Puan vermedi·224 syf.··
2026 11. kitabı
“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu. > Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor. > Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik... Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor. > Dirilt Kalbini okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz: > “Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.” (Bakara, 26)
Dirilt KalbiniNouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 201712,3bin okunma
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılık ve Çifte Standartlar
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 439. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:01
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılığın ve Çifte Standartların Anatomisi ​Mimi Schippers'ın Beyond Monogamy ekseninde tartışılan sınır ihlalleri ve çok eşlilik kavramları, günümüz toplumunda yalnızca bir "özgürlük" illüzyonu üzerinden okunuyor. Oysa bedensel ve ruhsal sınırların fütursuzca ihlali, basit bir ahlaki sapma değil; ontolojik bir parçalanmadır. Sürekli değişen partnerlerle yaşanan her temas, psişik bir enfeksiyon, Jungiyen anlamda ötekinin gölgesini kendi ruhuna kopyalama işlemidir. Dünyevi hazların anlık doğası ve varoluşsal kar-zarar denkleminin mutlak iflası göz önüne alındığında, bu yaşam tarzı salt bir "enerji israfı" değil, kişinin kendi bütünlüğüne karşı işlediği yavaşlatılmış bir intihardır. ​Ancak toplum, bu çürümüşlüğü kendi ikiyüzlü mitleriyle örtbas etme konusunda ustadır. Türkiye toplumunun kültürel bilinçdışında erkeğin çoklu ilişkileri bir "iktidar ve fetih" göstergesi olarak kutsanırken, aynı eylem kadın için kalıcı bir lekeye dönüşür. İşin trajik kısmı, kadının da bu hastalıklı hiyerarşiye boyun eğmesidir. Erkeğin partner sayısındaki fazlalık, modern bir Mavi Sakal arketipi gibi, tekinsiz ama bir o kadar da çekici bir tahakküm unsuru olarak görülür. Mavi Sakal'ın kanlı odasına girmeye can atan kadınlar, kendi yıkımlarını bir tanrıya tapınırcasına arzularlar. Beş eşli bir erkeğin normalize edilip, birden fazla partneri olan kadının aforoz edildiği bu denklem, iki tarafın da zımni rızasıyla işleyen bir grotesk tiyatrodur. Okuyucunun böylesi metinlerle yüzleşmekten kaçınmasının temel sebebi de budur; kendi iç benliklerinde normalleştirdikleri iğrençliğin dışarıdan yüzlerine vurulmasına katlanamazlar. ​Toplumsal arenada kadına atfedilen namus yükü, maske değiştirerek erkeğe de giydirilir. Yirmili yaşlarını cinselliği bir fetih alanı
Duygu ve Düşünce
Beyond MonogamyMimi Schippers · NYU Press · 20161 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
En iyi asker kurgusu
Puan vermedi
10 / 9 Bu kitap ilk okudum asker kurgusu en sevdim asker kurgusu diğer asker kurgulanı pek sevmiyorum Şuana kadar kazazade , bkyo , mir okudum Öncelikle Gökçenin geçmiş bölümlerini okumak yerine günümüz zamanı okumak daha keyifliydi Gökcen çok komikti ve biraz olay vardı ve çok askerlikle alakalı bi şey olmaması daha güzeldi Murathanı sevdim ama göğüs sahnesi hakkında pek bu şey demek istemiyorum Allaha şükür kızın memesine eleme fantezisi yoktu
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,6bin okunma
Narsist pazarı…
8/10
·72 syf.··
2026 591. kitabı
Narsisizm Üzerine, Sigmund Freud’un insanın kendine yönelttiği sevgi ve ilgiyi anlamaya çalıştığı önemli metinlerden biridir. Freud, narsisizmi yalnızca kibir ya da kendini beğenmişlik olarak ele almaz; insan ruhsallığının gelişiminde yer alan temel bir süreç olarak inceler. Ona göre belirli ölçüde narsisizm, her insanda bulunan doğal bir durumdur. Sorun, bu yapının kişinin ilişkilerini ve gerçeklikle bağını bozacak düzeye ulaşmasıyla ortaya çıkar. Kitap kısa olmasına rağmen yoğun bir içerik sunuyor. Freud’un kullandığı dil yer yer akademik ve ağır gelebilir. Ancak psikanalizin temel kavramlarının nasıl şekillendiğini görmek isteyenler için değerli bir kaynak. Özellikle günümüzde sıkça kullanılan “narsist” kavramının aslında ne kadar karmaşık bir psikolojik yapıyı ifade ettiğini göstermesi bakımından dikkat çekici. Kitabı okurken aklıma sürekli günümüz geldi. Çünkü artık “narsist” kelimesi neredeyse günlük hayatta bir hakaret ya da susturma aracına dönüşmüş durumda. Bir insan hayır dediğinde, sınır koyduğunda, kendi değerinin farkında olduğunda veya herkesi memnun etmeye çalışmadığında hemen “narsist” etiketi yapıştırılabiliyor. Oysa bunların hiçbiri tek başına narsisizm göstergesi değildir. Sağlıklı benlik saygısı ile patolojik narsisizm aynı şey değildir. Daha da ilginç olan, bazı gençlerin narsist olmayı güçlü, karizmatik ya da havalı bir özellik gibi sunmalarıdır. Empati eksikliğini, sorumsuz davranışları, bencilliği veya insanları kırmayı “Ben narsistim, yapacak bir şey yok” diyerek meşrulaştırmaya çalıştıklarını görmek mümkün. Halbuki narsisizm bir övünç kaynağı değil, psikolojik bir kavramdır. Kişilik özellikleri sosyal medya etiketlerine indirgenecek kadar basit değildir. Bu nedenle bir başka önemli noktayı da hatırlatmak gerekiyor: Bir kişiye “narsist”
Narsisizm ÜzerineSigmund Freud · Olimpos Yayınları · 20201,732 okunma
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:52
“Öldürmek bir suç değildir, öldürmek bir sanattır.” (s. 5) “Ben ne okudum!” diyeceğim türden, oldukça farklı bir çizgi roman okudum. Altarriba kesinlikle çok yetenekli bir yazar; Keko ise çizimleriyle adeta onun zihnini ve ruhunu çözmüş. İlk kez bir çizgi romanı anlamakta zorlandım. Hani bazen diline alışık olmadığımız düz metin kitaplarda birkaç kez başa dönüp okumamız gerekir ya, bunu bir grafik romanda ilk defa yaşadım. Kitap, üniversitede akademisyen olan ve “sanat ve zulüm” ile Goya’nın (Gölgelerin Ressamı) eserleri üzerine araştırmalar yapan bir adamın işlediği “sanatsal” cinayetleri anlatıyor. Bir yandan karakterin zihninden geçenleri, diğer yandan da konuşmalarını okuyoruz. Daha önce hiç karşılaşmadığım bu anlatım tarzı sayesinde kendimi sanki bir senaryonun ya da filmin içindeymiş gibi hissettim. Adamın karısı da en az kendisi kadar sıra dışı! :) O da bir kitap yazıyor ve Pamuk Prenses masalındaki üvey anneyi yücelten bir metin kaleme almış. Açıkçası gerçekten merak ettim; keşke böyle bir kitap olsa da okuyabilsek. Bu kitabın içinde yer yer o metine göndermeler şeklinde "kırmızı elma" doğurganlık, reglin sembolü olarak kullanılmış. Diğer yandan akademi dünyasının “Dallasvari”, insanların birbirlerinin kuyusunu kazdığı tarafları da oldukça ince işlenmiş. Ancak kitap çok sert eleştiriler içeriyor. Günümüz şartlarında her türlü zemine çekilmeye müsait bir eser. Üzerine tezler yazılabilir. Anti-karakterlerin yer aldığı kitaplara alışkın olabilirsiniz; ancak bu kitabın varlığı başlı başına “anti”. Her şeyin ters yüz edildiği bir dünyayı andırıyor. Katil cinayetleri yüceltiyor, sanat bambaşka bir yere çekiliyor, din ve sistem eleştirileri çok acımasız. Zaten daha giriş cümlesinden itibaren bunun sinyallerini de veriyor. Çevirmen murat tanakol, sayfa 72’de yağan
Ben, KatilAntonio Altarriba · Aylak Kitap · 201739 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 60. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:21
1932 yılında yazılan Cesur Yeni Dünya, dönemi de göz önüne alındığında çok iyi bir distopya romanı. Bir dünya hayal edin; ️Aşk yok, ️Aile yok, ️Fiziksel doğum yok, ️Din ve metafizik yok, ️Sanat ve edebiyat yok, ️Seçim hakkı yok, ️Özgürlük yok, Karşılığındaysa sonsuz bir "mutluluk" var. Böyle bir dünyada yaşamak sizi mutlu eder miydi? Sürekli tüketime teşvik edilen bireyler, Teknoloji kontrolünde olan davranışlar, Dikkat dağıtıcı unsurlarla engellenen düşünceler, Sürekli eğlenceye dikkat çekilerek köreltilen istenmeyen fikirler... Uyuşturulan zihinleriyle köleliklerini seven insanlar, Sesli düşünüp, yazıya dökünce fark ettim ki çok da farklı bir dünya da yaşamıyoruz sanki. Bu nedenle bazılarımızın kafası karışabilir ama kesinlikle bilim kurgu gibi olan günümüzü değil; kitabı anlatıyorum. İsterseniz okuyup görebilirsiniz. Kısacası, "Özgürlük" ve "Güvenli Mutluluk" kavramlarını sorgulatan bir roman. Distopya kelimesini tekrar kullanamadım. Neyse, distopik dünyamızdaki gerçekçi mutsuzluğumdan bahsetmeye başlamadan, ütopik bir mutluluk hayaliyle hepinizi selamlıyor; böyle bir kitap tavsiyesi bırakıyorum.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma