"Söz öte âlemden hareketle bu âleme, Allah'tan gelmiştir.Sözden daha büyük mucize yoktur! Sen ondan başka sığınak arama! Kur'an hakiki bir mucize değil midir? Bütün dertlere deva değil midir? Kur'an baştan sona sözden ibarettir.Aslına bakarsanız, bütün varlık sözden ibarettir.Yer, gök, güneş, dağlar, çöller ve okyanuslar sözdür.Bütün yapılar düşünceden doğmaz mı? Yerden göğe kadar, içerisi olduğu kadar dışarısı da, bütün şeyler düşünceden kaynaklanmaz mı? Herşey ilâhî ilimden doğmuştur."
"Tufan tehlikesi o kadar da vahim değildir, asıl vahim olanı, bilgisizlik tehlikesidir.Aslınnda tufan, şu dünyanın tam da kendisidir! Yoksul ve zengin, sultan ve köle o tufanda boğulup gidiyor! Ruhun batıp gitmesinden korunmak için Nuh'un gemisine sığının! Şu dünyanın nefsi hırs ve arzuları tufan gibidir, onlardan yakasını kurtaransa hakiki Müslümandır."
Bizler hayat gemisinin yolcularıyız. Bu yolculukta en çok ihtiyacımız olan hislerden biri emniyette olma, yaşamı güven ve sekine içinde yürütebilme hissidir. Bu da ancak hakiki iman sayesinde mümkün olabilir. Emniyette olma duygusu hakiki imanın açık bir dışavurumudur.
Hakiki imanın gereği, hem zorluk hem de mutluluk zamanlarında hep Allah ile birlikte olmaktır. O'nu unutmamaktır. Zor zamanların gereği olan sabrın da geniş zamanların gereği olan şükrün de hakkını verebilmektir. Oysa insan, bazen zor zamanların gereği olan duayı ve sabrı yerine getirirken, geniş zamanların gereği olan şükrü ifa edemez.