1984 üzerine;
Puan vermedi·352 syf.··
2026 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 00:34
1984 Kişiler: -Winston Smith -Julia: winstonun sevgilisi -O’Brien: iç parti üyesi, iri -Golfstein: baş hain, koyuna benziyor -Ton: alt komşu -Bayan Parsons: alt komşunun karısı -Tillotson: varlık Bakanlığında çalışan -Ampleforth: varlık bakanlığı çalışanı -Syme: araştırma dairesindeki görevli filolog -Parsons: Winston’un zafer konutlarındaki arkadaşı. -Katharine: winstonun eşi -Rutherford:sağ kalan suçlu -Jones:sağ kalan suçlu -Aaronson: sağ kalan suçlu -Wilsher: sarı saçlı salak -Ampleforth: kulakları kıllı şair -Bay Charrington: oda sahibi -Martin: O’Brienin uşağı -Emmanuel Goldstein: yeni Önder ***************** Bir devlet düşünün ki; III. Dünya savaşı sonrası dünya 3 kıtaya bölünüyor. 1)Okyanusya 2)Avrasya 3)Asya Bu devletin Okyanusya kıtasında şöyle bir yönetim var;
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Bahçıvan ve ölüm inceleme
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 15:14
Açıkçası uzun süredir okuduklarım arasından en çarpıcı olandı ve bunun yanında kitapta yazan her şeyin gerçekten yaşanmış ve yazarın kendi babasını yazmış olması beni daha da derinden sarstı… Kitap kansere yakalanmış olan babasının son zamanlarını ve kendisinin yas sürecini anlatıyor ilk ama şu var ki, kitap ne kadar ölümü anlatsa da kitapta ölümün kasvetine çok fazla rastlamıyorum çünkü kitapta en çok kabul edilmiş olgu “ölüm”. Bazı sayfalar çok ağır, çok hisli bunun yanında kitapta empati yaptığım çok fazla yer oldu bu yüzden içinde yaşadığım sayfalarını hissettiğim kitaplardan biri oldu. Nedense kitabın beğenen okuru kadar beğenmeyen okur sayısı da çok, açıkçası kesinlikle okunmadı gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ki keza zaten şu an en çok okunanlar listesinde 21. sıradaydı sanırım. Kitap romandan çok günce tarzında ve bölümlerden oluşuyor ve bir bölüm maksimum 2-2,5 sayfa bu durum kitabı okumayı aşırı kolaylaştırıyor ve zaten çok akıcı bir kitap kaç sayfa okuduğunuzu fark edemeden bi bakmışsınız kitabın yarısını okumuşsunuz bile. Kitap bence çok güzeldi. Ölülerin aslında ölmediğini sadece boyut değiştirdiğini ve bazen karşımıza karların altından çıkabilen bir kardelen olabileceğini gösteriyor:) Ve hikayeyi ne kadar oğlun ağzından okusakta okuduğumuz aslında bir babanın direnişiydi, çocukları ile bir noel daha geçirmek için, baharın gelişine tanıklık edebilmek için, bahçesi için… Ve kitaptaki en özet cümle şuydu; “Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe.” Bir insanın bahçe oluşunu okuyoruz biraz da. Herkese şiddetle okumasını öneriyorum. Okuyacaklara iyi okumalar:) Kitaplarla ve sağlıcakla kalın…
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·336 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 17:14
Jack London'un tam da kendine yakışacak cinsten bir eseri: Sade ve akıcı anlatımıyla hacimli bir kitap olmasına rağmen pek de yormadan bitirebileceğiniz bir distopik kurgu/alternatif tarih anlatısı. London'ın siyasi ve sosyal görüşlerini bol bol içeren, siyah ve beyazın net bir şekilde ayrıldığı, adeta bir çizgi film berraklığında "iyiler" ve "kötüler" içeren eser, gerçek tarihin hafif alegorik hafif de abartı kurgusuyla yorumlanmış bir kurgu bazlı propaganda kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Kitap; 20. yüzyılın başlarında, aristokrat sınıfına mensup karakterimiz Avis ve onun hayatının aşkı Ernest ile tanışmasıyla başlıyor. Doğal olarak da kitabın anlatıcısı saf hanımkızımız Avis. Kitap boyunca Avis'ten ziyade aynı zamanda sosyalist lider olan Ernest'i tanıyoruz. Allah'ın sevgili kulu Ernest; oldukça zeki, yakışıklı, kuvvetli, kurnaz, entelektüel, başarılı bir hatip, kusursuz bir aşık, çelik gibi sinirlere ve güçlü bir iradeye sahip, soğukkanlı ama bir o kadar da tepki süresi düşük, iri yarı ama bir kedi gibi çevik,... vs. vs. Kısacası Martin Eden'ın bir üst modeli. Amerikalı genlerinin karşı konulmaz abartı dürtüsüyle olsa gerek, Jack London kitaplarında kusursuz insan modelleri denebilecek karakterler yazmaya bayılıyor. Bu kitapta bunun da ötesine geçip yalnızca insanlar değil olaylar da ne hikmetse kusursuz işliyor. [Spoiler içeren paragraf] Aristokrasi ve kapitalizm karşıtı sosyalist bir proleter yapılanmasının üyesi olan çiftimiz, ABD geneli planlanan bir devrimin ana aktörlerinden olarak kitapta yerlerini alıyorlar. Kitabın ilk yarısı boyunca Nietzsche'nin Übermensch(üst insan)'i Ernest, üst sınıflardan(aristokrat, burjuva, ruhban) kimi görürse mükemmel hitabet ve münazara yetenekleriyle alt edip "Dava"sının doğruluğunu kanıtlıyor. Öteki yarısında da kötüye
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Puan vermedi·349 syf.··
Beğendi
·
2023 32. kitabı
Jurnal 2, ilk cildin iç sızılarını büyüten, düşüncenin karanlık koridorlarında yankılanan bir ses. Burada Meriç daha kırılgan, daha keskin, daha yalnız. Bir aydının iç muhasebesi, çoğu zaman toplumun dışlanmışlığına dönüşüyor. Sayfalar boyunca dostluk, ihanet, fikir, memleket, körleşmiş aydın tipinin gölgeleri dolaşır. Meriç hem kendini yargılar hem çağını. Ve şunu fısıldar: Hakikat, kalabalıktan hoşlanmaz. Bu ciltte sitem daha yoğun, gözlem daha serttir. Okur, sadece bir günce okumaz; bir ruhun ağırlığını taşır. Cümleler bazen kırar, bazen kurar, ama asla boş geçmez. İnsan, yalnızlığının sesini dinleyince kendine yaklaşır. Jurnal 2, fikir adamının toplumuna sığamadığı anların kaydıdır; her satırda tarihe düşülmüş içsel bir not. Bu kitap, düşüncenin bedelini hatırlatır. Okuyana huzur vermez; uyanıklık verir. Ve her okur sonunda fark eder: Asıl karanlık dışarıda değil, içimizdedir.
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,849 okunma
10/10
·328 syf.··
2023 6. kitabı
Genç kurgu okumayı bırakalı yıllar oldu ama baran ve günce hala hep benimle.. Şu kitabı defalarca okumama rağmen hala sonunda ne oluyor bilmiyorum,kitap baranın bayıldığı yerde bitti benim için.Belki hayatta günce gibi bazı şeyleri göze almayı cesur olmayı öğrendiğim gün devamını okurum ama şuan değil. Deli gibi 2 ve 8. Bölümleri okuyup duruyorum 2.bölümde bana mükemmel tavsiyeler verdi günce beni bana anlattı 8. Bölümde mutlulardı okadar mutlu oluyorumki 8. Bölümde her okuduğumda aynı huzur ama gerisi yok dedim ya cesaretimde yok Dilerimki hayat bana son bölümleri okuduğum günleri gösterir. Baranın günceyi unuttuğu başkasına özlem duyduğu senaryosu beni deli ettiği için atladığım bölümleri okuyamazken baran gibi birini günce gibi sevdiğim günleri gösterir. Umarım hayat beni baranın karanlığından alıp güncenin mavilerine çıkarır
01:01 Bugün Adımı Sen KoyN. G. Kabal · Martı Yayınları · 20215,8bin okunma
İSİM ŞEHİR FİLM ROMAN üzerine birkaç kelam
Puan vermedi
İsim Şehir Film Roman Yenal Bilgici Ercan Kesal Kitabı okumayanlar için spoiler içerebilir ama aslında sadece içindekilerden bir liste paylaşmak istiyorum. Yaz sonuna doğru çıkacağım Urla seyahati için, Bursa’nın sevdiğim küçük kitabevlerinden Ezgi Kitabevine gidip kendime iki kitap seçerken kıpkırmızı kapağıyla “İsim Şehir Film Roman” adını taşıyan bu kitabı tereddütsüz aldığımı hatırlıyorum. Urladam’dan yola çıkarak Ercan Kesal, Urla’da bana eşlik edecek en doğru isim olurdu ne de olsa… “Hayat bir pazar yerinden kulağımıza taşan seslerden başkası değildir.” diye söze başlayan Ercan Kesal’i tanımam. Göz aşinalığım vardır, başrol oyuncusu olduğu diziler ve filmler elbet gözüme çarpmıştır ancak izlemişliğim yoktur. Takip ettiğim bir oyuncu, yönetmen ve yazar değildir yani. Ancak bu kitabı okuduktan sonra entelektüel seviyesi ve hayata bilgece bakışı ile beni kendisine hayran ettiği bir gerçek. Yenal Bilgici’nin Ercan Kesal ile yaptığı bir nehir söyleşi niteliği olan bu kitaptan önce de bu iki isim söyleşi (Cebimdeki Ekmek Kırıntıları) yapmışlar. Ayrıca Kesal’in başka kitapları da var, bunlar da şimdilik sıramda. Ama bu kitapta Bilgici ve Kesal, tam da kitabın adına uygun biçimde, birçok kişiden, kitaptan, filmden, yer yer bazı dizelerden, alıntılardan yola çıkarak zengin de bir entelektüel dünya sunuyorlar bize. Yalnız Ercan Kesal değil Yenal Bilgici de katkı sağlıyor bu birikime ve önsözde diyor ki: “Bana kalırsa bir sohbetin akışında en güzel anlar bunlardır. Bu kitap, şu film, o kişi, bu şehir… Biri diğerinin de kendi sevdiği o şeyi yapmasını; o isimle, o şehirle, o filmle, o romanla tanışmasını isteyince kalpler arasında görünmez bir köprü kurulur; sohbet o köprünün üzerinde bir o tarafa bir bu tarafa dolaşır.” Bence de öyle… Sevdiğimiz insanlarla, sevdiğimiz her şey hakkında
1000Kitap
İsim Şehir Film RomanErcan Kesal · Kronik Kitap · 2024160 okunma