Haya, kalbin yüce Allah'ın hakkını yerine getirmedeki kusurunu gördüğünde yaptığı
gibi, Allahu Teâlâ'dan utanarak, her halde boyun büküp önüne bakmasıdır.
Ebu'l-Hüseyin el Verrak da (rah) şöyle demiştir: "Allah ile dostluk, ancak O'nu
tazimle (yüceltmekle) birlikte bulunur; çünkü sen kiminle yakın dost olsan,
kalbinden ve gözünden onun büyüklüğü düşer; ancak Allahu Teâlâ böyle değildir.
Senin yüce Allah'a yakınlığın arttıkça, kalbinde O'nun yüceliği ve heybeti de artar.”
Müminlerin emîri Hz. Ali'ye (r.a), "Ey müminlerin emîri, sen gördüğün Rabbe mi
ibadet ediyorsun, görmediğin Rabbe mi?" diye sorduklarında Hz. Ali (r.a), "Ben
gördüğüm Rabbime ibadet ediyorum, fakat bu görme başın görmesi değil kalbin
görmesidir" demiştir.
Devletin gücü veya zayıflığı, halkın gelişimi veya geri kalması sadece yöneticinin erdemine ya da kabiliyetsizliğine bağlı değildir. Yönetici nasıl biri olursa olsun iyi veya kötü, kahraman veya zalim her zaman temsil ettiği halkın resmidir. Onun ruhunun yansımasıdır. Yönetici halk kitlelerinin eseridir. Kendi halkı nasılsa, o da daima öyledir. Dolayısıyla, her halkın hak ettiği iktidara ve yöneticilere sahip olduğu öteden beri söylenegelmektedir.