Koltuk seçimini, sahibinin kalitesini gösterdiğine- bu tamamen bir önyargı sanırım- eminim. Koltuk hafife alınamaz; başlı başına bir dünyadır. Fakat bunu iyi bir koltukta oturarak yetişmiş insanlardan başkası anlayamaz. İyi kitap okuyarak büyütmekle iyi müzik dinleyerek büyütmekten hiç farkı yoktur bunun. İyi bir koltuk, bir diğer iyi koltuğu doğrurur, köyü bir koltuk, başka bir kötü koltuğu doğrurur.
Kitap 1923 Büyük Kanto Depremi nde evini kaybedip Kobe’ye taşınan bir yazar tarafından yazılmış. Bu kitabı okumayı seçme sebeplerim arasında benim de böyle bir psikolojik süreçten geçiyor olmam ve insanların çoğunun Tanizaki yi okuma sebebinin eserlerinde kendini buluyor olması. İnsan yaşamında ilk mazoşist-sadist hareketini, kendisini besleyen annesinin memesini ısırarak gösterirmiş. Yazar arzuladığı Batılı bir kadınla aşkı, Şozo nun kedisine duyduğu mazoşist aşk üzerinden anlatmış.Kadınlar güçlü bireyler olarak ön plana çıkmış. Kitapta karakterlerin kişilikleri lahana gibi yavaş yavaş açılırken, siz karekterlerin kişiliğine bürünüyorsunuz. Kedinin bir evden başka bir eve gönderilmek zorunda kalması,o ortama uyum sağlama sancıları beni en çok etkileyen kısmıydı. Kedinin yaşlandıkça karakterindeki değişim,Japonya’nın evcil kedilerin zamanla nekomatalara dönüşme rivayetlerine gönderme yaptığını düşündürdü. Japonya da kedilere sevgi/saygı büyük, tapınak bile yapmışlar. Şozo ile kedi arasındaki ilişkide freud un bir aşk için gerekli şartların hepsini karşılıyor: saf cinsellik olmadan sevgi ve şefkat içeriyor. Yazar batıya özense de kendi kültürünü de eserinde yansıtmış.Ön sözünü severek, sıkılmadan okudum. Tanizaki yi tanımaya başlamak için güzel bir başlangıç olarak düşünüyorum.