10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 11:25
𝙎𝙩𝙖𝙘𝙮 𝙒𝙞𝙡𝙡𝙞𝙣𝙜𝙝𝙖𝙢 ~𝙆𝙖𝙧𝙖𝙣𝙡ı𝙠𝙩𝙖𝙠𝙞 𝙆ı𝙫ı𝙡𝙘ı𝙢 Selammmm, bugün sizlere @altinkitaplar ın en yenilerinden harika bir psikolojik gerilim ile geldim. Tanıtım bültenini gördüğümden bu yana aşırı merak ettiğim bu kitap kesinlikle okuduğuma değdi! Gerilim yönünden ziyade psikolojik yönü baskın olsada özellikle yarısından sonra merak ve çözüm odaklı zihnimi oldukça gerilimle buluşturdu. Chloe nin geçmişi ve üzerinde bıraktığı etki daha ilk sayfalardan okuyucuyu etkisi altına alıyor. Çokça fikir yürüttüğüm ve üç kişi arasında kaldığım yerde sürpriz sonu bence kitaba yakıştı. Yazarın kalemini konuyu ele alışını,işleyiş biçimini ve akışını çok sevdim. Hadi sizler için şimdi kısaca konusuna geçelim; Chole Davis, on iki yaşındadır. Mutlu bildiği ailesiyle yaşadığı kasabada yaşıtı kızlar kaybolmaya başlar. Bu kayıplar gün geçtikçe artarak devam eder. Psikolojik olarak hemen herkes baskı altındadır. Anne, baba ve abisinin kanatlarının altında en güvenli alanda olduğunu düşünen Chloe ortaya çıkan gerçekler ile büyük bir travmanın içine düşer. Şefkati ve sevgisinden emin olduğu babası ile ortaya çıkan izler bu kayıpları gösterirken, babasının itirafı ile şok olur. Yıkılan ve toplumdan büyük tepkiler gören aile yıllar içinde dağılır. Yirmi yıl sonra Chloe bir psikolog,evlilik arifesinde yetişkin bir kadındır. Annesi bakım evinde,bağlantıyı kestiği babası hapistedir. Abisi ile sık olmasa da diyalogları devam etmektedir. Tedirgin ve güven eksikliğini yaşayan Chloe nin Daniel'e açılıp evlilik kararı alması rüya gibidir. Ama tamda her şey yoluna girecek derken Yirmi yıl sonra küçük kız kayıpları tekrar başlar. Chloe nin travması tetiklenir. İki genç kız ardı ardına kaybolur. Ne tesadüf ki hepsinin ufak da olsa Chloe ile bağlantısı olmuştur. Eski katilin taklitçisi ise çok yakınlarda ve
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026208 okunma
Aglamaktan içim çıktı...
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 00:00
Ben bu kitabı cok sevdim. Su ara asiri fazla fantastik okudum ve araya bunu sıkıştırdigim o kadar iui oldu ki. Zaten 2 saatte okudum tek oturusta cok guzeldi be Beni tanıyanlar bilir benim abla kardesli hikayelere zaten zaafim var. Kendimde iki kiz ablasiyim ve bunu o kadar cok seviyoeumki... Anne yarisi ithaminin teyzeden alinip ablaya verilmesi taraftariyimmda neysee. Kitabimiz Maudie adinda bir kizin babasi öldükten, anneside onu kardesiyle birlikte yanliz birakmasindan sonra yasadiklarni anlatiyor. Maudienin kardesi özel bir birey, öğrenme güçlüğü cekiyor. Kitabin bölümleri baya kisa. Hem Maudie hemde kardesi Jackin gözünden anlatılıyor. Cok tatli bit hikaye. Karakterleri olsun her ne kadar uzucu olsada konusu olsun asiri tatliydi. Benim favori kararkterim liv oldu. Liv kızımızın en yakin arkadaşı ve tahmin edebileceginiz en iyi arkadas olabilir. Her kosulda Maudie yi desteklemesi hatta bir alinti var O KADAR TATLI BIRISI KI. Biraz daha olay örgüsünden bahsedeyim Simdi bizim kizin annesi kacinca(bunada asagida degincem) Kizin teyzesi eve jacki ozel bakim merkezine birakiyor. VE MAUDIEDEN HABERSIZ. Kitapta en sinir olduğum kisiydi de her neyse.Maudie de bu konudan hic hosnut degil dogal olarak. Liv ile plan yapiyorlar ve bir sekilde jacki ordan alip otobüse biniyorlar. Liv gelemiyor ama her zaman maudie den haber alıyor haber veriyor. Biz bir sekil deniz kenari bir yere varıyoruz ve orda bize yardimci olan- yanlis hatirlamiyorsam- Brad adinda bir adam var. Onunda bir yeğeni var. Yeğeni Geren da baya yardimci oluyor. Ve Allahın işi bunlar asik oluyorlarr.Geren jacke o kadar iyi davraniyor ki. O yerleri kendiniz okuyun isterim o yüzden fazla bahsetmiyum. -Maudie nin annesi Ben kadina tamamen kizamiyorum çünkü düşününce oda hakli. Esini kaybetmis oglu ona zor zamanlar
Dünya Fark EtmedenMel Darbon · Yuzu Kitap · 202516 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ölüyorsun, Anlasana!!
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 23:02
Ölüm döşeğindeki dosta duyulan sonsuz şefkat meselesi bir masaldır. Hiç güzelleme yapmaya falan gerek de yok. Zaten yazar da bu masalı resmen yerle bir ediyor. Hikâye, Helen’in kanserle boğuşan eski dostu Nicola’yı evindeki misafir odasına kabul etmesiyle başlıyor ama oda kısa sürede şifa yuvasından ziyade, merhametin ve sabrın sınırlarının sınandığı bir savaş alanına dönüşüyor. Garner burada sadece hastalık hikâyesi anlatmıyor, misafir odasında insan doğasının en karanlık, en bencil köşelerine ışık tutuyor bir nevi. En can alıcı ve üzerine en çok kafa patlattığımız mesele ise, Nicola’nın trajikomik iyileşme inadı şüphesiz. Nicola, tıp dünyasının yapacak bir şey yok dediği noktada, kendisini sömüren vitamin kliniğine binlerce dolar döküp her sabah işkence gibi kürlere girerken aslında sadece kanserle değil, gerçeğin kendisiyle de savaş veriyor. Helen ise tam burada, arkadaşının bu beyhude umuduna şahitlik etmek zorunda kalan infazcı gibi kalıyor çoğu zaman. Arkadaşına Ölüyorsun, anlasanaaa! diye bağırmak istemesi ile ona her gün temiz çarşaflar sermek arasındaki o korkunç gerilim okuru da ikilemde bırakacak cinsten. Çokça tartıştığımız çarşaf yıkama sahneleri aslında sadece temizlik değil birer metafor... Helen her gün terli, hastalıklı çarşafları yıkarken sadece hijyen sağlamıyor, arkadaşının ölüme giden yapay sürecini hayatından temizlemeye, onu eski, sağlıklı günlerine döndürmeye çalışıyor ama nafile, başaramıyor. En çok vurulduğum yer de, dostluğun romantize edilmemesi, hatta tam tersine dostluğun yük hâline geldiği anlık kırılmalar oldu. Garner, bakım vermenin getirdiği bedensel yorgunluğun zihni nasıl bulandırdığını, çok sevdiğin dostunun inlemelerinin bir süre sonra nasıl sinir bozucu bir gürültüye dönüştüğünü anlatırken acımıyor, çok dürüst davranıyor.
Misafir OdasıHelen Garner · Yapı Kredi Yayınları · 2021584 okunma
3/10
·308 syf.··
2026 14. kitabı
Yani konu enteresan geldi hadi dedim bakayım fakat okurken asabım bozuldu ana erkek karakter Alexei denen eşek beni cinnet etti bakın . Yani her olayda sen nasıl bir hayvan evladısın demekten ciğerim soldu . Alexei efendim Rus mafyası bunun dedesine büyük sevgisi var ve bakım evinde kalıyor adam . Amy bu bakım evinin bakıcılarından çok tatlı bir hatun naif iyi melek gibi sakin bir şey . Kız kardeşinin kalp ihtiyacı var ölecek kız onun hastane masrafları ile uğraşıyor okulu bırakmış bu yüzden . Neyse bir gün bakım evine bu dedeyi öldürmek için baskın oluyor kız dedeyi koruyor falan . Dede tutturuyor Alexei denen mala bu kızla evlen mutlaka diye kızın para ihtiyacı ablasının tibbi bakımı vs neyse bunlar evleniyor . Bu malın taaa liseden sevdiği bir hatun varmış bok gibi ilişkileri var temelde yarılıp barışmalı pislik bir kadın . Tam bunlar sevimsiz şekilde başladıkları evliliklerinin ikinci ayında bir orta yol bulup anlaşmaya başlayıp işler güzelleşir gibi oluyor . Çat bu eski sevgili hamile şekilde ortaya çıkıp Alexei 'den yardım istiyor . Bu noktadan sonra her olayda insan adamın ağzını burnunu kırmak istiyor bakın . Kadın bunların yaşadığı eve yerleşiyor adam karısını tam görmezden gelmeye başlıyor sırf bu yüzden kızın kardeşine bulunan kalp kaçıyor ve bunun sonunda zaten kız öldü . Sırf bu bile benim açımdan o adamla tüm ilişkimin sonsuza kadar bitmesi için yeterli sebep . Sonrasında bin bir rezillikler bakın adam her defasında patladı hep . Kız aşırı pasif ezik ağzını ada gibi açmıyor falan of dedim ya :(
Assigned to the Bratva HeirMira J. Fox · Independently published · 01 okunma
En nefret edilen kadın...
Puan vermedi·192 syf.··
2023 386. kitabı
Bu inceleme yalnızca Sakura'yı ve karakter gelişimini konu almaktadır. Evet, işte o seri. 6-7 yaşlarımda izlediğim ilk animem, favori animem, gerçekten bendeki yeri çok ayrı bir anime. Animeyi abimle birlikte 2011 senesinde ilk bilgisayarımızı aldığımız zamanlar izlemiştik, büyük kuzenimiz önermişti bize. Bir akşam yanıma gelip hadi bunu izleyelim demişti ve her şey o zaman başladı. Naruto içine mühürlenmiş 9 kuyruklu bir canavar yüzünden tüm köyden dışlanan, canavar muamelesi gören yapayalnız bir çocuk, yediği tek yemek bozulmuş ramenler ve sütler olan bu çocuk her zaman zorbalığa maruz kalıyor, her zaman ötekileştiriyor. Naruto aslında Naruto Shippuuden'e ön hazırlık gibi, 200 bölüm ama asıl olaylara zemin hazırlama kısmı sadece, ama yine de kısaca bir değinmek istiyorum. Özellikle de hepinizin, izlemeseniz de hepinizin bildiği o karaktere, Sakura'ya. Öncelikle Konaha'daki zihniyete bir bakalım, Konaha Türkiyeden çok da bir farkı olmayan bir memleket aslında, kadınların savaşmasını doğru bulmuyorlar, kadınların yapabileceği tek mesleğin tibbi ninjalık olabileceğini düşünüyorlar ve eğitimleri de böyle veriyorlar. Kızlara her zaman savaşmamaları, yalnızca 'temel' iyileştirme tekniklerini bilmeleri gerektiği öğretiliyor ve kızlar ailelerinden ve tüm köyden öğrendikleri şeyi doğru sayıyorlar, küçücük kızlar bile kendilerine savaşmamalarını sadece basit iyileştirme tekniklerini bilmelerinin yeterli olduğunu söyleyip buna kendilerini inandırıyorlar. Bu küçük kızlardan biri de Sakura, Sakura tm köy halkı sağ olsun diğer tüm kızlar gibi savaşmanın 'erkek işi' olduğunu ve yapması gereken tek şeyin güzel olup basit iyileştirme teknikleri öğrenmek olacağına inanıyor. Kendi ağzıyla bile aman bana ne ben sadece öğrenmem gereken şeyleri öğreneceğim diyen savaş bilmeyen, toz
Manga
Naruto 1. CiltMasaşi Kişimoto · Gerekli Şeyler Yayınları · 2011881 okunma
MERAK, SIKINTI, UTANÇ ve birazcık motosiklet!
10/10
·432 syf.··
2025 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2025 01:38
Ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum. Bu kitapla ilgili düşüncelerimi 3 farklı zaman diliminden yazacağım. Ve bu üç farklı zaman diliminin ana başlıkları şöyle olacak; 1- Merak 2- Sıkıntı 3- Utanç Başlıyoruz; 1- Merak Kitabı aldığım zamanı gerçekten hatırlamıyorum. Ama tahminim 2016-2018 seneleri arasında bir zaman. Bundan eminim çünkü motosiklet kullanmaya başlayalı bir kaç sene olmuş ve 2016 yılı öncesi de benim kitap okuma alışkanlığım yoktu. 2018 den öncesi kesin onu biliyorum çünkü 2018 yılında oluşturmaya başladığım kitaplığımı net hatırlıyorum. Neyse; Muhtemelen, motosiklet kullanıyor olmanın getirdiği bir MERAK duygusuyla "dur bakayım şu kitap da neyin nesiymiş" diye hareket edip kapağında koca koca yazan Motosiklet Bakım Sanatı yazısının büyüsüne kapılarak kitabı almış bulundum o zaman. Eh bakmışımdır illa arkasına köşesine. Arkasında da yazıyor ya hani, "bir adamın, oğlu ve iki arkadaşıyla birlikte yaptığı uzun bir motosiklet yolculuğunu anlatıyor" diye. E tamam, MERAK ettik ve aldık kitabı; 2- Sıkıntı Kitabı ne zaman okumaya başladım, ne gün kaç sayfa okudum, hangi gün, hangi ruh halinde açtım kapağını inanın hiç hatırlamıyor fakat, her açtığımda "öf bu ne yaa", "hani abicim motosiklet, yolculuk nerede?", "bu ne biçim bir kitap, beynim yandı" diye bazen iki üç sayfa, bazen hadi zorlayıp bir kısım okumaya çalıştım SIKILA SIKILA. Kitabın içeriği bana çok ağır geldiği için ÇOK SIKILDIM. Okuyamadım uzun bir süre. Bazen oldu, aylarca kitaplıkta durdu, bazen "hadi" dedim iki sayfa okudum. Günlerce çantamda yanımda taşıdım, benimle birlikte kamplara, tatillere, kısa uzun bir çok yolculuğa çıktı. Her okumaya çalıştığımda ÇOK SIKILDIM. Fakat; 3- Utanç Tam 11 gün sürmüş okumam (sitenin yalancısıyım). "Bu sefer tamam. Tane tane de olsa okuyacağım, direneceğim"
Zen ve Motosiklet Bakım SanatıRobert M. Pirsig · Ayrıntı Yayınları · 20221,548 okunma