"Ne vakit bir yerde deprem, kuraklık ya da başka bir felaket olsa, Allah'ın gazabının alameti sayarlar. Halbuki apaçık dememiş mi, 'Rahmetim gazabımı geçer' diye?"
"Akılcı kararlar alıp planlar yaparak hayatımızın akışını denetleyebileceğimizi zannediyoruz. Oysa balık yüzdüğü okyanusu denetleyebilir mi? Bu sadece sahte beklentiler ve hüsranlar yaratır."
"Yirmi birinci yüzyıl, on üçüncü yüzyıldan o kadar da farklı değil aslında. Her iki yüzyılın da kaydı şöyle düşülecek tarih kitaplarına: Eşi menendi görülmemiş dini ihtilaflar, kültürel çatışmalar, önyargılar ve yanlış anlamalar; bir de öteki'nden duyulan şartlanmış tedirginlik. Karışık zamanlar."
Kitabı üç dört sene önce okumaya çalıştığımda sıkılacağım izlenimiyle yarım bıraktığımı hatırlıyorum. Sanırım bu o zamanki olgunluğumun farklı oluşundan kaynaklı. Belki de hayattaki iyi, kötü, olağanı; ekonomi, politika, siyaseti şuan daha iyi kavrıyorum. Bu yüzden, bu sene kitaba yeniden başladığım andan itibaren kitap beni kendisine içine çekmekle kalmadı defalarca hayrete düştüğüm tepkilerde bulundum. 400 küsür yıl öncesi bir kitaptan bahsediyoruz. 2020'de kitapta yazarın belirttiği hayata dair görüşlerinin bir tanesi bile güncelliğini kaybetmemiş. Yer yer ibretlik, yer yer kendinden çok şey bulabileceğiniz bana göre oldukça değerli bir kitap. Ayrıca tarihi bilgiler de oldukça fazla.
(Spoiler)Yazarın hayatı boyunca okuduğu yazılardan, kitaplardan aldığı alıntıları görüşlerini açıklarken kullanması ve bu alıntıların anlatılan şeye uygunluğunu çok beğendim. Kitabı baştan sona bir çırpıda okudum diyemeyeceğim yer yer çok düşündüren ve defalarca not almam gereken cümlelerin olduğu ama yer yer de sıkabilen bir kitap bence.
(Spoiler)
Kitapta yazarın yaşamının son yılları olması gereği ölümden çok bahsediliyor yer yer depresif söylemler mevcut. Roma İmparatorluğu'yla ilgili çok fazla örneğin yer alması tarih kitaplarını sevmeyenler için belki sıkıcı gelebilir.