Açıl bir gül gibi masum
Tüm erkeklerin şerefine
Sol bir ak zambak gibi kırılgan
Gözleri kurtarıcının
Parlasın rengârenk çiçeklerle
Parla bir baltanın ucu gibi keskin
Dönüştürmek istercesine dünyayı
Güç ellerinden akarken
Yeniden yarat
Kalıpları, beklentileri, ezber gülüşleri
Pınar Kür'ün Asılacak Kadın romanındaki "kadın-çiçek" metaforundan esinlenerek yazdığım birbiriyle çatışan ama birbiriyle konuşan iki şiir.
Daha fazlası için: instagram.com/p/DZ2BVTlDOCj/?...
bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı
Attila İlhan
Cilveli bir koku geliyordu fırından
Alın teriyle mayalanmış
Azcık katık yapsam diyordum elimde buunan
kırbadaki suyla
Öyle güzeldi ki
Tüm haz ve arzu dugularımı tetikliyordu
Ah diyordu içimdeki ses
Bilinçaltımda anamın yüzü canlanıyordu
Bilinçdışıma hakim değil
Oysa
Lacan, Jung ve Freud bilirdim
Lakin
Bu buğday bulamacı karşısında
Midemin tıkırsı
Bütün logosları
Altüst ediyordu
Tam da şehrin camekanlı şatafatı
Ya da
Makyajlı o güzelliği
Ne karın doyuruyordu
Ne de sofrayı dolduruyordu
Ancak
Bir kere kanmıştı aklım
Hani
Taşı toprağı altındı bu şehrin
Oysa
Şimdi
Ciğerimde
Bazı kadınlar makyaj yapmaz, gamzesi vardır. Bazı kadınlar mücevher takmaz, gözleri vardır. Bazı kadınlar söze ihtiyaç duymaz, bakışları vardır. Bazı kadınlar silah kullanmaz, gülüşleri vardır...