Aynalar
Puan vermedi·400 syf.··
2025 62. kitabı
"Ben hatırlama takıntısı olan bir insanım," diyor Eduardo Galeano. Dünya tarihini; zorbaları, mazlumları, zenginleri, fakirleri, işçileri, işverenleri, kadınları erkekleri... Yazarları, heykelleri, resimleri, ağaçaları nehirleri.. Avrupa'yı, Asya'yı, Amerika'yı Afrika'yı... Keskin dili, vicdanı ve cesaretiyle anlatıyor. İkinci defa okuyorum kitabı, muhtemelen bir daha okuyacağım. Kitapta bir sayfayı aşan herhangi bir olay göremezsiniz. Tarihsel olayları kısa kısa ve ayrı ayrı başlıklar halinde şiirsel bir dille anlatmış. Herhangi bir tarih aralığında okumanıza gerek yok, normal bir kitap okurken yanında ek olarak okunabilecek güzel bir kitap. İsterseniz bir ay boyunca okumayın, sonra gelip kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Eduardo Galeano, tarihin şairi gibi...
Aynalar: Neredeyse Evrensel Bir TarihEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20201,455 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2026 35. kitabı
| Hediye Demet Akan-Yara Atlası Okurken alıntılara boğmamak için direndiğim bir kitap daha İnsanın kendi içindeki okyanusa yaptığı sessiz ama derin yolculuk gibi hissettirdi bana bu kitap. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey aslında içindeki olay örgüsünden ziyade hissettirdiği hislerdi. Böyle bir roman olacağını hiç düşünmemiştim. İçimdeki kelimelerin bu kitapta sayfaları doldurduğu yerlere şahit oldum Romanın merkezindeki karakter, hayatın içinde var olmaya çalışırken kendine yabancılaşmış bir insan. Kalabalıkların arasında yalnız hisseden, kendini takdir etmesini bilmeyen, insanları iyi gözlemlemeye bağlı iç sesiyle yaşayan ve içinde neyin eksik olduğunu tam olarak tarif edemediği bir boşlukla mücadele eden “travma yükü fazla” olan biri. Biz de bir doktorla konuşmalarına şahitlik ediyoruz. Bu aslında bir tedaviden çok, kendi ruh okyanusunun derinliklerine doğru yapılan bir keşfe dönüşüyor Okurken birçok yerde kendimden parçalar buldum. Hatta bazı sayfalarda, terapide konuşan kişi sanki benmişim gibi hissettim.🫨 Sanırım yazarın en sevdiğim yanı da bu oldu. Görünmeyen yaraları öyle güzel anlatıyor ki insan kendini anlaşılmış hissediyor Üstelik yazar bunu çok sade ve samimi bir dille yapıyor. İnsan bazen içindeki boşluğun sebebini de, taşıdığı yaranın yerini ve kaynağını da tam olarak bilemeyebiliyor. Ama bu kitap, o boşluğa ışık tutuyor ama size o boşluğun kaybolacağını vadetmiyor.. adını koyamadığın duyguların peşine düşüp yaralarının atlasını çıkararak sana kendini biraz daha yakından tanıma fırsatı sunuyor Bazı yaraları iyileştirmek istemiyorum daha fazla. Düzeltmek istemiyorum. Acıyla terbiye edilmeye razıyım. İnsan, Allah’ı en çok acıdan kıvranırken hatırlıyor, yalan değil. Ve insan konuşmaların en güzelini Allah’a acıyla yaklaştığında yapıyor. Her
Yara AtlasıHediye Demet Akan · Timaş Yayınları · 202661 okunma
Reklam
Puan vermedi·64 syf.··
2026 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:55
Başarılı bir uzun hikaye olmuş. Tasvirler hoş, konusu güzel. Çerezlik kitap olarak değerlendiriyorum. Sanki Gogol'un bu tarz kısa kitaplarını daha çok seviyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Mayıs GecesiNikolay Gogol · Yordam Kitap Yayınları · 2020651 okunma
10/10
·570 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Merhaba kitap dostlarım. Bir serinin daha sonuna geldim ve son sayfayı çevirdiğim anda içimde hem tarifsiz bir mutluluk hem de tatlı bir hüzün kaldı.Çünkü bazı hikâyeler vardır;okunup rafa kaldırılmaz kalbinizde kendine özel bir yer edinir. Bu seri boyunca karakterlerin sevinçlerine ortak olduk,acılarıyla üzüldük,verdikleri kararlarla bazen kızdık bazen de onları anlamaya çalıştık.Özellikle Ozan ve Bahar'ın sonunda hak ettikleri mutluluğa kavuşmaları beni en çok mutlu eden detaylardan biri oldu. Geçtikleri onca zorluğun ardından yüzlerinin gülmesi,okur olarak bana da huzur verdi. Ozan;sevgisi,sabrı ve fedakârlığıyla yine gönlümde ayrı bir yer edinirken;Nazike(Bahar)ise beni en çok düşündüren karakterlerden biri oldu.Her zaman doğru kararlar vermese de yaşadıklarıyla onu anlamaya çalıştım.Kusurlarıyla gerçek, hatalarıyla insaniydi. Levent ve Lale ise bu hikâyenin benim için en güzel sürprizlerinden biriydi.Aralarındaki uyum, karakter gelişimleri ve birbirlerini bulma şekilleri çok etkileyiciydi.Özellikle Lale'nin geçirdiği değişimi okumak büyük keyif verdi. Ayrıca Selma'nın zarafeti,Meral'in hikâyesi ve diğer karakterlerin yaşadıkları da kitabın duygusal yönünü daha da güçlendirdi. Final kitabında yarım kalan hesaplar kapanırken eksik parçalar da yerini buldu. Geçmişle yüzleşmeler,tamamlanan hikâyeler ve yeni başlangıçlar o kadar güzel işlenmişti ki kitabı elimden bırakmak istemedim.Her bölümde hem meraklandım hem de bu dünyadan ayrılacağım için biraz daha yavaş okumak istedim. Yazarın kalemini en çok sevdiğim nokta ise karakterlerini kusursuz göstermemesi.Her biri hatalarıyla,kırgınlıklarıyla ve mücadeleleriyle gerçek hissettiriyor.Bu yüzden okurken yalnızca bir hikâye okumuyor,onların hayatlarına ortak oluyorsunuz. Seri sona erdi ama geride unutulmayacak
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 20268 okunma
şişirilmiş bir eser
5/10
·134 syf.··
2026 5. kitabı
Göçmen konusu güzel, başları da ilgi çekiciydi. Ayrıca belli ki baya araştırma yapmış yazarımız. Ne var ki tam hikayeye kendimi kaptırdığım sırada paragraflarca anlatılan artan balık çiftlikleri meselesini ya da maden şirketlerinin ormanları esir alışını okumak bana şunu hissettirdi: “Şu an yazar bağlamdan koptu ve sadece o konuşuyor.” Kalemi baya zayıftı bu arada. Bu gerileme neden, pek anlayamadım. Belki de bir “roman” değil de “öykü” kafasında yazdığı içindir. Ya da “Nasıl olsa her yazdığım çok satıyor,” düşüncesinin rahatlığındandır. Livaneli’yi severim ama bu kitabını çok yüzeysel buldum. Kötü değil kesinlikle ama ‘vov’ da değildi. Daha iyi eserlerini okumuştum. Yine de önerir miyim? Bilemiyorum. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Merak ettiyseniz de 127 sayfalık bir kitap, bir günde bitirebilirsiniz.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
Bence
4/10
·552 syf.··
2026 84. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:02
Daha önce Hermann Hesse'nin hiçbir kitabını okumadım. Bunu da yoğun beğeniler üzerine aldım ve başladığımda çok fazla beklentiye girdiğim bir kitaptı. Ama okudukça kitabın içine asla giremedim. Daha çok roman türü okuduğum için romanda bir olay örgüsünün olmaması, sürekli bir gitgellerin yaşanması, üçüncü şahıs ağzından zaman veya yer mekan belirtmeksizin olayların anlatılışı, daha çok soyut kavramlar üzerinde durulması, bu kadar işlenebilir ve evrensel bir konunun bu kadar soyut anlatılması açıkçası beni çok yordu. Neredeyse kitap okumaktan soğuyacak konuma geldim. Son 200 sayfasında ciddi anlamda kitaba ancak girebildim. Onda da zaten kitabın artık sonuydu ve farklı, öyküler vardı kısa kısa. Benim okuyacağım tarzda bir kitap değildi. Bitirmek için çok fazla çabaladım. Hatta şu ana kadar üzerinde bu kadar durduğum ve beni bu kadar yoran bir kitap olmamıştı. Genel olarak bu tarzları, bu tarz kitapları sevenler için bence güzel ama bana asla hitap etmedi. Bir daha bu yazarın kitabını okur muyum bilmiyorum. Önyargı oluşturmak da istemem ama benim için böyleydi. Çok zor bir okuma süreciydi.
Boncuk OyunuHermann Hesse · YKY · 2020879 okunma
Reklam
Reklam