Bu dünya için kendini paralaman gülünç.
Duygu ve Düşünce
Bir keresinde internette bir şey duymuştum ve aklımdan çıkaramıyordum. Toplumun, sabıkalı insanlardan daha çok "çirkin" veya şişman insanlardan nefret ettiğini söylüyordu. Ve dürüst olmak gerekirse, buna tamamen katılıyorum. Belki her durumda değil, belki her zaman değil, ama durup etrafınızdaki dünyayı gözlemlediğinizde, rahatsız edici bir şekilde mantıklı gelmeye başlıyor. Dış görünüşleri eleştirmekte çok hızlıyız. Bakışlarımızı dikmekte, yargılamakta, insanları güzelliklerine göre sıralamakta çok hızlıyız. Birinin değerini ne kadar çekici olduğuna, ne kadar zayıf olduğuna, ne kadar iyi giyindiğine, ne kadar " derli toplu " göründüğüne göre belirliyoruz. İnsanlar birinin acımasızlığını sorgulamadan önce kilosuna gülüyorlar. Birinin karakterini sorgulamadan önce yüzüyle alay ediyorlar. Ve nedense, nezaket, empati, duygusal olgunluk ve derinlik ikinci plana atılıyor. Birisi bencil, manipülatif, kaba, kıskanç, duygusal olarak mesafeli veya hatta son derece kırıcı olabilir, ancak yeterince çekiciyse insanlar bunu mazur görür, romantize eder veya görmezden gelir. Ama birisi güzellik standartlarına uymuyorsa? Birdenbire herkesin bir fikri olur. Herkes dış görünüşünü düzeltiyor ama ruhunu değil. Belki de bu yüzden birçok güzel insan hâlâ çirkin izlenimler bırakıyor. Toplum bizi sürekli olarak görünüşümüzü iyileştirmeye zorluyor. Cilt bakımı. Dolgu maddeleri. Estetik ameliyatlar. Spor salonu takıntısı. Güzellik standartları. Sosyal medya baskısı. Kusursuz bedenler. Kusursuz dişler. Kusursuz fotoğraflar. Kusursuz hayatlar. Nereye baksanız, birileri size kendinizin daha iyi bir versiyonunu satıyor. Daha güzel bir versiyonunu. Daha arzu edilir bir versiyonunu. Sanki insan olmak sürekli düzeltmemiz gereken bir şeymiş gibi. Ama kimse travmayı iyileştirmekten yeterince
Substack
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Oza
selam oza, evde, geceleyin ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun, havlarken köpekler,yalarken kendi göz yaşlarını senin soluğundur duyduğum ses. selam oza! nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle, gerçekte korku olduğunu aşkın, söyle? selam oza! ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni? daha da korkunç,bir başına değilsen oysa: şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana. ne acı bu denli geç rastlamak sana ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda. selam oza! ey - insanlar, lokomotifler, mikroplar gerin kanatlarınızı elinizden geldiğince ona. harcatmam onun, dokundurtmam kılına. selam oza! yaşam bir bitki değilse aslında, neden dilimliyor, parçalıyor insanlar onu selam oza! ne acı bu denli geç rastlamak sana ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda. karşıtlar getiriliyor bir araya
Şiir
Vatan sevgisinden beslenen fedakarlık duygusu dejenere insanlara gülünç gelir. Osman Pamukoğlu
Bir insan, kıskandığı kişinin hayatına veya sahip olduklarına odaklandığında kendi merkezini kaybeder. Bu durum, mantıklı düşünen bir bireyin iradesini devre dışı bırakır. Kişi, kıskançlık yüzünden takıntılı ve saçma davranışlar sergilemeye başladığında, çevresindeki insanlar için "gülünç" veya "acınası" bir figüre dönüşür.
Dostoyevski (Fyodor), insan ruhunun en karanlık ve en karmaşık köşelerini analiz etmedeki ustalığıyla bilinir. Kıskançlığı bir "kusur" olarak tanımlaması ve bunun insanı "gülünç" duruma düşürdüğünü söylemesi, onun psikolojik ve ahlaki gözlemlerine dayanır.