Puan vermedi·624 syf.··
2025 123. kitabı
Visal Ahu Döngüsü - H Ü M E Y R A Bu kitabı okurken kendimi bir hikâyeye misafir gibi değil… sanki o hayatın içindeki sessiz tanıklardan biri gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe olayları okumaktan çok, yaşananların ağırlığını omzumda taşıdım. Ahuşan’ın dünyası baştan sona başkalarının kurduğu sınırlarla çevrili. Onun hayatı seçimlerden değil, zorunluluklardan oluşuyor. Tam da bu yüzden Demir’in varlığı sadece bir aşk değil bir kapı aralığı gibi duruyor. Kaçış değil… nefes alma ihtimali. Demir ise seven ama sadece seven bir karakter değil. Sevmenin sorumluluğunu taşıyan, bedelini de ödemeyi göze alan biri. Onun duygusu romantik sözlerden değil, aldığı risklerden anlaşılıyor. Aşkı dile getirmiyor koruyor, direniyor, bekliyor. Hikâye boyunca iki karakterin yakınlaşması kadar aralarındaki engeller de büyüyor. Aile, düzen ve kader duvarları onların duygularını sürekli sınarken kitap şu soruyu sessizce soruyor: “Birini seçmek mi zor, yoksa o seçimde kalmak mı?” Okurken yoğun bir sıkışmışlık hissi geliyor. Kavuşma ihtimali kadar kavuşamama korkusu da sayfalara eşit dağılmış. Bu yüzden hikâye umutlu olduğu kadar huzursuz sıcak olduğu kadar kırıcı. Yazarın kalemi duyguları abartmadan, ama eksiltmeden aktarıyor. Sahne kurmuyor durum yaşatıyor. Okur olarak sadece olanı görmüyorsun, karakterlerin içindeki suskunluğu da hissediyorsun. En güçlü yanı da burada dramatize etmeden etkileyebilmek. Zor aşk Aile baskısı ve toplumsal engeller Koruyucu erkek karakter Kırılgan ama dirençli kadın karakter Kavuşma için mücadele Kader seçim çatışması Acıtan ama vazgeçilmeyen bağ Visal Ahu Döngüsü, kavuşmanın mutluluğunu değil kavuşabilmek için verilen mücadeleyi anlatıyor. Ve bazı mücadeleler kazanılsa bile izleri geçmiyor… kitap bittikten sonra bile. #visalahudöngüsü #hümeyra
Visal - Ahu DöngüsüHümeyra · Dokuz Yayınları · 2024727 okunma
M U H T E Ş E M!
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 21:15
Herkese keyifli okumalar demeyeceğim çünkü bazen bir kitabı okurken yeri gelir tebessüm eder bazense hüzünlenir hatta ve hatta gözyaşlarına boğuluruz o yüzden herkese huzur dolu bol vakitli okumalar diliyorum ve sizi bu muhteşem ötesi; kelimelerle tarif edemeyeceğim öykülerle baş başa bırakıyorum: Bir halk ozanımız var ve sesini geri alabilmek uğruna hiç duyulmamış öyküler anlatması gerekiyor ve kraliçenin ona anlattıkları arasından acaba hangi bir tanesini seçecek? Tıpkı damlanın dediği gibi bir öyküden aslında bir roman bilet oluşabilecekken bize 15 e yakın öykü derlemesi onun hem iyi bir okuyucu hem de iyi bir gözlemci hatta ve hatta üstün bir sanat anlayışını gözler önüne seriyor. Peter Pan, Beyaz Geceler , Jack London (tüm eserleri) gibi kitapları seviyorsanız bu kitabı da seveceksiniz! Miyazaki’nin film tadını da alacağınız su götürmez bir gerçektir . Hikayelerin hepsine vuruldum ama FANGAR (Yemintutan) bilmiyorum ayrı bir yer kapladı içimde … Eline emeğine sağlık Damla Uzun süre etkisinden çıkamayacağım bambaşka ve özgün bir o kadar da klasik bir eser okudum ve mahvoldum ! D. N. Archeron
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025635 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
《 A T E Ş S E M A Z E N L E R İ 》
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2025 72. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 13:34
Ateş Semazenleri kitabının incelemesine, kitabın isminden başlamak istiyorum çünkü, kitap hakikaten isminin hakkını veriyor. Ateş Semazenleri, ateş gibi yakıcı duygulardan bahsettiği için bu ismi almış olduğunu düşünüyorum. Kitapta bahsedilen, insanları yakan duygular ve davranışlar; hüzün, keder, hicran, hayal kırıklığı, ihanete uğrama gibi kavramlardır. Bu yakıcı duyguları hisseden insanlar, semazen misali dönerek yani bir nevi arayışla, kendini ve hakikati bulanları temsil ediyor. Semazen misali yanarken arınmayı ifade eden duygu ve davranışlar ise; mücadele, dik durma, sabır gibi kavramlardır...Kitabı okuyunca, kitaba verilen ismin kıymeti daha iyi anlaşılıyor. Kitap kalpteki yangından bahsederek başlıyor. Bunlar; hicran,hüzün, keder gibi duygulardır. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama bir yerde hüzün ve keder arasında şöyle bir fark var diyordu; H ü z ü n , içinde olumlu bir parça barındıran bir duygudur. Bu tanımı okuyunca zihin dünyamda şöyle bir çağrışım olmuştu. Efendimiz (sav)'e "hüzün peygamberi" diyoruz... Neden? •Çünkü yaşadığı ağır imtihanlara ve onların getirdiği üzüntülere rağmen ümidi her daim baki .. •Çünkü Yusuf suresi 87.ayet dahil, tüm Kur'an'ın mesajlarına imanı tam... ( "Sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez" -- Yusuf87).. Bu bağlamda düşündüğümüzde hüzün esasında, kış ortasında baharın geleceğine inanmaktır. Kışın kasvetli ve boğucu havasına rağmen, baharın ve yazın sıcaklığını hissedebilmektir. Ruhunda, baharda açacak çiçeklerin tomurcuklarını görebilmektir. Şairin de söylediği gibi; "Güllerim son yangında açıyor şimdi benim " diyebilmektir belki de.. Tanımın devamında bahsedilen **k e d e r ise, bütünüyle olumsuz bir duyguyu ifade
Şiir
Ateş SemazenleriNurullah Genç · Timaş yayınları · 2023265 okunma
《 H A Y A L M E Y A L 》
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 70. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 00:00
Tarık Tufan, şimdiye kadar okuduğum eserlerinde, toplumdaki insanları her seferinde farklı bir yönüyle ele alıyor. Her seferinde okuru, empatik bir yolculuğa çıkarıyor. Bu empatik yolculuk, aynı zamanda kendi duygusal derinliğimizi gözden geçirmemize vesile oluyor. Bu defa yazar, kitabında, ismini bilmediğimiz 34 yaşında kanser hastası gencimizin iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Karakterimizin hastalığı, kitabın çerçevesini oluşturuyor. O çerçevenin içini yazar; ilişkiler, aşk, ölüm gibi sosyolojik durumlarla dolduruyor ve okura hastalığının çerçevesinde bir kurgu sunuyor. Bu kitap sadece bir kurgu anlatmıyor, bireysel bir hayatın, toplumsal hayata çarpmadan geçemeyeceğine değiniyor. Kitap; yalnızlık duygusu,ölüm ve umut konuları ile başlıyor. Sosyal hayatta yalnızlık, kimi insan için tercih edilen bir durumken, kimisi için tercih edilmeyen bir durumdur. Yalnızlığı tercih etmeyen insanlar, bazen bu durumu ceza ya da kusur olarak görür. Halbuki yalnızlık bir kusur değil, bizi kendimizle tanıştıran bir ayna gibidir esasında... Yalnızlık sadece kederden ya da sadece mutluluktan ibaret değildir; aslında o, insan olmanın bir parçasıdır. Yazar, yalnızlığın insan olmanın bir parçası olduğundan yola çıkarak, onun ölümle ilişkisine vurgu yapıyor. Yazar, yalnızlık ve ölüm konularını enfes bir şekilde harmanlıyor. Ölüm bu kadar yanı başımızdayken, bizim onunla uzaklığımızı sorgulatıyor. Bu sorgulama okuru karanlık bir dünyaya doğru değil, umudu aramaya doğru sürüklüyor. Karakter melankolik bir havada durumunu aktarırken, kitap aralarında bulunan şiirsel cümlelerle bizleri varoluşsal arayış yolculuğuna davet ediyor. Bu daveti şu cümlelerle aktarıyor ve hepsinin sonu aynı şekilde bitiyor; Ben umudu arıyorum. \ B E N Ben sabah ışığını arıyorum\ Ben
Edebiyat & Roman
Hayal MeyalTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20207,3bin okunma
《 Y U K A R I M A H A L L E 》
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2025 21:11
Yukarı mahalle, John Steinbeck'in üçleme olarak yazdığı kitapların ilkidir. Cennetin Doğuşu kitabındaki felsefi derinliğin aksine; daha basit, akıcı, anlaşılır bir kitaptır.. Günlük yaşamda insanın dokunduğu olayları, keyifli tasvirleri ve kurgusuyla bezeyerek anlatmıştır. Bu kitap, kurgusal bir anlatımdan ziyade; zıtlıklar üzerinden, muzip,mizahi ve ironik şekilde kurgulanmış bir eleştiridir.. Zıtlıkları fakir ve zengin kavramları üzerinden inceleyebiliriz. Fakir ve zengin deyince maddi açıdan düşünmüş olabiliriz lakin bu eserde; ahlaki değerlerin fakiri olan Danny ve arkadaşlarının, dostluk duyguları açısından zenginliği anlatılır. Elbette maddi açıdan yoksunluk da vardır fakat bu yoksunluk tembellikten ve avarelikten kaynaklanır. İlk ahlaki değerlerin yoksulluğundan bahsederek başlayalım. Biliyoruz ki ahlaki değerler sadece kişisel vicdanı değil, toplumsal düzeni de korur. Kolay, umursamaz ve dürtüsel bir şekilde cam çerçeve indiren, zaman zaman hırsızlık yapabilen, çalışabilecek gücü varken çalışmayarak asalak gibi yaşayan, gerektiğinde yalan söyleyebilen insanlar; adalet, saygı, dürüstlük, sorumluluk gibi temel ahlaki değerlerin fakiri olagelmiştir. Bu değerlerin her biri, tüm insanların hayatında nadide bir bahçe gibidir. Bu değerlerin ihlali, muhatabın bahçesindeki nazenin canlıları ve kişinin emeklerini ezip geçmek ile eş değerdir. Bahçesi talan olan kişinin düzeninin bozulmasıyla başlayan silsile, domino taşı gibi toplumu da etkiler ve önü alınmazsa toplumsal düzen bozulur. Yazar, bu yoksunluklara sahip olan Danny ve arkadaşlarını, arkadaşlık bağları üzerinden zenginleştirmiştir. Nadiren birbirleriyle kavga ederek can acıtsalar da; baş karakterimiz Danny'nin şefkat duygusu, ve beklentisiz olarak arkadaşlarına evini açması, birbirlerini
Edebiyat & Roman
Yukarı MahalleJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20183,023 okunma
~SENSİZ KALAN BU ŞEHRİ YAKMAYI ÇOK İSTEDİM~
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 20:53
Sensiz Kalan bu şehri yakmayı çok istedim.. Yakmayı istemek... Bir insan neden yakmak ister? Bu düşünce hangi duyguya götürür? Cevabı kelimelerin pîrî Nurullah Genç veriyor; "simsiyah bulutlar geçiyordu göğümden anlamak üzereydim Neron'un Roma'yı neden yaktığını yenik düşmüş bir Napolyon kadar mutsuzdum aslında intihara kalkışan Hitler kadar çaresiz" Kitaba ismini veren, ve kitabın girişinde bizi karşılayan bu şiir, 'mutsuzluk,çaresizlik, öfke' duygularıyla bizi selamlıyor. Ö f k e patlamaya hazır bir yanardağ gibidir bazen.. İnsan, içinde kaynayan o alevleri,dört bir tarafa saçarak içinin rahatlamasını ve soğumasını istiyor. Peki ya sonra? Alevler dört bir yana dağılarak sönünce geriye kalan nedir? Pişmanlık yığını.. İşte şair,bu pişmanlık yığınına geçmiyor. Çünkü satır aralarında; "hatıraların içli bir yağmur gibi boşandı üzerime" cümlesiyle hissettirdiği 'hatıralara olan v e f a s ı' ,o yanardağın patlamasına izin vermiyor ve alevleri söndürüyor.. Kitaba bu girişle başlayan şair, kitabında genellikle beşeri aşk'a dair şiirler ele almıştır. Bundan önce okuduğum kitaplarında duyguları, evrensel dünyaya hitap eden dizelerle ifade ederken, bu kitabında alanı daraltarak ,daha özel bir çerçevede ifade etmiştir. Terk edilmek, sadakatsizlik,yalnızlık,sevmek,sevinç,özlem gibi duyguları satır aralarına dağıtan şair,genellikle, sevdalı bir insanın hissedebileceği ,yaşayabileceği duyguları anlatıyor. Şaire göre,'ömrünün en güzel penceresidir' s e v m e k... Beklentinin, hayal ve umutla piştiği bu duyguda,kalbinden sevgiliye ve onu görmeye dair sevinç duyguları yükseliyor. Onun varlığını ve gelişini,şifalı bir bahar sıcaklığında öten kuşlara ve dünyasını renklendiren papatyalara benzetiyor. Sevginin menbaı Rabbim
Şiir
Sensiz Kalan Bu Şehri Yakmayı Çok İstedimNurullah Genç · Timaş Yayınları · 2023369 okunma