Hakan Kerimoğlu

Hakan Kerimoğlu
@hakankerimoglu
Gezgin Fotoğrafçı Sanat Tarihi Sevdalısı ig: hakanphotograph #219099904
Çiçek solarken kendi sapına eğilir. Bilirsin, yalnızlık budur. Sezai Karakoç
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kirli bir camdan bakıp herkesi ve her şeyi kirli sanıyorsunuz. Franz Kafka
1000Kitap
8/10
·765 syf.··
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 21:52
Özgürlük sadece seçim yapmak değil, o seçimin sonuçlarıyla yaşayabilmekmiş. Henry James’in Bir Hanımefendinin Portresi kitabını okurken şunu fark ettim: Bu aslında bir kadının hayatını anlatan bir roman değil, insanın yaptığı seçimlerle nasıl kendi hayatını kurup aynı zamanda kendini sıkıştırabildiğinin hikâyesi. Isabel karakteri başta bana çok güçlü geldi. Kendi kararlarını vermek isteyen, bağımsız bir karakter. Ama kitap ilerledikçe anladım ki mesele sadece “özgür olmak” değilmiş. Asıl mesele, yaptığın seçimin sonuçlarıyla yaşayabilmekmiş. En çok hoşuma giden şey şu oldu: Bu kitapta büyük olaylar yok. Ama buna rağmen içten içe bir gerilim var. Çünkü asıl olay dışarıda değil, Isabel’in kendi içinde yaşadığı fark ediş. Bir noktadan sonra şunu hissediyorsun: Bazen insan yanlış bir karar verdiğini anlar, ama artık geri dönemez. Ve hayat tam da oradan devam eder. Kitaptaki ilişkiler de çok gerçek geldi bana. Kimse açık açık kötü değil. Ama bazı insanlar seni yönlendiriyor, şekillendiriyor ve sen bunu hemen fark etmiyorsun. Bu da romanı daha rahatsız edici ama aynı zamanda daha gerçek yapıyor. Avrupa–Amerika farkı da aslında bir kültür meselesinden çok,
1000Kitap
Bir Hanımefendinin PortresiHenry James · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020745 okunma
8/10
·765 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 21:52
·
2026 52. kitabı
Henry James
7.8/10 · 745 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 51. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 09:26
İnsan dış dünyayı fethedebilir; ama kendi iç dünyasını yönetmek çok daha zordur. Üçüncü kitapta en dikkat çeken şey, karakterlerin artık yalnızca dış olaylarla değil, kendi içlerindeki kararsızlıklarla mücadele etmeleridir. Şövalyelik ideali giderek daha az “yüce”, daha çok “insani” görünmeye başlar. Çünkü cesaret ve güç, duygu karmaşasını çözmeye yetmez. Aşk bu bölümde daha da karmaşık bir hâl alır. Artık yalnızca yön kaybettiren bir duygu değil, aynı zamanda karakterleri sürekli yanlış seçimlere iten bir etkidir. Ariosto’nun bakışı nettir: Aşk, insanı büyüten değil, çoğu zaman dengesini bozan bir kuvvettir. Anlatıcının sesi bu kitapta daha belirgin bir oyun kurar. Sık sık araya girer, okurla konuşur, hikâyeyi kesip başka bir yere yönlendirir. Bu, okura sürekli şunu hatırlatır: Bu metin bir destan değil; destan fikrinin kendisiyle oynayan bir anlatıdır. Üçüncü kitapta zaman ve mekân hissi daha da çözülür. Olayların nerede ve ne zaman geçtiği ikinci plana düşer. Önemli olan “ne olduğu” değil, nasıl yaşandığıdır. Bu da metni daha soyut ama daha insani kılar.
1000Kitap
Çılgın Orlando - IIILudovico Ariosto · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252 okunma