Bizim topraklar nehirlerin beşiğidir. Tunca’dır bu nehrin adı, tee balkanlardan doğar da gelir aslen. Edirne’nin üç güzel fidanından biridir. Fidan dediysem hafife almayasın üzerinde tam on bir tane köprü var derler hatta ben görmedim amma biri demir yolu köprüsü imiş. Diğer iki fidanı soracak olursan onlar da Arda ve Meriç’tir. Bu üç fidan bizim topraklarda birleşir ağaç olur, meyvesi ile toprağımızı sular, bize bereket getirir. Sonra hepsi birleşerek Ege’ye dökülürler. Kimi gelir türkü okur buraya, kimi derdini anlatır, kimi ilk aşkını fısıldar. Yani bizimkilerin yarısının sevincini, üzüntüsünü, mazisini Ege’ye götürür bu nazlı nehir…
Güfte Edebiyat, 20. Sayı
Yusuf Dürmüş
Sözcükleri tek tek kafasının içinden alıp yüreğine koydu. Yüreğini "güp! güp!" attıran sözcüğü hemen kağıda yazdı. Yüreğini attırmayan sözcüğü yüreğinden çekip aldı.
Dirmit, o günden sonra yüreğine kul köle oldu. Yüreği ne yap dediyse onu yaptı, yüreği nereye git dediyse oraya gitti, yüreği ne dediyse onu dedi.
Yüreğiyle kafası zıtlaştıysa o da zıtlaştı. Yüreği taştıysa o da taştı. Yüreği çırpındıysa o da çırpındı. Yüreğiyle birlik oldu.