İnsan çile çekerken birdenbire
yaşlanıyor, değişiveriyordu. Ruhların haritası yüzlerden okunmaya başladığında da binlerce tecrübe ve müsamahayla her şeyi oluruna bırakmayı öğreniyordu.
Gökkubbenin altında değişenler yalnızca kıyafetlerdi,yoksa insan hep aynı insandı. İhtiraslar, öfkeler, sevinç
ler, hüzünler... Zaman ırmağı yalnızca iyiler ile kötülerin maceraları için akıyordu. Bazen iyilerin, bazen kötülerin kazandığı bir dünyada insanlar kâh savruluyor, kâh güce dönüşüyorlardı. Kulluk, tam da bu noktada şekilleniyor ve her çağın imtihanı kendisine göre iyi ile kötüyü ayrıştırıp elekten geçiriyordu.