Sensiz Kalan bu şehri yakmayı çok istedim..
Yakmayı istemek...
Bir insan neden yakmak ister?
Bu düşünce hangi duyguya götürür?
Cevabı kelimelerin pîrî Nurullah Genç veriyor;
"simsiyah bulutlar geçiyordu göğümden
anlamak üzereydim Neron'un Roma'yı neden yaktığını
yenik düşmüş bir Napolyon kadar mutsuzdum aslında
intihara kalkışan Hitler kadar çaresiz"
Kitaba ismini veren, ve kitabın girişinde bizi karşılayan bu şiir, 'mutsuzluk,çaresizlik, öfke' duygularıyla bizi selamlıyor.
Ö f k e patlamaya hazır bir yanardağ gibidir bazen.. İnsan, içinde kaynayan o alevleri,dört bir tarafa saçarak içinin rahatlamasını ve soğumasını istiyor. Peki ya sonra? Alevler dört bir yana dağılarak sönünce geriye kalan nedir? Pişmanlık yığını.. İşte şair,bu pişmanlık yığınına geçmiyor. Çünkü satır aralarında;
"hatıraların içli bir yağmur gibi boşandı üzerime"
cümlesiyle hissettirdiği 'hatıralara olan
v e f a s ı' ,o yanardağın patlamasına izin vermiyor ve alevleri söndürüyor..
Kitaba bu girişle başlayan şair, kitabında genellikle beşeri aşk'a dair şiirler ele almıştır. Bundan önce okuduğum kitaplarında duyguları, evrensel dünyaya hitap eden dizelerle ifade ederken, bu kitabında alanı daraltarak ,daha özel bir çerçevede ifade etmiştir. Terk edilmek, sadakatsizlik,yalnızlık,sevmek,sevinç,özlem gibi duyguları satır aralarına dağıtan şair,genellikle, sevdalı bir insanın hissedebileceği ,yaşayabileceği duyguları anlatıyor.
Şaire göre,'ömrünün en güzel penceresidir' s e v m e k... Beklentinin, hayal ve umutla piştiği bu duyguda,kalbinden sevgiliye ve onu görmeye dair sevinç duyguları yükseliyor. Onun varlığını ve gelişini,şifalı bir bahar sıcaklığında öten kuşlara ve dünyasını renklendiren papatyalara benzetiyor.
Sevginin menbaı Rabbim