8/10
·240 syf.··
2026 157. kitabı
Küçük Yerler 4 - Boş Gülüşler #okudumbitti “Küçük Yerler Dörtlemesi”nin finali Boş Gülüşleri bitirdim ve şu an içimde tuhaf bir boşluk var… Hani bazı seriler bittiğinde “tamam güzel kapandı” dersin ya; burada hem kapandı hissi var hem de o kasabanın sisi üzerime sinmiş gibi. Bu kitapta beni en çok çarpan şey şu oldu: Ollie’nin yokluğunun ağırlığı. Üç aydır kayıp olması, geride kalanların “acaba…?” duygusuyla yaşaması, bir yandan da umudu bırakmaması… Coco, Brian ve Phil’in o inatçı arkadaşlık hâli var ya, işte o şey kalbimi sımsıkı tuttu. Çünkü bu seri korkutmayı biliyor ama aynı anda “birlikte olunca dayanılır” duygusunu da çok iyi veriyor. Ve tabii Gezici panayır… Korku türü için “kolay lokma” gibi görünen bir mekân ama yazar bunu bildiğin kabusa çevirmiş. Panayırın o yapay neşesi, ışıkları, gürültüsü, arkadaki çürük his… Bir sayfada “eğlence” gibi duran şey, diğer sayfada “ben burada niye huzursuzum?”a dönüşüyor. Palyaço, oyuncak, lunapark gibi detaylar bende zaten tedirginlik tetikler; burada resmen üstüne basa basa o tedirginliği büyütmüş. Gülümseyen Adam’la ilgili sevdiğim şey şu: Klasik “kötü kötü olduğu için kötüdür” çizgisinin biraz dışına taşıp, oyun kuran bir tehdide dönüşmesi. Sanki her hamlesi “korkutayım” değil de “ikna edeyim, kandırayım, merak ettireyim” gibi. Özellikle Ollie’nin sisin ötesindeki tarafta tek başına sıkışıp kalması ve orada ipuçlarını kovalamaya çalışması… Ollie’nin cesareti burada daha “olgun” bir şeye dönüşüyor; korkuyor ama korkunun elinden tutup yürüyor gibi. Final kitaplarında hep bir risk vardır ya; ya fazla uzar, ya da “hadi bitsin” diye koşturur. Ben burada genel olarak çok tatmin oldum, çünkü tempo bir an bile düşmedi. O “SONRA NE OLUYOR?” hissi gerçekten hiç bırakmıyor. Bölümler kısa, akış hızlı, bir de araya serinin genel
Boş GülüşlerKatherine Arden · Olimpos Çocuk Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
"Utanç da aşk acısı gibi, beyinde başlıyor, Kalbe uğruyor bir gün midede bitiyordu. Mahcubiyet, utanç, pişmanlık gibi duygular şükür ki bağırsaklara kadar inmiyordu, yoksa maazallah, her tarafı b** götürürdü." "Çünkü bazı şeyler asla unutulmaz, unutulsun da istenmez." #Tol kitabıyla tanıdığım @uyurkulakmurat 'ın yeni romanı #dipte geçtiğimiz günlerde @inkilapkitabevi etiketiyle raflarda yerini aldı. @orkungalolar okumalısın dediği için de merakla okudum açıkçası her iki kitabı da ... Okuyanın zihninde istemsiz bir kasılma bırakan satırlar aslında son yıllarda iyice kokusu çıkan sosyal çürümenin de edebiyat aracılığıyla okurlara aktarılması. Yazar tam da bunu dert edinmiş.... Nereye gidiyoruz farkında mısınız diye kelimelerle boğuşuyor... Kitaba hakim olan o karanlık mizah, çürümüşlüğün o keskin kokusunu da ayyuka çıkarıyor... Anlayana: ) Hikâye, neresinden bakarsanız bakın dipte ve haliyle o dehlizde zekice bir bakış açısıyla okurla konuşuyor. Yüzsüzlerin, çıkarcıların o kaypak gülüşleri canlanıyor satır başlarında bir de entelektüel geçinen ve "tuzum kuru ama" diyenlerin kaypak bakışları... Bu kitap bir düello: rahatsız olanlarla o rahatsız ortamda duyuşsal yeteneklerini kaybedenleri karşı karşıya getiren... Kitabın kapağını kapatınca insanın içinden: "sahtesiniz!" diye bağırmak geçiyor...
DipteMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 202638 okunma
Reklam
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
YIRTICI KUŞLAR ZAMANI AHMET ÜMİT 448 SAYFA #AhmetÜmitokuyoruz #BaşkomserNevzat #Ortakokuma #Okudukbitti Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu. Çünkü cinayet işlemenin belli bir saati yoktu, çünkü katiller, öldürmek için bizim mesaiye başlamamızı beklemezlerdi, çünkü vahşet zamansızdı. Sen asla unutmazsın Nevzat. Belki affedersin ama asla unutmazsın. Uzun bir maceranın sonuna geldik Yırtıcı Kuşlar Zamanı kitabıyla. Başkomser Nevzat, yıllar önce bir patlamada kaybettiği eşi ve kızının katillerine nihayet ulaşıyor. Üstelik Ağva'da yağan şiddetli bir yağmur sonrası ortaya çıkan gizemli bir ceset sayesinde. Bir gizem başka bir gizemin çözümü olur. Fakat bu çözüm berbat bir çürümenin de ortaya çıkması demektir. Eşi ve kızının kaybetmenin acısı ile o döneme ait pek çok şeyi hatırlayamayan, ağır bir depresyon halindeki Nevzat, geçmişin hayaletleri ile büyük bir mücadele halinde tüm kitap boyunca. Buruk bir huzura kavuştuk onunla beraber. Sokaklarda kol gezen suç şebekeleri ve bu şebekelere kol kanat geren siyasiler, faili meçhul cinayetler, ahlaki bir çöküntü, liayaktsızlık, yozlaşmış ilişkiler, uyuşturucu şebekeleri. Günümüz Türkiye'sine kısa bir bakış bir yandan da. Mafya bağlantıları, yabancı suç örgütü liderlerinin ülkede cirit atması, parayla satılan vatandaşlıklar, sokak hayvanlarının öldürülmesi, kaset skandalları ve daha neler neler. Nevzat ve ekibinin maceradan maceraya koşuşu. Bir adalet ve ahlak sorgulaması, iyilik ile kötülüğün mücadelesi. Pekçoğunuzun okuduğu bir kitap ve çok ayrıntı vermek istemiyorum. Nevzat Başkomser ile vedalaşmak hüzünlüydü benim için. Devam eder mi onunla yolculuğumuz bilinmez elbet ama Nevzat'ı, Ali'yi, Zeynep'i,
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,3bin okunma
Puan vermedi·270 syf.·
2026 340. kitabı
İnanmak istediğine inanır insan. Yalan olduğunu bile bile inanır insan. "S:15 kurmaca ile gerçeğin iç içe geçtiği bir yolculuğun hikâyesi. Sabahattin Ali cinayetini aydınlatmaya çalışan esrarlı bir yazarın, kendi hakikatini de aramasının, her durakta, her otelde, her gecede, her kentte cinayetin izleriyle birlikte kendinden ve hayatından eksik parçaları da bulmaya çalışmasının romanı. Sabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm Gerçekten hakikati bilmek istiyor musun? Peki hakikate ulaşmak mümkün mü? “İnsanlar öldüğünde izlediği filmler ne olur bilmiyorum. Dinledikleri şarkılar, içlerinde biriken özlemler. Okudukları kitaplar boşa mı okunmuş olur misal? Bir kuş gibi çırpınan kalpleri, ısındıkları bahar güneşleri, ciğerlerine çektikleri taze çimen kokuları. İlk sonbahar yağmurlarıyla gizledikleri gözyaşları. Yalnızlıktan üşüdükleri kışlar, kederi gizlemek için saklandıkları çocukluk gülüşleri, sadece yalnız olmadıklarını düşündükleri için imrendikleri insanlar…” Sabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm Gerçekten hakikati bilmek istiyor musun? Peki hakikate ulaşmak mümkün mü?
Roman-Edebiyat
Sabahattin Ali'yi Ben ÖldürdümGökçer Tahincioğlu · İletişim Yayınları · 2023116 okunma
Fazla Uzaklaşmadan Yazmalıyım
Puan vermedi
#Fazlauzaklaşmışolamaz Kevser Hattatoğlu'nun ilk eseri. KESİK, KABUK ve DİKİŞ İZİ isimlerini verdiği bölümlerden mürettep öykü kitabı, neşterini maharetle kullanan eller gibi okuyucusunun şifa bekleyen yaralarına dokunuyor. Kevser Hattatoğlu'nun babalar, anneler ve evlatlardan oluşan rüyalar ve hayallerle örülü dünyasında; gerçekliğini hepimize inandırdığı Handelibe'nin sokaklarında, onun dili kullanmadaki ustalıklı rehberliği eşliğinde dolanıyoruz. Birçok hikâyesine öylesine aşinayız ki aynı zamanda ilk kez onun kaleminde can buluyor gözden kaçırdıklarımız. Yazdıklarıyla ilham kaynağı olmaya, onulmaz yaralara şifa olmaya devam etmesi dileğiyle... İlk öyküsü Ondan Geriye Say. Doğumunda annesiz kalan ve eksik kalan bu yanı hiç dolmayan yalnız bir adamın kalp nakliyle hayata tutunma çabasını okuduğumuz öykü, yaşamın doğum ve ölüm dengesinden ibaret bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor okuyucuya. "Çünkü kendini anlatmak zordur. İnsanlar birkaç etiketle tanımlar seni ve sökmek kolay değildir onları bedeninden." Hangi Elimde öyküsüyle hüznün ve mutluluğun aynı anda yaşandığı hastane koridorlarında dolanmaya devam ediyoruz. "Beklenmeyen bir çocukmuşum ben." diyor Ahmet. Anne ve babanın geç yaşlarda çocuk sahibi olma utancını bir ömür ruhunda taşıyan, babasıyla oynadığı o kısacık hangi elimde oyunlarıyla avunan bir çocuk yetişkin o. Fazla uzaklaşmadan, her an her yerde karşılaşabileceğimiz biri. "Geç kalmış insanların hayatı bir yerden yakalamak için aldığı fazla düşünülmemiş kararlara benzerdi gayreti, küçümsemezdim." dediği satırlarla bütün yoksunluklarına rağmen babayı mazur görmenin, bu toprakların çocuklarına yaraşır bir haslet olduğunu düşünüyoruz. Son Konserve Kavanozu annesini ondan geriye kalan son konserve kavonozunda arayan bir kadının hikâyesi. Mükemmeliyetçi
Edebiyat
Fazla Uzaklaşmış OlamazKevser Hattatoğlu · Şule Yayınları · 202518 okunma
9/10
·456 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 19:14
Selamlar. Uzun zamandır asker konulu kuegulara piyasada ara verilmişti. Ozlemedim dersem yalan olur. Asker konulu kurgularda en çok tim olayını seviyorum. Sevgili @melin.sogut bu açlığımızı fark etmiş gibi tamda en sevdiğimiz türden bir kitap yazmış. Ay iyi ki de yazmış. Malum bir insan iyiyse ve belirli bir yaşa geldiyse hani başkası kapmasın da biz bunu evlendirelim tarzında bir sürü insan olur etrafında. Hah işte Mahir tamda o kişi. Alayın gözde bekarı! Lakin kendisi uzun zamandır rüyalarında bir peri kızı görüyor. Kim derdi ki rüyalarının peri kızı, bir operasyon sonrası döndüğü revirde onu bekliyor? Geleli kızımız Ayperi'ye kendisi Sadece ayakları üstünde durmaya çalışan genç bir hemşire. Ancak toplumun gereksiz baskısı ve hayatında kimse yok benimle ol diyen askerlerden bıkmış. Malum hayatında kimse yoksa benim olabilir salaklığı bir çok erkekte bulunuyor! Tamam, tamam sakinim. Tabii ortalık bu kadar karışıkken anlaşmalı evlilik muhabbeti oluyor. Lakin aşk bu hiç durur mu? Elbet bir yolunu bulacaktır. Bu timde ki favorim Mülayim. Adamın hassosu! Kendisi iki gözümün çiçeğidir. Biliyorsunuz benim yan karakterlere düşmek gibi bir huyum var. Mert sempatik görünüyordu ama bence değildi. Bazı laflarını doğru bulsam da adamın çoğu hareketi falsoydu br kardeşim! Gamze ve aşık Fatih çifti çok tatlıydı. Alperen, Pusat, Nevzat, Aliye.. Bu ekip çok eğlenceliydi. Alperen - Pusat dinamiği çokça guzeldi. Yalnız Ayperi ve acılarını, geçmişini saklayan gülüşleri hep eksik gibiydi. Neyse ki tamamlandı diyebilir miyiz? Ayperi güçlü bir genç kızdı ve yaşadıkları onu erkenden olgunlaştırmıştı. Karakter olarak çok keyifliydi. Mahir yaş farkına fazla takıldı. Ayrıca ben ne yapıyorum, ne hissediyorum diye diye bir manyaklaşınca ufaktan bir sinirlendim. Kendine gel çocuğum!
1000Kitap
Döneceksin Diye Söz VerMelin Söğüt · Dex Yayınevi · 202638 okunma
Reklam
Reklam