Çünkü o, kendi yolunun doğru olduğuna inanıyor. İnanmak insanı mutlu eder. Ben ise kendi yolumun doğru değil, zorunlu olduğunu biliyorum. Zorunluluk insana sıkıntı verir…
Hayat tamamlanmaktır çünkü. Tamamladığımız şeyleri unutur ve geride bırakırız. Tamamlamadıklarımızı ise hep hatırlar ve onların boşluklarını doldurmaya çalışırız.
Geceyi gece yapan, güneşin dünyaya arkasını dönmesi midir?
Yoksa ayın ışığında parlayan kar, yastığa dökülen gözyaşı mı? Gözlerden firar eden uyku mu?
Kalbin duvarlarında bir delik, bir yol arayarak ışığı bulmaya çalışan kırgınlık mı, yoksa aklın parmaklıklarını sarsarak firar etmek isteyen öfke mi?
Geceyi gece yapan, babanın evlattan, evladın kardeşten, kardeşin dünyadan sakladığı o gerçeğin karanlıkta yaşamayı sevmesidir belki, kim bilir.
Ne kadar güçlü olursak olalım ruhumuz ufacık bir sevgiye muhtaçtır, bir tondan bile daha ağır olan hayvanlar sırf başları okşandığı için evcilleştirilebiliyorlar.