Neva Bulvarı, yüzeyde Petersburg’un parıltılı vitrini gibi sunulsa da okur açısından bakıldığında ciddi anlatı ve yapı sorunları barındıran bir öykü. Gogol’ün gerçeklik ile yanılsama arasındaki çizgiyi sorgulama niyeti belirgin olarak görünse de bu niyet metnin bütününde yeterince dengeli ve tutarlı taşınmıyor.
Öykünün en zayıf yönlerinden biri, anlatının dağınık ve kopuk ilerleyişi. Neva Bulvarı bir mekân olarak başlangıçta güçlü bir atmosfer vaadi sunsa da kısa sürede bu atmosfer yalnızca tekrarlanan betimlemelere indirgeniyor. Mekân, anlatıya derinlik kazandırmak yerine, karakterlerin yüzeysel hayallerini sergileyen bir dekor işlevi görüyor. Bu durum, öykünün dramatik etkisini zayıflatıyor ve okurun anlatıya bağlanmasını güçleştiriyor.
Karakter inşası da eleştiriye açık. Pirogov ve Piskaryov, Gogol’un ironik toplumsal eleştirisini temsil etmeleri beklenen figürlerdir; ancak bu karakterler psikolojik derinlikten yoksun, neredeyse tek bir özelliğe indirgenmiş tipler olarak kalıyorlar. Özellikle Piskaryov’un trajedisi, dramatik bir yoğunluğa ulaşamadan aşırı romantize ediliyor ve okurda samimi bir empati yaratmak yerine yapay bir melankoli hissi bırakıyor.
Gogol’ün sıklıkla başvurduğu alaycı anlatıcı sesi, bu öyküde yer yer amacını aşıyor. İroni, toplumsal eleştiriyi keskinleştirmek yerine, anlatının ciddiyetini zedeliyor. Ben şahsen, neyin gerçekten eleştirildiğini, neyin yalnızca anlatıcının keyfi alayı olduğunu ayırt edemedim.
Son olarak, öykünün mesajı fazlasıyla didaktik ve tek yönlü. Neva Bulvarı’nın “aldatıcı” bir mekân olduğu fikri, metin boyunca defalarca vurgulanıyor; ancak bu vurgu, yeni bir düşünsel açılım sunmak yerine kendini tekrar eden bir uyarıya dönüşüyor. Bu da öyküyü, derin bir toplumsal çözümlemeden çok, tek temalı bir ahlak anlatısına