Hepinize, kırık bir kalbin sessizliğinde, zoraki bir gülümsemeyle bakıyorum. Hiçbirinizle dövüşemem, çünkü içimde taşıdığım yalnızlık, kelimelerden daha ağır. Belki de en çok, anlaşılmamaktan korkuyorum...
1000Kitap
ben ona sabah olamasam da dingin bir ikindi olayım istemiştim herşeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin yüzünde uçuk bir gülümsemeyle yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını dinlendireyim istemiştim üşütmek istememiştim. Şükrü Erbaş🪴
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Teşekkürler, Beyhan Budak.
Bugün hayatımın en ilham dolu günlerinden biriydi; çünkü her sıkıştığımda rehberliğini hissettiğim, hayatı ve kendimi anlamlandırma yolculuğumda bana adeta bir akıl hocası olan Beyhan Budak ile tanıştım! Kitaplarını satır satır okumaktan, her bir konuşmasını hayranlıkla dinlemekten aldığım keyif, bugün yüzümdeki o kocaman gülümsemeyle taçlandı. Bu mutluluğu anlatmaya kelimeler gerçekten yetersiz. Unutmadan, Beyhan Hocam'ın da dediği gibi: Mutluluğu kaybettiğin yerde arama ve kendini tüketmeden yaşa. ​(Doğukan Hocam yazması ayrı bir mutluluk benim için. Hocamın da dediği gibi, hayatın ustası olacağım Hocam.) Beyhan Budak Kendini Tüketmeden Yaşa Mutluluğu Kaybettiğin Yerde Arama
1000Kitap
Herkes evine girmemeli !!!
Kapıyı çalan herkes içeri girmeyi hak etmez. Yıllar geçtikçe şunu anlarsın: herkesin evine erişimi olmamalı. Çünkü bir ev sadece bir adres ya da dört duvar değildir. Sığınaktır, dinlenmedir, mahremiyettir ve huzurdur. Yüklerini bıraktığın, savunmalarını indirdiğin ve hiçbir şey ispatlamak zorunda kalmadan kendin olduğun yerdir. Çoğu zaman kapı fazla hızlı açılır. Nezaket, alışkanlık ya da hoş görünme isteğiyle; saygısını ve niyetini henüz göstermemiş insanlara bile içeri girme izni verilir. Sonra gerginlikler, rahatsızlıklar ve o sakinliği bozan enerjiler ortaya çıkar. Her gülümsemenin arkasında samimi bir özen yoktur. İşin görünmeyen kısmında ise çoğu zaman bir çekirdek inanç çalışır: İyi biri olmak için herkesi kabul etmeliyim. Hayır dersem sevilmem. İnsanları kırmamak için sınırlarımı esnetmeliyim. Ve bu inançlar, fark etmeden kapıyı yanlış insanlara açtırır. Bir de başka bir korunma biçimi vardır: Bazı insanların nerede yaşadığını bile bilmemesi gerektiğini anlamak. Bu korkudan değil, sağduyudan gelir. Çünkü bazı insanlar yakınlığı hak sanır, güveni anında erişim olarak görür ve kişisel bilgiyi sınırsız izin gibi algılar. Sınır koymak da bir bilgeliktir. Burada da başka bir çekirdek inanç devreye girer: Ben kendimi korumazsam kimse korumaz. Önce ben sınır koymazsam herkes sınırı aşar. Ev sadece eşyaları barındırmaz. Alışkanlıkları, kırılgan anları, özel konuşmaları ve içinde yaşayanların enerjisini taşır. Bu yüzden o alanı korumak, hayatının derin bir parçasını korumaktır. Herkes saygıyla girmeyi bilmez ve herkes çıkarken huzur bırakmaz. Bu, dünyaya kapanmak ya da herkese şüpheyle yaklaşmak değildir. Sadece sakin gözlemlemek, zaman tanımak ve sözlerden önce davranışların konuşmasına izin vermektir. Gerçek güven adım adım kazanılır; ısrarla ya da güzel görünen
Hayata Dair
Sabahattin Eyüboğlu anlatıyor: "Sahte ciddiliğe öyle candan düşmandı ki, sahte ciddiliğe inat, en ciddi işlerini şakadanmış gibi yapardı. Yüzünden ve şiirden gülümsemeyi eksik etmezdi. Dünyayı, insanları, türküleri ölesiye sevdiği anlarda bile sever görünmezdi. Sevdiğini sevmeye kimseyi zorlamaz, hele kendi derdini kimseye dert etmezdi. Alır başını giderdi sıkılınca, tadına doyurmadan. Dünyadan gidişi de öyle oldu."
"Hayatta Her şey insanın kalbinde başlar. İyilik de, kötülük de... Kimi insan girdiği yere ışık taşır. Kimi insan ise kapatır tüm pencereleri. Ben, zor da olsa hep ışık taşımaya çalıştım. Çünkü biliyorum ki; İnsan insana vereceği en büyük hediye, içten bir gülümsemedir." Münir Özkul
Hayata Dair