Okurken sadece hikâyeyi değil, bir kadının iç dünyasını, yalnızlığını ve kırılganlığını da iliklerinize kadar hissediyorsunuz…
Bir kadının ‘’Ait olamama” hissini, sevgiye olan ihtiyacını ve hayata tutunma çabasını o kadar gerçek anlatıyor ki, okurken yer yer rahatsız oluyorsunuz. Çünkü fazlasıyla tanıdık…
Bu hikâyede büyük olaylar yok belki ama duygular çok büyük. Sessiz acılar, söylenmeyenler, içe atılanlar…
Orhan Kemal’in anlatımındaki en güçlü şey, sadeliğin altına sakladığı gerçeklik. Süslemeden, zorlamadan, hayatın tam içinden yazıyor. Okurken “bu sadece bir hikâye” diyemiyorsunuz çünkü fazlasıyla gerçek… Fazlasıyla bizden..