrılmasıyla annesi evlenmiş şehirde kendi yuvasını kurmuş, babası ise gemide çalışıyordu. Tek eğlencesi dedesinin hediye ettiği dürbün ile beyaz gemiyi izlemek babası ile ilgili hayellere dalmaktı. Çoğu zaman gerçek dünyanın sertliğinden hayallere dalarak kurtulabiliyordu. Çocuk kalbiyle olaylara müdahale etmek isterken çaresizliğini, masumiyet ile acı gerçekleri öyle sade ama sarsıcı bir şekilde anlatılmış ki yazar, okurken insanın içi burkuluyor. Çocuk kalbinin ne kadar kırılgan olduğunu da bir kez daha fark ettiriyor. Bazen en büyük hayaller bile insanı hayatta tutan tek şey olabilir. Ve o hayaller kırıldığında, geriye sadece derin bir sessizlik kalır. "Beyaz Gemi" aslında sessizliğin sesi oluyor. Kısacık ama etkisi uzun süren, içten içe sarsan bir okuma deneyimi. Kitap bittikten sonra okurda derin, sarsıcı bir o kadar da hayatın acımasızlığı ile başbaşa kalıyorsunuz. Bir sonraki kitap yorumunda görüşmek üzere Kitapla ve sağlıkla kalın
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,5bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 07:55
Her okuduğum tarihi romanda bıkmadan usanmadan neden tarihi roman okuduğumu açıklamak istiyorum. Bu belki de her okuduğum tarihi romanda neden bu satırlarda gezdiğimi bir kere daha anladığım içindir. Belki de milletimizin tarihini karış karış bilmek istediğim içindir. Ve Tepedeki Çınar kitabı... Bilmediğim zamanların görmediğim caddelerin, binmediğim gemilerin ve tatmadığım asla tatmak istemeyeceğim acıların, hüzünlerin hikayesi... Lozan Mübadele Kararı'yla bastığı toprakları yerinden oynayanların, tüm yarım kalmışlığını dile getiremeyenlerin, sandığa doldurulmak istenen acıların asla sığamayışının romanı, daha doğrusu acısı. Satırlarında gezerken duygularımın ayyuka çıkmasından ötürü 'bu kitabın, bu gerçekliğin yorumu nasıl yapılır?' diye sorguladığım nadir kitaplardan biri Tepedeki Çınar. Zaten gerçekler yoruma açık değildir gerçekler yalnızca gerçektir. Bu kitap da gerçeklerin, üstü örtülmeye çalışılan gerçeklerin babasının manevi mirasının peşinde koşan Ali ile gün yüzüne çıkan bir trajedinin romanı. Roman deyince kitaba ayıp ediyormuşum gibi hissediyorum. Ama yaşanmışlıklar yaşattıklarından utanmıyor, zaman geçse de çıkıyor her türlü. Şu an kuru bir edebiyat yapmıyorum aslında kitabı anlatıyorum. Bunu ancak kitabın son sayfasını çevirenler anlayacak. Ali, Mustafa Baba, İhsan, Rıza, Bahar, Gülcemal vapuru, hiç tanışılmayan bir anne ve o tepedeki çınar... Tüm okurları gölgesinde oturtup yaşananları bir film şeridi gibi izletiyor adeta... Bu kitaba dair düşüncelerimi duygularımı uzun uzun yazarım ama bence vakit kaybetmeden okumanız, o satırlarda kendi duygularınız ile baş başa kalmanız daha mühim. Tavsiyeden çok daha fazlasını rica edeceğim size, lüfen herkes bu kitabı okusun ve herkese okuttursun.
Edebiyat & Roman
Tepedeki ÇınarYasemin Doğan · Mona Kitap · 20256 okunma
Reklam
Reklam