İnsanoğlu, yeryüzüne ayak bastığı ilk günden beri bitmek bilmez bir 'tamamlanma' telaşı içindedir. Kusursuz bir hayat, eksiksiz bir mutluluk, pürüzsüz bir eşya, hatasız bir insan arar dururuz. Oysa hakikat ehli bilir ki:Fani olanın hamurunda 'kusursuzluk' yoktur. Çünkü mutlak kemal, yalnızca O'na, Yaradan'a mahsustur. Elimize geçen her nimet, dâhil olduğumuz her hikâye bir miktar noksandır. Bu bir ceza değil, ilahi bir mesajdır, kasten bırakılmış bir boşluktur. Zira dünya, bizi tamamen doyurmak için değil; hakiki kusursuzluğu, o asıl yurdu özletmek için yaratılmıştır.✨
Alıntı
Hiçbir zaman kusursuz bir şeye sahip olamazsın.
"Eline geçenler eksik olur. Sen razı olunca tamamlanır." İnsanoğlu, yeryüzüne ayak bastığı ilk günden beri bitmek bilmez bir 'tamamlanma' telaşı içindedir. Kusursuz bir hayat, eksiksiz bir mutluluk, pürüzsüz bir eşya, hatasız bir insan arar dururuz. Oysa hakikat ehli bilir ki:Fani olanın hamurunda 'kusursuzluk' yoktur. Çünkü mutlak kemal, yalnızca O'na, Yaradan'a mahsustur. Elimize geçen her nimet, dâhil olduğumuz her hikâye bir miktar noksandır. Bu bir ceza değil, ilahi bir mesajdır, kasten bırakılmış bir boşluktur. Zira dünya, bizi tamamen doyurmak için değil; hakiki kusursuzluğu, o asıl yurdu özletmek için yaratılmıştır. Peki, bu bitmek bilmez eksiklik hissiyle nasıl başa çıkacağız? İşte sır, o muazzam kelimede, o yüce makamda gizlidir: Rıza. Maddeyi tamamlayan şey, ona eklenen yeni bir maddi parça veya bitmek bilmez bir tadilat süreci değildir. Eşyayı tamamlayan, kalbin ona gösterdiği rızadır. İnsan "Elhamdülillah, bu bana kâfidir" dediği, o sükûnet anına adım attığı vakit, o yarım olan şey ruhunda aniden bütünlenir. Rıza, eksiği tama çeviren manevi bir simyadır. Dışarıdaki kusurların varlığını kabul edip, içerideki idraki olgunlaştırmaktır. Kendi acziyetimizle ve dünyanın faniliğiyle barışmaktır. Sahip olduklarımızın kusursuz olmasını beklemek beyhude bir yorgunluktur. Unutmayalım ki; eşya dışarıda hep eksik kalır, fakat insan razı olduğunda içeride tamamlanır.
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
…fakat huzur olmadan hakiki saadet mümkün değildir!
Arayış - 2
Adam yürüdü. Fakat artık yürümek onun için bir yer değiştirmek değildi. Her adım biraz daha fark etmekti. Bir kuşun kanadındaki düzeni... Bir yaşlının yüzündeki yılları... Bir çocuğun gözlerindeki saf sevinci... Ve kendi kalbindeki ince değişimleri... Eskiden büyük hakikâtler arardı. Şimdi ise küçük şeylerin içindeki büyük sırları görmeye başlamıştı. Yol kenarında açmış yabani çiçeklerin önünde durdu. Kimse onları sulamıyordu. Kimse onları alkışlamıyordu. Kimse onların adını bile bilmiyordu. Ama onlar yine de açıyordu. Sessizce... Gösterişsizce... Kendilerine verilen vazifeyi yerine getirerek... Adam uzun süre onları seyretti. Sonra içinden şu düşünce geçti: "Belki de güzelliğin en saf hâli, görülme ihtiyacı duymayan güzelliktir." Bu düşünce kalbine dokundu. Çünkü insan da çoğu zaman takdir edilmek isterdi. Anlaşılmak... Görülmek... Hatırlanmak...
İnsan ve Duygular
İç Ses
Yeryüzünün en müstesna memleketinin, en nurlu şehrinin en aziz semtinde, pencereme dolunayın ışığıyla yatıp sabahı yeşil ve mavinin muhteşem cünbüşü ve kuş cıvıltılarıyla karşılasam da, sinede derin bir şey noksan kalırsa huzur tamama ermiyor; nitekim yıllar evvel bu muazzam hakikati tarif ederken, huzurun mutluluk olmadığını ve aslında mekanla mukayyet olmadığını, saraylar yahut altından kafesler yerine ancak insanın içindeki kalbin teskin olması ve halden anlayan sadık bir yürekle hemhal bulunmasıyla vücut bulacağını derk etmiştim. Çevremi kuşatan şu nebatat, deryalar, kuş sesleri ve semavatın sayısız nimetleri huzurun kendisi değil, ancak o huzura giden yolları işaret eden birer tefekkür levhasıdır ki, kainat fıtraten kalbin kemalinin ve hakiki inşirahın ancak Cenab-ı Hakk’ı zikretmekle mümkün olacağını ferman eden Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur nassıyla parıldamaktadır. Lakin kalpte cereyan eden bu mukaddes zikrin ve dünya hayatındaki fıtri tekamülün tamamlanması, insanın bu çetin gurbet diyarında halini paylaşacağı, ruhuna ayna olacak bir refika saadetine kavuşmasıyla mümkündür; zira her ne kadar aziz Üstadım türlü hikmetli ve semavi gerekçelerle ömrünü aziz ve sıddık yol arkadaşı olan sadık talebe ve refikleriyle geçirmiş olsa da, benim bu beşeri dünyada ruhumun sızısını dindirecek, sineme yoldaş olup beni günahın ve asri yalnızlığın dehlizlerinden koruyacak dindar ve muvafık bir refikaya, yani semavi bir hayat arkadaşına ihtiyacım fıtri bir zarurettir, bu sabah bunu yeniden anladım.
Duygu ve Düşünce
Yalnız kalmadan hakiki mutluluğu bulmak mümkün değildi. Altıncı Koğuş
Alıntı