"Benim Canım Ailem" (Başkomiser Galip Hikâyeleri), Çağatay Yaşmut imzasını taşıyan ve üç hikâyeden oluşan etkileyici bir eser. Kitaba adını veren hikâye "Benim Canım Ailem", yıllar önce Doğu bir şehirde yaşanan sarsıcı olaylarla başlıyor. Küçük bir kız çocuğu hastalanarak hayatını kaybediyor, iki gün sonra bir başka kız çocuğu ailesi tarafından tren raylarına bırakılarak öldürülmek isteniyor. Tren istasyonunda görevli bir kişinin olaya tanık olması, kaderin akışını değiştiriyor. Hikâye günümüzde İstanbul'da devam ederken, peş peşe işlenen cinayetler, olay yerinde görüldüğü söylenen başörtülü ve siyah gözlüklü gizemli kadını soruşturmanın kilit noktası. Başkomiser Galip ve ekibi bu kadının izini sürerken, geçmişte yaşananlarla bugünün cinayetleri ustalıkla birbirine bağlanıyor. Yazar, aile içi istismar, bireysel travmalar ve toplumsal yaraları polisiye kurgunun içine son derece başarılı bir şekilde yerleştirirken, olay örgüsünü de merakı diri tutacak bir ustalıkla örüyor.
"Katil acaba o mu, yoksa bu mu?" diye düşünürken, finalde çıkan beklenmedik isim, okuyucuya ters köşe etkisi yapıyor. Polisiye türünde güçlü bir kurgu ve derin toplumsal mesajlar arayanlar için akılda kalıcı bir hikâye.
Hikâye "Olaylar": Polisiye kurgunun en güçlü yanlarından biri olan gerçekçilik duygusunu ilk sayfalardan itibaren hissettiriyor. Cinayet Masası, savcılık ve olay yeri inceleme ekipleri, soruşturmaya alınan kişiler arasındaki diyaloglar son derece doğal ve inandırıcı ilerliyor. İlk cinayetin işlendiği olay yerinde üzerinde "1 Numara" yazılı kâğıt bulunuyor. İlk şüpheliler maktulün ortağı ve oğlu olsa da, cinayet saatinde nerede olduklarını tanıklarla kanıtlamaları üzerine Başkomiser Galip ve yardımcısı Serdar yeni ipuçlarının peşine düşüyor. Soruşturma devam ederken, ikinci cinayet