Zweig'ın ilk olarak "Satranç" kitabını okuyup beğenmiştim. Fakat bu kitabı okuduğumda yazarın kalemine hayran kaldım. O nasıl insan ruhunun derinlerine inmedir? O nasıl insan duygusunu ve psikolojisini kağıda dökmedir? "Satranç"daki karakterle "Bilinmeyen kadın" o kadar uzak ki, iki kitabı da aynı kişinin yazması tuhaf geliyor. Sanki o karakterler gerçekte varmış da olayları kendi dillerinden anlatmışlar.
Modern ingilizce gelişmiş bir grammar ile sunuluyor. Diğer grammar kitaplarına kıyasla bir az sıkıcı olsa da içeriği daha geniş ve dilin daha derin kısımlarını aydınlata biliyor.
Şahidi olmadığımız bir tartışmayı sadece bir taraftan dinlediğimizde bu kişinin haklı olduğu kanısına varmamız daha olası. Kitapta önyargı ve onun kaybettirdiği yıllar ve insanlar işlenmiş.