yalnızlık bazen bir boşluk bazen de huzurlu bir ev gibi kimi zamansa kalabalığın içinde bile insan kendini yalnız hisseder ve yalnızlık bazen de bir tercih olur kendi kendine yetebilmenin iç sesini duyabilmenin ve hayata dair anlamlar çıkarabilmenin bir yolu gibi ama ne kadar alışsam da ne kadar kabullensem de içimde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum bazı zamanlar yalnızlık artık kök salıyor tıpkı bir alışkanlık gibi yürüyüş yaparken konuşacak bir ses ararken bir şarkının en içli yerinde içimde tanıdık bir sızı hissederken... biz insanlar ne kadar kendine yettiğini sansa da bir başka kalbe temas etmeye ihtiyaç duyuyor ben yalnızlığa alıştım ama artık sevmek sevilmek istiyorum başka bir sesin yankısını içimde hissetmek bir çift gözde kaybolmak bir hikâyenin içinde iki kişi olmak istiyorum sadece kendi dünyamda değil başkasının dünyasında da bir yer edinmek anıların iki kişilik olanlarını biriktirmek istiyorum aşkın beni bulmasını beklemiyorum ama ona kapılarımı açıyorum yalnızlığımı aşk için terk etmek istemiyorum aksine yalnızlığımla birlikte âşık olmak istiyorum bir başkasının varlığına ihtiyaç duymaktan değil o varlığı anlamlı bulmaktan ötürü sevmek istiyorum birini eksiklikten değil tamamlayıcılıktan ötürü hayatıma almak istiyorum yalnızlığım aşkı daha derin hissetmemi sağlayacak belki de çünkü ben aşkı bir ihtiyaç değil bir hediye olarak görmek istiyorum ve eğer biri bir gün kalbime dokunursa o yalnızca yalnızlığımı sonlandıran değil ona anlam katan biri olsun istiyorum...
gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. mutluluk birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.