Sistem herkes için, herkesin 'ol' dediğini oldurmak için işliyor zaten. Kendine veremeyeceğin bir şey yok bu yaşamda. Oysa hep dışarıda arıyoruz, dışarıdan bekliyoruz ve maalesef öylesine zannettiğimizin tam tersine bir düzen ki bu, kendimizde olmadığına inandığımız bir şeyi, kendimizde bulamadığımız bir şeyi dışarıdan mümkün değil alamıyoruz ve başkasına veremiyoruz. Nasıl verebilirim ki bende olmadığına inanıyorsam? Bu tespitim, benim neden gerçek bir ilişkim olmadığını da çok güzel açıklıyor. Kendimle en ufak bir ilişkim yoktu ki.
Kişinin yaşamının anlamı, 'başından geçmişleri' de içerir, 'başından geçmemiş'; hiç yaşamamış olduklarını da: gerçi yaşamış oldukları hep belirli ölçüler içinde belirleyicidir ama yaşamamış oldukları hele yaşamak isteyip de yaşayamadıkları, hayal edip de gerçekleştiremedikleri; yönelip de ulaşacak yol bulamadıkları, bazen sanki, daha ağır basar.
belki daha çok yaşamadıklarının anlamlarından oluşur, anlamı, yaşamının, kişinin...