Ben değilmişem - Kuan
"Bu dünya kaybedenlerin dünyasıdır," diyordu köşede öylece kaldırımları izleyen adam. Zamanın bir bıçak gibi kestiği bu otuzlu yaşlarda, kendine anlam arayışına çıkmıştı avarece. Şiirdir bu… İnan, ölen insanların yasını çok tuttu; inan, güneş batıyorken çok gözümüz kamaştı geceye. Bir kitapçıda soluklandık, asude selamlar bekledik postane önlerinde. Manolya çiçeğinin kokusunu duymak için yolumuzu değiştik karanlık sokaklarda. Kalabalığı sessize almışlar, bir tek ben konuşuyorum içimden, otobüsün yansıyan camına… Şimdi birçok ölen insanın yasını tutuyorum, en çok da kendi mezarımın başında. Farsça bir şarkının saçına toka takıyorum, süslüyorum onu… Kulağımda başlıyor ağıdı… Şimdi kendime en çok şarkı söylüyorum, şimdi en çok kendime konuşuyorum. Sahi, biz bunca şeye bunun için mi göğüs gerdik? Otobüs geldi, bindim ve gidiyorum kimsenin gidemediği yere; yani evime… Günce 22 Haziran 2026
İlle de acayiplik bulmaya çalışmamalıyım. Günce tutmanın tehlikeli yanı budur sanırım. İnsan, her şeyi büyütmeye, tetikte durmaya, doğruları durmadan zorlamaya kalkar. -Jean Paul Sarte'
Reklam
İlle de acayiplik bulmaya çalışmamalıyım. Günce tutmanın tehlikeli yanı budur sanırım. İnsan, her şeyi büyütmeye, tetikte durmaya, doğruları durmadan zorlamaya kalkar. Jean-Paul Sartre
İçimden gelen/ günce
Eskiye nazaran daha sessizim. Daha çok okuyorum ve daha çok dinliyorum. Annem, “1940’larda gibi davranma,” diyor tebessüm ederek ama ben zamanı daha geriye sarıyorum. “Sen de hep dertli şeyler çalıyorsun, hadi bir de Erik Dalı…” Yok, beceremiyorum. Bağlamam hep kendini şiirde buluyor. “Kafayı mı yedin, tek başına ne yapıyorsun köyde?” sorusunun muhatabı elbette benim fakat susmak biraz da anlaşılmak telaşı. İçime kapanmak değil, içime sığınmak bu bendeki. Geçmişle barıştım ve günlerin bir anda son bulacağını idrak edebiliyorum artık. Tek sevincimiz yatsıyı erken kılmak oldu. Yarışa girmiyorum ve bu sebeple kaybetmiyorum. "Olsun," diyorum her şeye, "olsun, vardır bir sebebi." Her şeyin bir sebebi vardır. Şimdi yorgun argın, tek kişilik doğa sessizliğinden dönüp elime kitabı aldığımda idrak ediyorum tüm beynime yapışan soruları. Sahi diyorum, ben miyim bu savaşın endişesi… Niye yazıyorsam böyle şeyleri…
Hayat
Bazen hayat kişiyi öngeremeyeceği şekilde farklı mecralara götürebiliyor öyle ki insanın kendisi bunları düşünse başına böyle bir olay gelmeyeceğini düşünür. Fakat artık bu benim başıma gelmişti ve ben kendimi kaybetmiştim bulamıyordum. O kadar ki artık sadece dünyada yaşayıp ölümü bekleyen ve herhangi bir şeye kafa yormayan dümdüz bir insana bir kayaya veyahut bir ağaca dönüşmüştüm. Umarım bu durumdan en kısa zamanda kurtulup eski güzel günlerime dönerim. Bunun için kendimi zorlamak için bir günce ve ne yaptığımı buraya yazacağım. Sebebiyse kendi kontrol mekanizmam uzun süre önce beni terk etti.
Günce ya da hâlet-i rûhiye
Reklam
Reklam