Ahmet Hamdi Tanpınar ders verdiği öğrencilerine -meyhanede bile ders verirdi- sürekli olarak kitap listeleri yapıp tavsiyelerde bulunurdu. Bunu bazen de mektuplarıyla yapardı. Goethe, Proust ve Bergson vazgeçilmezlerindendi. Hatta Proust okumalarını sabah yapar ve dostlarına da öyle yapmalarını tavsiye ederdi. “Proust’u akşam okuyunca insan başka bir boyuta geçip, sabah uyanamıyor” diye bir sözü bile var. Bir keresinde de “Bütün bir ömrüme Yahya Kemal ile Proust arasında gidip gelmek yetti” bile demiştir. Mesela Sait Faik ise doğrudan tavsiye vermek yerine öykülerinin gücünü kullanmıştır. Gidin Tolstoy okuyun demek yerine, öykülerinde Tolstoy okuyan balıkçı karakterler yaratırdı. Bir defasında bir edebiyat dergisinin “en sevdiğiniz yazar kim?” sorusuna “sadece deniz” diye cevap verdiği biliniyor. Edebiyatı nasıl algıladığının bir özeti sanırım. Etkileyici. Halide Edip’in ısrarla Emile Zola tavsiye ettiğini biliyoruz mesela. Hatta bir gün bir öğrencisine, kadın olmanın zorluklarını anlamak istiyorsanız Tolstoy değil Zola okuyun demiş.
Eskiden sütle yazı bile yazılırdı. Ne alaka diyebilirsiniz ama tamamen gizlilik için. Çünkü kuruduğunda kâğıtta görünmez fakat kâğıt ısıtıldığında yazı tekrar belirirdi. Çocuklarını için eğlenceli olabilir.