EVE GELİRKEN EKMEK AL ŞERMİN YAŞAR
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 13:32
EVE GELİRKEN EKMEK AL ŞERMİN YAŞAR Ekmek, Kitap ve Akıl Sağlığını Koruma Rehberi! Yakın zamanda beni keyiflendiren bir kitap. Şermin Yaşar romanı okumak, pazar sabahı tam kahvaltı ortasında aile üyelerinden birinin ki ablanız olabilir, masaya bomba bir dedikodu bırakması gibi bir şey. Sayfalara "Şöyle iki satır bir şey okuyup kafa dağıtayım" diye giriyorsunuz; bir bakıyorsunuz ki mahalledeki tüm karakterlerin iç sesleri salonunuzda halay çekiyor. Yazarın o tanıdık, hınzır ve "Biz aslında çok normal bir aileyiz ama çaktırmıyoruz" tonu, insanı bir oturuşta yarım somun ekmeği bitirtir gibi kitaba bağlıyor. Hem bir taraftan iştahla kitaba yüklenirken bir taraftan da etrafı kesiyorsun aman bitmesin diye! Okurken hem "Yahu aynı bizim buralar!" diyorsunuz hem de kahkahayı basmamak için toplu taşımada telefonu gizleyenler gibi şekilden şekle giriyorsunuz. Eser bir çok hikayeden oluşuyor. Kitaptaki karakterlerin her biri, sanki mahalle bakkalından ödünç alınmış gibi ama her birinin içine bir miktar absürtlük tozu serpilmiş gibi. Şermin Yaşar, sıradan hayatların altındaki o tatlı deliliği öyle bir cımbızlıyor ki, trajediyle komediyi aynı tabağa koyup önümüze enfes bir meze olarak sunuyor. Aynı Varşovadaki Rumi restorantta Mehmet ustanın mezeleri gibi. Kitap bittiğinde, içinizde hem lunaparka gitmiş çocuk neşesi kalıyor hem de "Acaba benim hayatımı kim dikizleyip bu kadar doğru yazdı?" paranoyası başlıyor. Uzun lafın kısası; bu roman ruhun detoksu, edebiyat dünyasının ise neşeli bir "Gülümseyin, çekiyorum!" anı gibi. Eğer hayatın koşturmacasından, ciddi plaza dillerinden ve "Hangi ara bu kadar büyüdük?" dertlerinden sıkıldıysanız, bu kitap tam bir sığınak. Şimdi bu incelemenin üzerine, sıcacık bir ekmek alıp eve dönme ve kitabın kritiğini çay eşliğinde derinleştirme
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,8bin okunma
Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa "siz" diyordu..
9/10
·42 syf.··
2026 35. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 15:07
Dün gece ansızın beni çağıran bir kitap oldu. Sanki o an neye ihtiyacım olduğunu hissetmişti. Benimle konuşmak, bana iyi gelmek ister gibiydi.Doğanın ortasında benimle sohbet etmiş gibiydi. Öyle cümleler vardı ki.. okurken hissettiğim duyguları kelimelere dökmek belki de mümkün değil. İncelemelere baktığımda din konusunda eleştirildiğini gördüm. Bu beni gerçekten üzdü. Oysa kendisinin de dediği gibi: “Gözleri yıkamalı başka türlü görmeli, kelimeleri yıkamalı..” Sohrap Sepehri, insanlığa dair her şeyi doğayla iç içe, incelikle anlatıyor. Doğayı bir metafor gibi kullanarak derin anlamlar kuruyor. Keşke kitabın devamı olsaydı… Sayfalar dolusu süren, hiç bitmeyen bir anlatı, kesilmeyen bir duygu seli… Aynı derinlikle okumaya devam edebilseydim. Diğer kitaplarını da okuyacağım. Beni çağırdıkları zaman.. “Ve ölümden korkmayalım” diyen bir şairin, 51 yaşında hayata veda etmiş olması… Bu da ayrı bir tezat. “Benim ruhum gençtir. Bazen heyecandan kekeler… Ruhum bazen yol ağzında duran bir taş gibi gerçektir.” İşte böyle bir ruhla yazılmış bu eser. Konuşurken zambağa “siz” diyen bir şair… İmgelerle, tezatlıklarla şiire bambaşka bir derinlik katmış. Sitemleri bile incelik taşıyor. “Bir tebessümün arkasında gizlidir her şey.” Zor değil.. bir gülümseme. Okuyun, okutun.. ve hep gülümseyin :)
Suyun Ayak SesiSohrab Sepehri · Pan Yayıncılık · 20081,398 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 01:29
Kitabın ilk bölümünde yazar, kahkaha ve eğlencenin psikolojik ve fizyolojik öneminden bahsediyor. Mizahın kimyamızı nasıl değiştirdiğinden; sinir sistemi, bağışıklık ve dolaşım sistemlerimizi ne denli etkilediğinden söz ediyor. Tabii burada zamanlamanın da önemli olduğunu vurguluyor; her an ve hiç olmadık bir zamanda mizaha yönelmemek gerektiğini hatırlatıyor. İkinci bölümde, en yıpratıcı olayların bile üstesinden gelebilmemiz için çeşitli yollar öneriyor. Mizahı hayatımıza nasıl katabileceğimizi anlatırken pratik öneriler ve örnekler sunuyor. Bu bölümde özellikle şu cümleyi vurgulamak istiyorum; “Burada yer alan on dört düşünceyi sabah vitaminleriniz olarak düşünün. Mizahın vitamini M vitaminidir. Günlük dozunuzu almayı sakın unutmayın!..” Üçüncü ve son bölümde ise ağır hastalıklar ve ölümler karşısında mizahın, kahkahanın ve eğlencenin önemini ele alıyor. Tam anlamıyla hayatınıza katamasanız bile, bu kitabı okuduğunuzda zor zamanlarda “Bu süreci atlatmama yardımcı olacak bir yol var mı?” diye düşündüğünüzde size bir kapı aralayacaktır. Mizah’ı, sorunlardan tamamen uzaklaşmak değil de; en azından o sorunlara katlanmayı kolaylaştıran bir yol gibi düşünün… Yazar, eşi Ellen hastanedeyken yaşadıklarından da bahsediyor. (Eşi, hayat dolu, her zaman gülen ve mizahı güçlü bir kadınmış.) Bu süreç ona çok şey öğretmiş. Farkındayım, herkesin kişisel gelişim yolculuğu farklı ilerliyor; hatta “kişisel gelişim ne?” diyenler de var. Ama mesele, okuduklarımızdan biraz olsun farkındalık kazanabilmek… Ben en azından bu gözle okuyorum. Sonuç olarak yazar, eşini kaybettikten sonra şöyle diyor: “Maddi şeyler anlamını yitirdi, ruhsal gelişimim daha fazla önem kazandı; kendimi ve dünyamı daha iyi anlamaya başladım.” Bu cümlenin altını keşke kalın, kırmızı bir kalemle
Mizah
Mizahın İyileştirici GücüAllen Klein · Epsilon Yayınları · 199939 okunma
10/10
·576 syf.··
2026 7. kitabı
Bitti… ilk kitabı alışımı ilk sayfadan beni ağlatmasını nasıl unutabilirim ki? Bir kitabın beni ağlatması için bağlaması gerekmediğini o zaman anlamıştım. Ama aradan geçen o üç kitabı bende fark edememişim. Hani büyüklerimiz der ya elimde büyüdün diye. Elimde büyüyen kızlarımın oğullarımın, kızları oğulları olunca bir sarsılmadım değil. Ama beni en burukça gülümseten şey ise bu kitabın bitip gökçen evreninin bitmemiş oluşu gülümseyin, bülbül kapanı 2 yakında çıkacak ve 3,4 de yolda… spoiler geliyor: Gökçenim ile murathan’ımın oğlu Yusuf Ali’nin Timur ile Ahu’nun kızına aşık olması peki?? (Yani ben öyle yorumladım) ya da Aslıhan’ın da bir hikayesinin olması. Kadın bir Karakurt’un hikayesini olacak olması… Metenin büyümesi, Aybüke’nin anne olması ya içim gitti yaaa içimmmm sana her şey için o kadar müteşekkirim ki Lore’m o zaman bu güzel karakterlere de kalbimde en güzel köşelerden birine koyduğuma göre… Sonsuza Kadar Mutlu Yaşadılar diyelim ve Gökçen Kız masalında Gökçen kızın kalbinin aslında hep en büyük olan olduğunu hatırlayalım… Loresima Gökçen Gökçen 2 Gökçen 3 Gökçen 4
Gökçen 4Loresima · Ephesus Yayınları · 20253,142 okunma
Puan vermedi
Herkesin ikigai si olmalı . Daha çok hedef kurma, amaç bulmamizi sekillendirebilecek bir kitap. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Emekli olmayın Ağırdan alın Tıka basa yemeyin İyi arkadaş edin Gülümseyin Ani yaşayın
İkigaiBettina Lemke · 20202,687 okunma
Bipolar Altında Hikayeler - OPİA Üzerine
Puan vermedi·124 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Zeynep Melda Güler Bipolar Altında Hikayeler Bu kitap, adından da anlaşılacağı gibi, uçlarda salınan bir ruh hâlini merkeze alıyor. İçindeki hikâyeler kimi zaman bir psikiyatristin gözünden danışanını anlatıyor, kimi zaman da bireyin kendi zihninde verdiği savaşlara odaklanıyor. Karakterlerin bireysel travmaları yanı sıra toplumsal gerçeklerle boğuşuyor olması dikkat çekici. Çocukluk travmaları, aile yapısındaki eksiklikler ve politik eleştiriler iç içe geçmiş. Yani bireylerin içsel savaşları toplumun açmazlarıyla birleşiyor. Güler’in kalemi, “küçük bir hikâye anlatayım” diye başlayıp aslında okuru büyük bir yaşam muhasebesine davet ediyor. Her hikâyesi, hayatın sıradan görünen anlarında insan ruhunda ne kadar derin yarıklar açabileceğini düşündürüyor. Bir kitabın içine girmek bazen yavaş yavaş olur, bazen ilk sayfada çarpılırsın. Zeynep Melda Güler’in Bipolar Altında Hikâyeler - Opia kitabı bende ikinci etkiyi yarattı. Çarpıldım! Hatta sadece “çarpılmakla” kalmadım, içinden bazı hikâyeleri çerçeveletip duvara asmak istedim diyebilirim. Bu yazıda, kitaptan iki favori hikâyeme değineceğim. Biri karanlık bir yerden bakıyor okura: Ben de Sizi Okuyorum. Diğeri ise trajikomik bir çarpışma gibi: Romantik Sözlere Cevap Veren Adam. Birisi seni içeriden okuyor, diğeri karşılıklı konuşma sandığın şeyi aslında ne kadar tek taraflı yaşadığını yüzüne tokat gibi vuruyor. Ama ince. Yani hem kırıyor hem gülümsetiyor. Ben de Sizi Okuyorum Kız bunalımda. Hayatla barışık olmadığı bir dönem. Kendisiyle zaten küs. Yine de hayatın akışına kendini bırakmış; anlam arayışı hâlâ devam ediyor. Uğradığı bir kitapçıdan birkaç kitap alıp evine dönüyor. Aldığı kitaplardan bir tanesi kişisel gelişim kitabı. Hani şu her derdi iki sayfada çözenlerden. Okumaya başladıktan sonra her öneriye bir not düşüyor. Ama
Bipolar Altında HikayelerZeynep Melda Güler · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma