Puan vermedi·112 syf.··
2022 81. kitabı
Özdemir Asaf (1923-1981), Türk şiirinin en özgün seslerinden biridir. Sade, kısa ve yoğun dizeleriyle tanınır. Az sözle çok şey anlatma ustalığı (“şiir aza indirgeme sanatıdır” yaklaşımı) onun imzasını taşır. “Dokuza Kadar On” Yapı Kredi Yayınları’ndan Doğan Hızlan’ın hazırladığı bir seçki kitabıdır. Şairin farklı dönemlerinden derlenen şiirleri bir araya getirir ve onun minimalist, felsefi, aşk-ayrılık-yalnızlık temalı üslubunu en iyi yansıtan eserlerden biridir. Kitabın Genel Özellikleri ve Üslubu Kısa ve Yoğun Dizeler: Özdemir Asaf, kelimeleri kuyumcu titizliğiyle seçer. Bir dize veya kısa şiirde derin duygular, paradokslar ve hayatın özeti yer alır. Kitap, bu özelliğini en belirgin şekilde gösterir. Temalar: Aşk, yalnızlık, varoluş, zaman, pişmanlık, bilmek/bilmemek ikilemi, insan ilişkilerindeki çelişkiler. Şiirler kişisel ama evrenseldir; okuru kendi iç dünyasına çeker. Dil ve Biçim: Yalın, günlük Türkçe. Gereksiz süsleme yok. Karşıtlıklar (var/yok, bilip/bilmeyip, çizmek/yazmak), çağrışımlar ve sessizlikler (söylenmeyenler) güçlüdür. Haiku benzeri bir minimalist etki yaratır. Etki: Okurken “fısıldayarak iz bırakır”. Hızlı okunur ama etkisi uzun sürer. Birçok okuyucu için “en iyi şiir kitabı” yorumu alır; defalarca okunası bir derlemedir. Kitap adı, muhtemelen şairin “dokuzla on arası” gibi dar, kritik anlara (karar, geçiş, belirsizlik) işaret eden bir metaforu yansıtır. Zamanın, pişmanlıkların ve küçük anların ağırlığını vurgular. “Dokuza Kadar On”, Özdemir Asaf hayranları için ideal bir giriş/derlemedir. Yeni başlayanlar için de erişilebilir çünkü dili yalındır, ama derinliğiyle zorlar. Eleştirel açıdan: Bazı okuyuculara “fazla kısa ve dağınık” gelebilir, ama bu onun ustalığıdır — gereksiz kelime kullanmaz. 1000kitap.com Şair, modern Türk şiirinde
Dokuza Kadar OnÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 202326bin okunma
7/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Klasik müzik dünyası dışarıdan bakınca hep çok ciddi, kurallı ve belli bir kesime hitap eden bir alan gibi duruyor değil mi? Bu kitaptan sonra düşünceleriniz tamamen değişecek... Riku Onda'nın ödüllü ve çok satan eseri Balarıları ve Uzaktaki Gök Gürültüsü, iki hafta süren Yoshigae Uluslararası Piyano Yarışması etrafında şekilleniyor. Hikâye, dört yarışmacının iç dünyalarına ve müzikle kurdukları ilişkiye odaklanıyor. Ancak yarışmacılar, birbirini ezmeye çalışan rakipler yerine, birbirini tamamlayan aynalar olarak resmediliyor. Bu aynanın iki keskin yüzünü ise Masaru ve Jin temsil ediyor. Masaru, teknik açıdan kusursuza yakın, akademinin ve jürilerin duymak istediği her şeyi sunan bir piyanist.️ Jin ise bunun tam tersi; hiçbir kalıba sığmayan, dinleyicilerini ya kendine hayran bırakan ya da rahatsız eden. Bu iki uç arasında, annesinin ölümünün ardından müziği bırakan Aya, bu yarışmayla müziğe olan kayıp aşkını yeniden arar. Evli ve çocuklu Akashi ise müziğin yalnızca bir kariyer değil, hayatın kendisi olabileceğini hatırlatır bizlere. Jin'in amacı yalnızca yarışmayı kazanmak değildir. Ölmeden önce hocası Hoffmann'a verdiği bir sözü yerine getirmeye çalışır: "Müziği dışarı çıkar, dünyaya yay." Yüzyıllardır konser salonlarının ve yüksek duvarların ardında kalan klasik müziği özgürleştirme fikri, hiç şüphesiz romanın en güçlü damarlarından biriydi. Bununla birlikte kitap zaman zaman gereğinden uzun geldi bana. Ama yine de müziğin özgürlüğüne ve insanın kendi sesini bulma yolculuğuna dair anlattıkları, bu eksikliği büyük ölçüde unutturuyor. Bir de kitabı okurken adını görmekten gurur duyduğum bir isim vardı: @fazilsay . Japon yazarın dünyaca ünlü piyanistimize yer vermesi harika bir detay olmuş. Klasik müziği sevseniz de sevmeseniz de, sanatın insanı nasıl
Balarıları ve Uzaktaki Gök GürültüsüRiku Onda · Beyaz Baykuş Yayınları · 202440 okunma
Reklam
8/10
·192 syf.·
2026 116. kitabı
Alan Lightman’ın Bay Tanrı adlı kitabı, yaratılış mitini bir fizikçinin zarafeti ve bir şairin duyarlılığıyla yeniden kuran sıra dışı bir metin. Lightman, mutlak kudret sahibi Tanrı figürünü alıp hata yapan, şaşıran, evreni bir sanat eseri gibi bestelemenin derdine düşen sevimli bir varlığa dönüştürüyor. Yıldızların doğumu, zamanın başlangıcı, entropi gibi kavramlar adeta bir haiku sadeliğiyle anlatılıyor; bilimsel gerçekler şiirselliğe bürünüyor. Kitap, özgür irade ve acının gerekliliği gibi dev sorulara alegorik yanıtlar ararken okuru kozmik bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor. Ne var ki bu yolculuk her okura aynı hazzı vermeyebilir. Lightman’ın minimalist ve mesafeli üslubu, yaratılış gibi tutkulu bir eylemi zamanla laboratuvar raporu sakinliğine büründürüyor; karakterler derinlikli varlıklar olmaktan çıkıp yazarın felsefi pozisyonlarını taşıyan birer sözcüye dönüşüyor. Roman, sorduğu büyük soruların etrafında yeterince dolaşmaya sabır göstermiyor. Ayrıca ne saf bir edebiyat ne de felsefi bir deneme olabilmenin rahatlığına ulaşabiliyor; iki tür arasında sıkışıp kalarak okurda bir belirsizlik hissi yaratıyor. Sonuç olarak Bay Tanrı, derin karakter tahlilleri veya sürükleyici bir olay örgüsü bekleyen okur için fazla soyut ve durgun kalacaktır. Ancak bilim ile maneviyatın kesişimine meraklıysanız, Italo Calvino’nun kozmik masallarındaki o şiirsel mizahı seviyorsanız, bu kısa kitap size evrenin ihtişamı üzerine düşünecek çok şey vadediyor. Kısaca büyüleyici bir düşünce deneyi.Keyifli okumalar:)
Bay TanrıAlan Lightman · Aylak Kitap · 2012307 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2026 106. kitabı
Japon edebiyatini çok severim ve içindeki her detaya dair estetik çok hoşuma gider. Kitap milyonlarca okura ulaşıp Japonya’da haftalarca bir numarada kaldığı için çok ilgimi çekti ve hemen okumaya başladım. Tokyo yakınlarındaki küçük bir sahil kasabasında düzenlenen piyano yarışmasına uzanırken, jüri üyeleri, yarışmacılar ve iç seslerine olan tanıklık etmek çok keyifliydi. Belki de en çok müziğe yapılan yolculuk güzeldi. Üç yarışmacının birbirlerinin hayatını ne denli etkilediğini okurken yaşamla ilgili aklınızdan çok şey geçecek eminim. Yarışmaların hedefi birincilik gibi görünse de aslında kendi iç dünyalarıyla da yüzleşecekleri bir zemine dönüşüyor. Anılar, doğa, tutkular, geçmiş ve insanın içinde kırılgan olan ne varsa çok rahat görünüyor kitap boyunca. Belki birincilik ya da daha çok tanınmak için yapılan bir eylemden çok, insanın iç dünyasını ifade etme biçimi daha ön plana çıkıyor. İnsanın kendisini yeniden keşfetmesi için bir piyano yeterli. Dolayısıyla kitap boyunca okuyucu olarak siz de kazanma odaklı değil, insanın kendi sesini bulabilmesini umuyorsunuz. Çünkü yarışmacıları tanıdıkça onların yaşamlarına dair daha detaylı bilgi edindikçe yer yer bir hüzün kaplıyor içinizi. Kendileriyle göz teması kurduğu her an çok hoşuma gitti. Yazar öyle bir atmosfer sunmuş ki okuyucu olarak sizde konser salonunda koltuklarınıza yerleşiyorsunuz. Öyle bir heyecan… Yarışmaya gelen herkes kusursuz notalar çalabiliyordu belki, parmaklar hızlı, teknikler etkileyici de olsa, belki orada asıl önemli olan, bir yarışmacının yanlışsız çalması değil, kendi içindeki kırık sesi bulup onu müziğe dönüştürebilmesiydi. Okurken hep bu cümle geçti içimden. Ünlü bir besteyi doğru şekilde yorumlamak elbetteki önemli ama insanın kendi yalnızlığını, çocukluğunu, korkularını ve umutlarını
Balarıları ve Uzaktaki Gök GürültüsüRiku Onda · Beyaz Baykuş Yayınları · 202440 okunma
8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Japon edebiyatının kendine özgü dinginliğini taşıyan Balarıları ve Uzaktaki Gök Gürültüsü, okurken sanki ruhumun derinliklerine indi. O kadar güzel ve samimi bir üslubu vardı ki sayfaları çevirirken kendimi bir okuyucu gibi değil, konser salonunun en ön sırasında büyülenmiş bir seyirci gibi hissettim. Yazar, kelimelerle adeta müzik yaparken aynı zamanda kulaklarımda piyano ezgileri hissettiren çok estetik ve akıcı bir anlatı sundu. Edebi ve sanatsal yönü ağır basan, huzur verici ama bir o kadar da sürükleyici bir eser. Rekabetten ziyade müziğin doğasını, tutkuyu ve sanatsal arayışı merkezine alması da dostça bir hava katmış. Kitabın en sevdiğim tarafı, istisnasız, Riku Onda’nın büyüleyici bir şekilde işitilebilen bir sanatı tamamen görsel ve yazılı bir metne dökebilmesi oldu. Bach, Beethoven, Rachmaninoff çalınırken yazar sadece notaları anlatmıyor; dinleyicinin zihninde uyanan manzaraları, fırtınaları, evrenin seslerini tasvir ediyor. Roman, Japonya'da düzenlenen prestijli bir uluslararası piyano yarışmasını anlatıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen yetenekli piyanistlerin hem birbirleriyle hem de kendi iç dünyalarıyla olan mücadelelerine tanık oluyoruz. Hikâye temelde dört farklı karaktere odaklanıyor. Aya, çocukken dahi olarak görülen ancak annesinin ölümünün ardından sahnelerden kaçan ve piyanoyu bırakan genç bir kızdır. Akashi ise yaş sınırına dayanmış, evli ve çocuklu, "sıradan" bir müzik mağazası çalışanı. Masaru, kusursuz tekniğe sahip, yarışmanın favorisi olarak gösterilen popüler ve parlak bir yıldızken; Jin, efsanevi bir maestro tarafından keşfedilen, evinde piyanosu bile olmayan, doğanın seslerini piyanoya aktaran 16 yaşında sıra dışı bir çocuktur. Alışılagelmiş yarışma hikâyelerinin aksine, burada yıkıcı veya kötü niyetli bir rekabet olmaması,
1000Kitap
Balarıları ve Uzaktaki Gök GürültüsüRiku Onda · Beyaz Baykuş Yayınları · 202440 okunma
Puan vermedi
Bazen bazı kitaplar vardır… Okurken seni yormaz hatta çoğu zaman sakin ilerler.Ama fark etmeden içinize işler.Sayfalar bittiğinde ise geriye tarif edemediğiniz bir ağırlık kalır. Bugün sizi böyle bir kitabın içine götürmek istiyorum. 26 Kadın 26 Öykü #6 – Funda Ergenekon Bu kitap farklı kadınların kaleminden çıkan öykülerden oluşuyor.Ama her biri başka bir hayatı anlatsa da aslında hepsi aynı yere dokunuyor.İnsanın içi…Kaybettiklerimiz, sustuklarımız,taşıdığımız yükler ve en çok da kendimizden kaçtığımız anlar. En çok aklımda kalan öykülerden biri Yola Sığamayanlar oldu. Bu hikayede bir kadının savaşın,kaybın ve çaresizliğin ortasında yaptığı bir yolculuğu okuyoruz.Kucağında taşıdığı şey bir bebek gibi görünse de aslında gerçek bambaşka…Okudukça anlıyorsunuz ki mesele yol değil…Mesele insanın taşıdığı acıyı nereye koyacağını bilememesi. Sınırlar geçiliyor,insanlar değişiyor,ortam değişiyor…Ama insanın içindeki yük aynı kalıyor.Ve o an fark ediyorsunuz bazı acılar taşınır… ama bırakılmaz. Kitaptaki diğer öykülerde ise İnsan Bazen Gitmeli’de kayıplarla birlikte insanın kendine dönüşünü Durduğum İçin Yol Bitti’de bir yolculuğun aslında içsel bir kaçış olduğunu Doğum’da beklentilerin altında ezilen bir hayatı İki Yolculuk Arasında’da karar vermenin ağırlığını Bitmeyen Yolculuk’ta insanın kendi içinde sürdürdüğü mücadeleyi buluyorsunuz… Ayrıca yazarın haiku tarzında yazdığı bir şiir kitabı var…Mevsimlerden yola çıkarak duyguları anlatıyor.Kısa ama içi dolu… okudukça o derinliği hissediyorsunuz. Az kelimeyle bu kadar derin duygular verebilmek kolay değil.Bu hissi bize geçirdiğiniz için teşekkür ederim Hazırsanız… ilk bakışta sade duran ama içine girdikçe ağırlığını hissettiren o hikayelere birlikte yaklaşalım… Belki de mesele anlatılanlar değildir…belki de
26 Kadın 26 ÖyküKolektif · Artshop Yayıncılık · 202615 okunma
Reklam
Reklam