Ömer

muhteşem
İnsanlara baktığımda, mutsuz insanlara bakıyorum. Bunlar, çektikleri azabı sokağa taşıyan ve böylece dünyayı, tabii ki gülünesi bir komediye çeviren kişiler. Bu komedide herkesin zihinsel ve bedensel tümörleri var, ölümcül hastalıklarından bir nevi zevk alıyorlar. Bulundukları yer ister Londra olsun, ister Brüksel ya da Steiermark, kendi isimlerini duyduklarında korkuyor ama korkularını belli etmemeye çalışıyorlar. Bütün bu insanlar gerçek tiyatroyu, adı dünya olan bu komedinin içinde saklıyorlar. Gözetlenmediklerine inandıkları zaman daima kendilerinden kaçıp kendilerine koşuyorlar. Grotesk. Fakat en gülünç tarafı görmüyoruz bile, çünkü en gülünç taraf daima arka taraf. Bazen içlerinden Tanrı konuşuyor ama onlarla aynı bayağı kelimeleri, aynı kaba cümleleri kullanıyor. Bir insanın kafasında dev bir fabrika ya da dev bir tarım işletmesi ya da Pascal'in bir cümlesi olması hiç fark etmez." dedi prens. "İnsanları aynı yapan şey yoksulluk; her şey, en büyük zenginlik bile insanların elinde yoksul. İnsanların bedenindeki ya da zihnindeki yoksulluk daima aynı anda hem bedende, hem zihinde, bu da onları hasta ve deli etmek zorunda. Duyuyor musunuz doktor, ben hayatım boyunca sadece hastalar ve deliler gördüm. Nereye baksam geriye bakan ölüler, yok edilenler. İnsanlar, sayıları milyarlara varan, beş kıtaya yayılmış, devasa bir ölüm topluluğundan başka bir şey değil. Komedi!" dedi prens. "Görduğüm ve ondan herhangi bir şey duyduğum her insan bana bütün soyun mutlak şuursuzluğunu, bu soyun ve bütün doğanın bir aldatmaca olduğunu kanıtlıyor. Komedi. Dünya, sık sık söylendiği gibi, üzerinde aralıksız prova yapılan bir prova sahnesi. Nereye baksak, vaktimizi alan aralıksız bir konuşmayı öğrenme, yürümeyi öğrenme, düşünmeyi öğrenme, ezbere öğrenme, aldatmayı öğrenme, ölmeyi öğrenme,
Sultannn isimli okura yanıt verildi
Ömer
4 olmuş, zor 😄 Yok ya düşünmem ben kaydeden kaydetsin nolacak 😄
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
muhteşem
İnsanlara baktığımda, mutsuz insanlara bakıyorum. Bunlar, çektikleri azabı sokağa taşıyan ve böylece dünyayı, tabii ki gülünesi bir komediye çeviren kişiler. Bu komedide herkesin zihinsel ve bedensel tümörleri var, ölümcül hastalıklarından bir nevi zevk alıyorlar. Bulundukları yer ister Londra olsun, ister Brüksel ya da Steiermark, kendi isimlerini duyduklarında korkuyor ama korkularını belli etmemeye çalışıyorlar. Bütün bu insanlar gerçek tiyatroyu, adı dünya olan bu komedinin içinde saklıyorlar. Gözetlenmediklerine inandıkları zaman daima kendilerinden kaçıp kendilerine koşuyorlar. Grotesk. Fakat en gülünç tarafı görmüyoruz bile, çünkü en gülünç taraf daima arka taraf. Bazen içlerinden Tanrı konuşuyor ama onlarla aynı bayağı kelimeleri, aynı kaba cümleleri kullanıyor. Bir insanın kafasında dev bir fabrika ya da dev bir tarım işletmesi ya da Pascal'in bir cümlesi olması hiç fark etmez." dedi prens. "İnsanları aynı yapan şey yoksulluk; her şey, en büyük zenginlik bile insanların elinde yoksul. İnsanların bedenindeki ya da zihnindeki yoksulluk daima aynı anda hem bedende, hem zihinde, bu da onları hasta ve deli etmek zorunda. Duyuyor musunuz doktor, ben hayatım boyunca sadece hastalar ve deliler gördüm. Nereye baksam geriye bakan ölüler, yok edilenler. İnsanlar, sayıları milyarlara varan, beş kıtaya yayılmış, devasa bir ölüm topluluğundan başka bir şey değil. Komedi!" dedi prens. "Görduğüm ve ondan herhangi bir şey duyduğum her insan bana bütün soyun mutlak şuursuzluğunu, bu soyun ve bütün doğanın bir aldatmaca olduğunu kanıtlıyor. Komedi. Dünya, sık sık söylendiği gibi, üzerinde aralıksız prova yapılan bir prova sahnesi. Nereye baksak, vaktimizi alan aralıksız bir konuşmayı öğrenme, yürümeyi öğrenme, düşünmeyi öğrenme, ezbere öğrenme, aldatmayı öğrenme, ölmeyi öğrenme,
Sultannn isimli okura yanıt verildi
Ömer
Biri daha kaydetmiş, yine düşüneceğiz mecbur 😄 Kaydetmelerin görüldüğünü yeni fark ettim sayende 😄
Burada yazara pek katılamayacağım
Ehrenberg'e göre depresyon, "hâkim olunamayanı", "indirgenemeyeni" simgeler. Depresyonun ardında"sınırsız imkânların, hâkim olunamayanla çarpışması yatar. Buna göre depresyon, insiyatif peşinde koşan bireyin hâkim olamadığı şeye çarparak yenik düşmesidir. Ancak hâkim olunamayan, indirgenemeyen ya da bilinmeyen şeyler, bilinçdışı gibi, olumsuzluk figürleridir ve aşırı bir olumluluğun damgasını vurduğu başarı ve performans toplumunun kurucu öğeleri değillerdir artık.
E.K isimli okura yanıt verildi
Ömer
2324te de bekliyorum o zaman
Burada yazara pek katılamayacağım
Ehrenberg'e göre depresyon, "hâkim olunamayanı", "indirgenemeyeni" simgeler. Depresyonun ardında"sınırsız imkânların, hâkim olunamayanla çarpışması yatar. Buna göre depresyon, insiyatif peşinde koşan bireyin hâkim olamadığı şeye çarparak yenik düşmesidir. Ancak hâkim olunamayan, indirgenemeyen ya da bilinmeyen şeyler, bilinçdışı gibi, olumsuzluk figürleridir ve aşırı bir olumluluğun damgasını vurduğu başarı ve performans toplumunun kurucu öğeleri değillerdir artık.
E.K isimli okura yanıt verildi
Ömer
Vaay güzelmiş bu. Kafam tamamen sayısal çalışmasa da ben de şöyle güzel cümleler kırabilsem keşke 😄
Burada yazara pek katılamayacağım
Ehrenberg'e göre depresyon, "hâkim olunamayanı", "indirgenemeyeni" simgeler. Depresyonun ardında"sınırsız imkânların, hâkim olunamayanla çarpışması yatar. Buna göre depresyon, insiyatif peşinde koşan bireyin hâkim olamadığı şeye çarparak yenik düşmesidir. Ancak hâkim olunamayan, indirgenemeyen ya da bilinmeyen şeyler, bilinçdışı gibi, olumsuzluk figürleridir ve aşırı bir olumluluğun damgasını vurduğu başarı ve performans toplumunun kurucu öğeleri değillerdir artık.
E.K isimli okura yanıt verildi
Ömer
Depresyonun tanımını yapmak çok zor, açıkçası düşündüm ve aklıma kapsayıcı bir tanım gelmedi. Ama bu alıntıdaki tartışmadan gidersem, sınırsız imkanlara sahip olduğumuz için, her şeyi elde etmek zorundalığı şımarıklığına sahip bireyin bir şeylere hakim olamaması ya da öyle hissetmesi gayet de depresyon yaratan bir durum. Yazar 'şeffaflık toplumu' kavramını biraz körlemesine savunuyor gibi geldi bana burada. Bir de bunun haricinde bilinçdışına neden indirgenemiyor ki depresyon, sebepsiz yere depresyonda olanları yok sayamayız bence.