"Tanrı, yapısı gereği mükemmel olduğu ve ihtiyaçları bulunmadigi için dünyayı kendisi için degil, bizim için yarattı..Ve bizi kendi özunden yarattigi icin bize (yani onun ozunden bir parcasi olan bizlere) yükledigi amaç, mutlulugu ve kutsalligi bulmamizdir."
Biz siddeti ve ölümü sanki ayni
güdünün iki goruntusuymus gibi düsunuruz. Oysa olüm, siddetin
tam tersidir. Cunku siddet her zaman, yasamak için verilen bir
mucadeledir. Bizim felsefemiz hayati yönetmeye dönüktur. Seninki
ise ölümü yönetmeye donük. Biz anlasilmak isteriz, sen gurur istersin. Biz yakalamayi ogreniriz, sen birakmayi ogrenirsin.. Aslinda filozof deyimi bile uymuyor sana. Çünku bizim filozoflarimz her zaman kendi inanc ve kanilarini baskalariyla paylasmakta direnirler.
Sen ise kendine özgü sakin bir dünya kurmak pesindesin. Batili'nin bakis açisina göre senin bu tutumundan bu erkekliginde, pek kadinsi
bir hava vardir. Umarim bu söz kulagina ters gelmez. En tehlikeli savasindan döner dönmez sirtina yumusacik giysiler geçirip bahçende dolasir düsen kiraz yapraklarini seyredersin. Yumusakligi da, cesareti de erkeklik diye degerlendiriyorsun. Bu bize, ikiyüzlülük degilse bile, en azindan biraz kaprisli bir tutum gibi geliyor.
“Yoklukla varlığın bir tek şey olduğunu kim ispat edebilir? Böyle bir söz bile deliliktir. Bunu kim ispat edebilir?”
-“Kim mi?” dedi Aynalı Dede. “Bilmekle bilmemeyi bir tutan deliler!”