Gül yalçın

Gül yalçın
@gullyalcin
Okumadiginda vicdan azabı çekebilecek kadar kitap sevdalısı... Kitap yorumlarım için instagramdan takip edebilirsiniz
Ev hanimi
Ünv. mezunu
manisa
17 Haziran 1981
510 okur puanı
Mart 2015 tarihinde katıldı
Puan vermedi·472 syf.··
2025 36. kitabı
Selaaammm yepyeni bir dönem biyografisi ve favori yazarımla yine burdayım.Osman Balcıgil'inkaleminden çıkan Kızılçengi, sadece bir roman değil; Türk sinemasının ilk kadın yıldızlarından Cahide Sonku’nun parlak ışıklarla gölgeler arasındaki çarpıcı hikâyesi.Onu sahnede alkışlara boğan ihtişamın ardında derin yalnızlıklar,kırılmalar,gerçekten sevilmemek ve kadın olmanın bedeli var. Cahide,sevgisizliğinin intikamını,bir şekilde herkesten yükseğe çıkabildiğini göstererek almak istemiş olsa da işler hiç istediği gibi gitmemiş ve resmen hırslarının kurbanı olarak kendi sonunu kendi elleriyle hazırlamış. Balcıgil, Sonku’yu bir efsane değil; bir kadın, bir insan, bir yürek olarak anlatıyor: tutkularıyla, zaaflarıyla, hayalleriyle ve çöküşleriyle… Kırmızı perde bir yandan görkemin simgesi, bir yandan da hayatını kuşatan bir girdap gibi. Okurken, sadece bir sanatçının yaşamına değil; aynı zamanda bir dönemin ruhuna tanıklık ediyorsunuz ve anlıyorsunuz ki,dünden bu güne aslında politik olarak düzelen hiçbir şey yok ve aksine daha da kötüye gidiyor. Parıltıların ardında görünmeyen acılar, unutulan çığlıklar...İşte Cahide Sonku’nun hikâyesi, şöhretin geçiciliğini,toplumun kadına yüklediği ağırlıkları ve insanın kendiyle yüzleşmesinin kaçınılmazlığını anlatıyor. Bitirdiğinizde içinizde bir hayranlık kadar derin bir hüzün de bırakıyor. Sahi,“Bir kadının hayallerini, sanatını ve hayatını taşıyacak güç var mıydı bu ülkenin omuzlarında?”
Kızıl ÇengiOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20231,116 okunma
Reklam

Gül yalçın

, bir kitap okudu
Puan vermedi·472 syf.··
2025 36. kitabı
Osman Balcıgil
8.7/10 · 1.116 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 35. kitabı
Nietzsche’nin Deccal’i, sadece bir eleştiri değil; bir manifesto.Devre yakar,sorgular,yerden yere vurur,sorgulatır ve düşündürür..Çünkü Deccal, felsefe tarihinde bir kitap olmaktan çok bir sarsıntıdır,okuyucusuna sadece düşünmeyi değil, elindeki tüm “kutsal” kalıpları paramparça etmeyi teklif eder. Bu eserde Nietzsche, özellikle Hristiyan ahlakına meydan okur: Ona göre bu ahlak, insanı güçlü kılan tutkuları bastırır, yaşamın coşkusunu gölgeler ve zayıflığı yüceltir. “Deccal”, işte bu zincirleri kırma çağrısıdır ve özellikle Hristiyan ahlakına yönelttiği sert eleştirilerle tanınırken, Nietzsche’ye göre bu ahlak, yaşamı yüceltmek yerine zayıflığı, boyun eğmeyi ve suçluluk duygusunu kutsar.Oysa gerçek güç, insanın tutkularında, cesaretinde ve yaratıcı iradesindedir. “Deccal”in farkı, Nietzsche’nin diğer eserleriyle kıyaslandığında daha da belirginleşir çünkü her zamanki vizyoner, şiirsel bir dille “üstinsan” fikrini ortaya koyan ; efendi/köle ahlakı ayrımını analitik biçimde inceleyen evrensel değerleri sorgulayan Nietzsche yerine Deccal'de bu fikirlerin en keskin, en ateşli yüzünü ortaya koyan bir Nietzsche çıkar karşımıza.. Bu bir yıkım çağrısıdır ama aynı zamanda yeni değerler yaratmanın cesur daveti. Nietzsche, bize şu soruyu sorar: “Kendi hayatını, sana dayatılan değerlerle mi yaşıyorsun; yoksa kendi değerlerini yaratmaya cesaret ediyor musun?” “İnsan, aşılması gereken bir şeydir.” der Nietzsche,sen kendini aşabilir misin?
DeccalFriedrich Nietzsche · Tutku Yayınevi · 20165,1bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2025 34. kitabı
Selaaamm yeni güzel ve etkileyici bir aşk adam kitabıyla geldim.Kürşat Başar'ın bir kadının gözünden de,bir erkeğin gözünden de duyguların analizini ve anlatımı o kadar güzel ve sadece yapar ki,aşka aşık olan biri bile olabilirsiniz. Hayatın en kırılgan anlarında,bir melodiyle hem geçmişe hem de kalbinin en derinlerine gittiğimiz anlar vardır ve kitabımızın kahramanı o melodiden yola çıkarak paylaşıyor hikayesini bizlerle... Başucumda Müzik kitabı her ne kadar bir dönem romanı olsa da karakter anlatımları,o karakterlerin yansıtılması ve duyguları o kadar yalın ki kitabı okumakla kalmıyor ; bir film tadında izliyor ve yaşıyorsunuz.Başucumda Müzik, yalnızlığın, aşkın ve kaybedişlerin arasına gizlenmiş duygusal bir yolculuk.Kürşat Başar, kelimeleri adeta notalar gibi işliyor ve zaman saksafonuyla,caz müziğin taaa içinize dokunan melodileriyle kimi zaman hüzünlü bir şarkı, kimi zaman ise kalbe dokunan bir şarkı çalıyor hepimize Bir röportajında, "Romanda aşkın yasak olmasından ziyade iki insanın bu duyguya direnemeyip yaşamaları anlatılıyor.",demişti Kürşat Başar ve kitapta bunu o kadar açıkca görüyorsunuz ki,aşkın iki tarafına da kızamıyor,yer yer onlarla birlikte kalbiniz pır pır ediyor. Bu roman, sadece bir aşk hikâyesi olmaktan çıkarak;hatırlamanın, unutmamanın ve duyguların sesini dinlemenin romanı.Kahramanların iç dünyasıyla birlikte okur da kendi sessizliğine,kendi “başucundaki müziğe” kulak vermek zorunda kalıyor.Kahramanlar arasındaki çekim,engellerle daha da derinleşiyor;yasak aşkın büyüsü, okuyucuyu hem meraklandırıyor hem de duygusal olarak sarıyor. Her satırda hem kalp atışlarını hem de dönemin sessiz ama etkileyici gerilimini hissediyorsunuz. Bu roman, yasak bir aşkla politik hayatın iç içe geçtiği,tutkuların ve vicdanın sınandığı bir dünyaya davet
Başucumda MüzikKürşat Başar · Everest Yayınları · 20197,4bin okunma