çiçecik(çiçek), güzelliği için gerekli hazırlıkları yeşil odasının çatısı altında tamamlamakla yetiniyordu. Kılı kırk yararak seçiyordu renklerini. Uslu uslu süsleniyordu. Taçyapraklarını teker teker takıştırıyordu. Öyle herkesin bildiği gelincikler gibi buruşuk giysilerle çıkmak istemiyordu ortalığa. Göz alıcı güzelliğini eksiksiz sunmak istiyordu. Eee, ne demeli? Gösteriş meraklısının biriydi işte! Kisaca, gizemli hazırlığı günlerce sürdü.
Ve bir sabah tam gün doğarken püskürüverdi birdenbire. Bunca titizlenmeden sonra esneyerek:
"Daha tam uyanmış değilim," demesin mi! "Kusuruma bakmayın. Yapraklarımı bile iyice toparla yamadım daha."
Hakikat güneşine götüren yol, dosdoğru, dümdüz bir yoldur. Lakin insanlar içinde bu yolun yolcusu azdır da karma karışık, dolambaçlı yolların yolcusu çoktur.
Karanlık bir köşede gizlenip yaşamayı her zafere tecrih ediyorum. Artik kalabalığın, neşenin kanatlarında yükseldiği hava içinde herkes gibi mesut tebessümlerimle zehirlenmekten kendimi kurtardım.