Sevginin dıştan içe gelen bir şey olduğunu düşünüyor, hep birilerinin bizi sevmesini bekliyoruz. Oysa sevgi, önce içten içe olacak... Kalbinde kendine de geniş bir yer ayıracaksın... Sonra içten dışa yayılacak... Biz bunu fark etmek yerine başkalarının bizim için bir şeyler yapmasını bekliyoruz. Başkaları sevsin bizi. Başkaları bizi düşünsün, başkaları hatırlasın hep, başkaları desteklesin, kutlasın, önemsesin. Bekliyoruz... Gelsinler ve beklentilerimizi yerine getirsinler diye, hayat boyu bekliyoruz.
Sokakta yarım saat dolanıp yüzlerce mutsuz kadın görebilirsin. Derin derin uzaklara bakan, sanki siyah beyaz yaşayan, yılgın kadınlar. Kederli, gamlı, sitemli kadınlar. Sorduğunda “bilmiyorum ki, çok mutsuzum” diyen ama mutsuzluğunun sebebini tarifleyemeyen, yanından gülerek geçip giden kadına imrenen, herkesi mutlu, bir kendini mutsuz sanan, dünyanın bütün dertlerinin onun başına toplandığına inanan, başkalarının sıradan hayatına imrenen gözlerle bakan kadınlar…