Bir şablon çizmek lazım :)
"Türkçe "gavur" un karşılığı Kürtçe "fılla"ydı. Ama gerek Türkçe'de ve gerek Kürtçe'de ortak nokta "haço" olarak tescil edilmişti. Türkçe'de korkak Yahudi deniyordu ama korkak Musevi denmiyordu. Cehü, Yahudiler'e Kürtçe'de verilen addı. Biz Hıristiyanlar ise Yahudiler'e Moşe diyorduk. Ermeniler ise Süryaniler'e Asori derlerdi."
Sayfa 71 - ARAS·Kitabı okudu
Alıntı
25 Kasım 1926'da İstanbul'da ikamet eden Yunan Madam Mari'nin Türklüğü tahkir etmesi nedeniyle hakkında takibat yapılması hususunda istekte bulunulmuş ve bu talep Meclis tarafından kabul edilmiştir. 21 Mart 1927'de Türklüğe hakaret eden Losika adlı kadın hakkında takibat için yapılması için gerekli onayı Meclis vermiştir. 29 Mart 1927'de Türklüğü tahkir eden Ayaza Nuri hakkında yetkili makamca kovuşturma yapılmasına müsaade verilmiştir. Sonraki yıllarda da benzer şekilde bu hususta kararlar alınmıştır. Örneğin; 14 Eylül 1929'da İzmir'de yaşayan Arap Mehmet hakkında Türklüğe hakaret etmesi nedeniyle takibat yapılması Meclisçe uygun görülmüştür. 28 Eylül 1929'da Türklüğü tahkir etmesi nedeniyle İstanbul'da ikamet eden Mardiros için takibat yapılması Meclis tarafından münasip görülmüştür. Yine aynı yıl ve aynı ayın yirmi sekizinde İstanbul'da yaşayan Musevi Yasef Malki'nin Türklüğü tahkir etmesi sebebiyle hakkında kovuşturma yapılmasına Meclis izin vermiştir. Otuzlu yıllarda Türklüğü tahkir ile ilgili takibat yapılması için Meclise talepler sayıca artarak gelmeye devam etmiştir. Örneğin; 1 Ocak 1930'da Yani oğlu Niko'nun Türklüğe hakaret etmesi sebebiyle hakkında takibat yapılması Meclis tarafından uygun görülmüştür. Aynı tarihte Ligor'un oğlu olan Nikoli'nin de Türklüğü tahkir etmesi sebebiyle Meclis tarafından hakkında kovuşturma yapılmasına müsaade edilmiştir. 24 Nisan 1930'da Bulgar vatandaşı olan ve Balıkesir'de yaşayan Aleksandr'ın Türklüğe hakaret etmesi nedeniyle hakkında takibat yapılmasını Meclis münasip görmüştür. Aynı tarihte İstanbul'da ikamet eden Haralambo'nun oğlu olan Sava'nın Türklüğü tahkir etmesi sebebiyle hakkında kovuşturma yapılmasına Meclis onay vermiştir. 8 Temmuz 1930'da Ankara'da Yıldız Bar'ında çalışan Yugoslavya vatandaşı olan Josef in kızı
Mavi Gök Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
"Git, oku, adam ol!" Şimdi, "adam olmak için" geldiğim İstanbul'da, Kürtçeyi de unuttum, körük çekmeyi de. Burada öğrendiğim yarım yamalak anadilim Ermeniceyle de iki satır "adam olan" kendimden, üç satır da ustam Haço'dan söz ettim.
Sayfa 116 - Aras yayıncılık·Kitabı okudu
O günlerde Cizre'ye bir Fransız generali gelmişti. Haco Aga, "Qedri Cemi) Bey' e gir," dedi, " bir iki arkadaşıyla gelsin, gidelim, Fransızlada konuşalım. Eğer onlarla anlaşırsak, biz ve H ıristiyanlar birlikte bir oluşum içine girelim ve Fransızlarla çalışalım. Yok eğer anlaşamazsak, Fransızlada ilişkimizi keseli m." ... Görüşmeden döndükren sonra K ürtlerle Hıristiyanlar bir anlaşma imzaladı. Fotoğraflı ve imzalı birkaç sayfalık anlaşmayı duyurdular ve bir nüshasını da Ekrem Cemi! Bey'e verdiler. Anlaşmanın içeriği ve maddelerini hatırlayamıyorum. Büyük ihtimalle bu anlaşmanın dokümanları bazılarında bulunabilir. Anlaşma metni Ekrem Bey'in arkadaşlarına ulaşınca yeniden anlaşmazlık doğdu ve ilişkilerimiz yeniden k optu. Nedenini bilmiyorum. Sözlerinden ve imzalarından neden vazgeçtiler hala anlamış değilim. Anlaşma metni nasıl kayboldu? Bilmiyorum.
Amud halkının büyük bir talan ve işgal yaşadığı olay 1 937 yılında yaşandı. Bilindiği gibi, Cizre'nin Suriye bölümünde Araplar ile Kürtler arasında büyük bir ikilik oluşmuştu. ... Arnud olaymda Kürt tarafının tam olarak ne istedigi doğrusu tartışma konusuydu. Araplar ise Kürtleri suçluyordu. Araplardan bir kesim Kürtleri "Fransız uşagı" olarak suçlarken, bir kesim "Kürtler Hıristiyan olmuş" diyor, kimileri ise daha i leri giderek, "Haco, Fransızların maaşı için, Arap Müslümaniarına karşı savaşıyor," diyorlardı. Kürtlerin Suriye'deki asıl istemi gerçekte ulusal ve insani talepleriydi. Fransızlar çekip gittikten sonra, Suriye'de yaşayan Kürtler özgür olmalı, kendi dillerin i konuşabilmeliydi. Aksi durumda Suriye Kürtlerinin, Türkiye ve Iran Kürtlerinin başına gelecekleri yaşayabileceği kuşkusu vardı. Ama bazı cahil ve bilinçsiz Kürtler bu talepleri anlamıyor, karşı çıkıyorlardı. Karşı çıkanlar ulusal bilinçte olmadıkları gibi, bu bilinci edinmiş bizlere de engel olmaya çalışıyorlardı. Bunun için her türlü yalan ve iftirayı bizlere reva görüyorlardı. Ama biz inancımızda kararlıydık. Bize kara çal􂊠nların sözlerine aldırmıyorduk. ... Bu tartışmalar döneminde Suriye Arap milliyetçiliği giderek gelişti. Fransızlara karşı taciz hareketleri başladı. Cizre'de artık iş çıgrından çıkmış, silahlar konuşmaya başlamıştı. ... Her ne kadar şehirdeki iyi niyetli, barış isteyen şeyh, mele, hacılar araya girip durdurmak istedilerse de katiller, çapulcular ve hırsızlar olayları iyice kızıştırmak için ellerinden geleni· .yaptılar. Mıhemed Bey ile Çelqe ailesin in bazı fertleri.gibi asalersiz insanlar, şehrin altını üstüne getirdiler. Saymadık Hıristiyan dükkanı
Sayfa 232·Kitabı okudu
Bizim aşiretin adı Temıka’dır. Aşağı yukarı 20-25 köydür. Gel gör ki, Birinci Dünya Har­binden sonra tüm köylerimiz Suriye’de kaldı, yalnız babamın oturduğu köy Türklere düştü. Cumhuriyetin kuruluşunda bir Kürt kafası on paraya inmişti. Kimin canı isterse, jandarma mı­ dır, polis midir farketmez, istediğini vururdu. Vurulmamak için kaçınca da adı eşkıyaya çıkıyordu. Bu yüzden Türkiye’den Fran­ sızların egemenliğinde olan Suriye’ye kaçardı Kürtler. Fransızlar birşey demez, kaçan Kürtler de oradaki akraba ve aşiret reisleri­ ne sığınırlardı. Aşiretimiz de hemen Türkiye hududuna bitişik olduğu için çoğu bize gelirlerdi. Öyle bir zaman geldi ki aşağı yukarı tüm Kürt aydın, şeyh ve ağalan Suriye’de toplandı. Kimler yoktu ki? Birkaçını, daha önce gördüklerimi sayayım. Celadet ve kardeşi Kamuran Bedirxan, Kadri ve Ekrem Cemilpaşazadeler, Doktor Nafiz ve Kardeşi Nuri Zaza, Baytar Nuri, Qedrican, Osman Sabri, meşhur Haco Ağa ve oğlu Haşan, Emine Perîxane’nin oğlu Şikriye Emin, Mala Eliye Ums, çok kişi ve tabii hocam Cegerxwin.
Tarih
Reklam
Reklam