Eksiklerine rağmen sevdim.
8/10
·648 syf.··
2026 135. kitabı
Quicksilver benim için uzun zamandır okuduğum en güçlü atmosfer kitaplarından biri oldu. Teknik açıdan kusursuz değil; yer yer yazım ve çeviri hataları var, bazı mantık hataları da gözüme çarptı. Özellikle sonlara doğru bazı betimlemelerde bir belirsizlik hissettim ve dövüş sahneleri bana yeterince iyi aktarılmadı. Final kısmı da biraz aceleye getirilmiş, daha üstünkörü yazılmış gibiydi. Ama bütün bunlara rağmen kitap beni içine çekmeyi başardı. Çünkü yazarın atmosfer kurma ve duygu aktarma konusunda gerçekten çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Mekânları yalnızca tarif etmiyor; hissettiriyor. Karakterlerin duygularını doğrudan söylemek yerine mimiklerle, beden diliyle, fiziksel tepkilerle aktarması çok başarılıydı. Bu yüzden bazı sahnelerde karakterlerin hislerini sadece okumadım, adeta yaşadım. Bazı çok popüler fantastik seriler inanılmaz zekice olay örgülerine sahip olabiliyor ama duygu ve atmosfer tarafı eksik kaldığında geriye yalnızca “iyi fikirler” kalıyor. Bence edebiyatı gerçekten güçlü yapan şey ise teknikle birlikte o hissi okuyucuya geçirebilmek. Çünkü bazen bir roman sadece olay anlatmaz; susar, nefes alır, hatta nefes keser. Quicksilver’da beni en çok etkileyen şeylerden biri buydu. Uzun betimlemeler olmasına rağmen tempo hiç düşmüyor. Kitabın daha ilk yarısında birden fazla mekâna geçiyoruz ve hikâye sürekli ilerliyor. Buna rağmen atmosfer kaybolmuyor. Özellikle Kingfisher’ın bir tirat sahnesinde öfkesi, kıskançlığı ve baskısı o kadar canlı geçti ki ardından gelen tek bir “GÜM” kelimesiyle camların patlayışını gerçekten zihnimde gördüm. O sahneyi okumadım; yaşadım gibi hissettim. Hatta hayatımda ilk kez bir kitapta bir tiradın altını çizmek istedim. Bazı insanların evrenin yeterince doldurulmadığını söylemesini anlıyorum ama bana göre ilk kitap için gayet
QuicksilverCallie Hart · İndigo Kitap · 2025329 okunma
Puan vermedi·838 syf.··
2026 53. kitabı
Mavzer Çığlığı•1 | Naz Alina Selam canım nasılsın Bugün karşınıza son zamanlarda okuduğum en karanlık, en yoğun ve kelimenin tam anlamıyla aklımı başımdan alan o devasa kitapla geldim Eğer satır aralarında kaybolacağınız, tutkunun ve tehlikenin zirve yaptığı kurguları seviyorsanız, arkanıza yaslanın çünkü bu kitaba BA- YIL- DI- NIZ Kitap, alışılagelmiş o saf kız-kötü adam ya da basit bir av ve avcı dinamiğinin çok ama çok ötesinde. Hikayemiz, turuncu renginden nefret etmesine rağmen, adeta gökkuşağının o ikinci katmanına hapsolmuş Elfida'nın etrafında dönüyor. Ve onu oraya hapseden, gizemlerle dolu, gerçekten tehlikeli olan Kurşun Alpugan Olaylar ilk başta bir uçurum kenarında, karakterlerimizin gözlerinin ilk kez kesişmesiyle başlıyor. O an aralarında başlayan şeyin adı belki saf bir çekim veya aşktı. Fakat yıllar sonra, yolları bu kez acımasız bir ringin ortasında kesiştiğinde, işler tamamen değişiyor. Elfida , Kurşun'un ellerine düşmek, o tehlikeli dünyanın bir parçası olmak ve gökkuşağının o hapsedici katmanına girebilmek için ölümü bile göze alıyor Kitap boyunca sırlar, tehlikeli oyunlar ve her sayfada Bu sadece bir takıntı mı yoksa delice bir aşk mı? diye kendinizi sorgulayacağınız muazzam bir psikolojik savaş okunuyor.Karakterlerin birbirini avlamaya çalışırken aslında kendilerini nasıl birer ava dönüştürdüklerini izlemek inanılmaz sarsıcıydı. Gelelim benim hislerime... yazarın kalemi o kadar akıcı ve betimlemeleri o kadar güçlüydü ki, kitap 800 küsur sayfa olmasına rağmen nasıl bittiğini, o sayfalara nasıl gömüldüğümü hiç anlamadımYan boyamalı, kutulu o muhteşem tasarımıyla zaten kitaplığıma ayrı bir hava katmıştı ama içeriği kalbimi fena fethetti Karakterlerin arasındaki o yoğun çekim ve güç savaşı beni benden aldı. Ring sahnelerindeki o sertlik,
Mavzer Çığlığı - INaz Alina · Lapis Kitap · 202650 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 20:47
Omelas'ı Bırakıp Gidenler, küçük hatta küçücük hacmine nazaran, son zamanlarda adalet, vicdan, erdem konularını düşünmeye zorlayan en kayda değer eserlerden biri oldu. Ursula K. Le Guin 40 sayfalık bu eserinde, çizimleri de bir tarafa ayırırsak net olarak 30 sayfadan bile daha küçük bir hacimde, saatlerce konuşulsa yetmeyecek derinlikte bir sorgulamaya adeta itiyor okuru. İddia ediyorum; bu kitabın düşündürdükleri kendi hacmini rahatlıkla gölgede bırakabilir... Kendi değerlendirmeme geçmeden önce, konuyu biraz uzatmak pahasına da olsa, bu eseri okumama vesile olan ve eseri çok çok iyi şekilde tanımlayan bir sosyal medya paylaşımının metne dönüştürülmüş halini paylaşmayı, hem eseri layıkıyla ifade etme hem de değerlendirmeyi yapan kişinin hakkını teslim etme adına gerekli buldum: =========================== ALINTI (linki yorumda sunulmuştur) “Bir öykü var. Ne zaman okusam ilk defa okuyormuşum gibi etkileniyorum. Size ondan bahsedeceğim. Ama önce bir sorum var, (hayır) iki! 1. Bir şehrin bütün çocukları mutlu olsaydı ama bunun için yalnızca bir çocuğun acı çekmesi gerekseydi kabul eder miydiniz? 2. Soruyu değiştiriyorum şimdi: ya o acı çeken çocuk sizin çocuğunuz olsaydı? Ursula Le Guin 1974'te "Omelas'ı Bırakıp Gidenler" diye kısa bir öykü yayımlıyor. Öykü daha sonra en prestijli bilim kurgu ödüllerinden birini kazanıyor. Aradan elli yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ okuyunca insanı rahatsız etmeyi başarıyor. Şimdi, "Omelas" denen bu ülkede herkes mutlu. Savaş yok, yoksulluk yok. Korku yok. Çocuklar güvende. Ama bütün bu düzenin altında bir bodrum katı var. ve o bodrumda da bir çocuk. Yalnız, unutulmuş. Kir içinde. Ve herkes bu çocuğun acı çektiğini biliyor; herkes... __Bu
Kitap İncelemesi
Omelas'ı Bırakıp GidenlerUrsula K. Le Guin · İnka Kitap · 202622 okunma
10/10
·960 syf.··
2026 5. kitabı
İnanılmaz iyi bi kitaptı ya. Seriyi zaten ayıla bayıla okudum ama bu son kitap bi başkaydı gerçekten. Kitapla ilgili yazardan ve konudan bağımsız bi şikayetim var o da basımın gerçekten çok kötü olması. Bir kitabın arka kapak yazısı nasıl yanlış basılır aklım almıyor. Fey yerine fae yazmışlar ve kitabı okurken de sürekli isim ve yazım hatasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz maalesef. Umarım yeni ve çok daha kaliteli bi baskıyla baştan okuma fırsatım olur. Devamında ki yorum spoiler içerir. Kitabı bitirince beni aldılar da dünyalar arası boşluklara attılar sanki. Ne anlatayım hangi etkileyeci bölümden bahsedeyim bilemiyorum. Bir kitabın nasıl olurda son 500 sayfası tansiyon heyecan sürekli artar şekilde soluksuz geçebilir ya. Yorumu yazmak için kitabı bitirdikten sonra bir iki saat beklemem gerekti ama yine de kafamı toparlayabilmiş değilim. Müthiş bi kitaptı. İnanılmaz bi okuma tecrübesi edindim. Öncelikle Lorcan ve Elide ın ova sahnesi gerçek bi efsaneydi. Kalbim güm güm okudum her kelimeyi cümleyi. Tüm karakterleri o kadar benimsedim ki kitap bitince arkadaş grubumu kaybetmiş gibi boşluğa düştüm. Ayrıca 13 lerin ölümü ve Manon Siyahgaga beni hüngür şakır ağlattı. Zaten vurucu ölümler bekliyordum ama bu gerçekten çok vurucu bi ölüm sahnesi oldu. Kitap ve hatta tüm seride en sevdiğim şey kadın karakterlerin çok ama çok güçlü yazılması. Aynı zaman da bi o kadar da kırılgan ve insani oluşları. Yan karakterlere de baş karakterler kadar yer verilmesi hikayeye dahil edilmesi. Bütünüyle iz bırakan bi okumaydı benim için. Gerçekten tadı damağımda kaldı.
Kül KrallığıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20201,438 okunma
1 puan bile çok...
1/10
Son dönemde okumaya çalıştığım ancak yarıda bıraktığım kötü bir gerilim romanı. Cümleler resmen size direniyor beni okuma diye. Bodoslamadan girilen kurgunun hiçbir ilgi çekici yanı yok. Yazar güya gerilim yaratmak için iç seslere başvuruyor. Onlar da 'güm güm güm' ifadelerinden öteye gidemiyor. Arada yapılan geri dönüşlere de ne alaka demeden duramıyorsunuz.
Karanlığın GözleriTracy Sierra · Olimpos Yayınları · 202618 okunma
Düşündüremediklerimizden misiniz ?
Puan vermedi·184 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 21:56
Biraz geç oldu ama üzerine oturulup düşünülmesi gereken gerçekliklerin içeride yer aldığını söyleyebilirim. Gerçekten seviliyor muyuz ? Sevginin de gerçeği nasıl ayırt edilebilir ve biz bu olayların neresindeyiz ? Eserin başlangıcı gibi güm diye dalayım o vakit olaya. İlk sevgi kırıntıları ailede başlar , aile kutsaldır dediler ya bize YALAN değil Eksik ! Bu ilkler gerçekten ailede başlar eksik olan kısımda ilk manipülasyonlarda ailede başlar. Yediğimiz o ilk manipülatif dalga artık gözümüzü aşana kadar yaşamın her noktasındadır. Gözümüzü açana kadar... Gençlikte açmamız gereken gözümüzü gerek bastırılmış çocukluk gerek ekonomik bağımlılığın dayatmasıyla yetişkinlikte zor aralıyoruz. Açmıyoruz sadece aralıyoruz ! Böylece her safhada bir adım geriden devam ediyoruz yaşamaya. Gençlikte eksik kalan çocukluk... Yetişkinlikte kursakta kalan gençlik.. Yaşlılıkta ise geç kalınmış bir bilinç ... Acaba bundan mı kendimizi iyi insanız diye kandırıp cennete peşinen gidiyormuşçasına kendimizi kandırmamız kim bilir !
Farkındalık CehennemdirTunç Tataker · Tuhaf Yayınları · 2025406 okunma