“…kişiliğinizdeki "tuhaflıklar" önemsiz sapmalar olmayabilir; kişiliğinizdeki önemli bölünmeleri yansıtabilir. Kusursuz olmadığınız için suçluluk duygusuyla kendinizi yere çalmak yerine, soğukkanlı, nesnel bir şekilde bunları incelemeniz, kişiliğinizin önceden bilinmeyen önemli alanlarını görmenizi sağlayacaktır. Bu, gizli kalmış yanlarınızı görerek ve kabul ederek, sonunda yeni, bütünleşmiş, güçlü bir öz (benlik) keşfedeceksiniz.”
“Bir kadın örneğin zor bir matematik problemini çözdüğü zaman, başarısını yeteneğine, şansına, "sıkı çalışmasına," ya da problemin "kolay" olmasına bağlamak gibi seçeneklere sahiptir. Olaylara neden olarak gösterilen şeylerin insanlar üzerindeki etkilerini analiz eden "yükleme (nedensellik) teorisine" göre, kadınlar, başarıyı, ilgisiz dışsal kaynaklara bağlamaya eğilimlidir. En gözde olanı da şanstır. Kadınlar, başarıyı sahiplemekten kaçınırken, başarısızlığın sorumluluğunu üstlenme fırsatına balıklama atlamaktadır. Erkekler, sorumluluğu koşulların, bir başkasının vb. üstüne atarak başarısızlıklarının nedenlerini dışsallaştırma eğilimi göstermektedir. Kadınlar ise sanki toplumun paspası olarak doğmuş gibi, olayların suçunu kendilerine alırlar.”
Dostoyevski’nin ilk okuduğum kitabı. Kronolojik okumak istemiştim fakat elimde İnsancıklar yoktu o yüzden Öteki ile başlangıç yapmış oldum. Ne iyi ne de kötü bir başlangıç oldu benim için.
Kitabın ana karakteri, memur Golyadkin kişilik bölünmesi yaşıyor, kendi içindeki diğer beni görüyor. Şizofren bir insanın zihnini okuyorsunuz bu kitapta aslında. Kendisiyle çelişen ve sürekli olarak anlamsız davranışlara sürüklenen bir karakter. Okurken siz de geriliyorsunuz ve anlamlandırmaya çalışıyorsunuz olanları. Hayal ile gerçek arasında keskin bir geçiş yok. Ne hayal ne gerçek bilemiyoruz. Benim gibi belirsizliği sevmeyen bir insansanız bu belki okumanızı zorlaştırabilir. Olay örgüsüne bağlanmadan “şimdi ne olacak, ee ne oldu yani” gibi sorulara kafayı takmadan karakterin zihin dünyasına odaklanırsanız okumak daha keyifli hale gelecektir. Ben bunu pek başaramadım. O yüzden pek sürükleyici gelmedi bana. Sayfa çevirmekte zorlandım ama hızlıca bitirmek istedim ve iki günde bitirdim. Çok bayılmadım ve müthiş övgülere değer bulmadım ben kitabı, zevk meselesi. Ama 7 puandan aşağı vermeye de elim gitmedi.
Kısaca Dostoyevski’yi okumak isteyenler için elbette okunması gereken kitaplardan biri diye düşünüyorum fakat kesinlikle tavsiye ederim, herkes mutlaka okumalı diyemem.