Hakkı Yasan

Hakkı Yasan
@hakki1995
Dib
lisans
72 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
“İffetli olunuz. Erkekleri iffetli olmayan bir milletin kadınları iffetli olmaz.” “Bakıp da düşünen, görüp de hayret eden kimseden daha değerlidir.” EBÛ İDRÎS el-HAVLÂNÎ (Diyanet İslâm Ansiklopedisi)
Reklam
çünkü benim yorgunluğum insanlara, geçip giden zamana ve zamanın yıpratıcılığına, kendisinden bir şeyler koparamamaya karşı. Ben bu mertebeyi çoktan geçtim dostum. Bir şeyin tanımını yapabilir ama asıl hakikatini bilemeyebilirsin. Yaptığın tanım onu daha bir belirsiz hale getirmekten başka bir işe yaramaz. Benim için yorgunluk böyle değil işte. Yorgunluğum okumakla, tefekkürle geçebilir belki...
"İslam'ı anlamak için en iyi metot O'nu yaşamaktır." - Ali Şeriati
Hz. Peygamber’in, bir gün mescide girdiğinde cemaatin bir kısmını dua ve zikirle, diğer bir kısmını ilimle meşgul halde görüp, “Ben muallim olarak gönderildim” diyerek ilimle meşgul olanların yanına oturması (İbn Mâce, “Muḳaddime”, 17), Asr-ı saâdet’te mescidin eğitim ve öğretim alanındaki fonksiyonunu göstermeye yeterlidir. (Diyanet İslam Ansiklopedisi, Cilt 7)
Din
Varım ve bir şekilde ben istesem de istemesem de güneş doğacak, hayat geçecek, biz farkında olmasak bile tabiat kendisini tazeleyecek ve bir şekilde her şey olacağına varacak. Kendisi hakkında, herhangi bir konuda güçlü beklentilerden soyutlanmış ve bu durumun vermiş olduğu bir boşluk ve sancıyla günlerimi geçiriyorum diyebilirim. Yani beklenti konusunda kendime öğüt verirken, bir yandan da umut etmeden yapamıyorum. Sanki bize kodlanmış umutlanmak, olmasını istediğimiz şeylere karşı temennide bulunmak... Düşünmemeyi, takmamayı, vurdumduymaz olmayı, kâle almamayı seçemiyorum ve bu durum açıkçası canımı sıkıyor bir yerde. Ne anlaşılmak gibi bir derde sahip gibi hissediyorum ne de anlaşılmanın vermiş olduğu yoğun hissiyattan mahrum kalmanın açmış olduğu yarayı kapatabiliyorum. Yani her halükarda, kendim ve kendim üzerine düşünürken boğulur gibi hissediyorum. Yaşamak ve yaşarken yaşadığını üst perdeden görmek bu sanırım. Kelimeler, zihnin berraklığından insan dilinin tahrip edici noktasına gelene kadar sürekli olarak tahrif oluyor ve ben yarım kalmış gibi hissediyorum. Anlatılması gereken bir çok şey var aslında. Ama muhatabı olmayan herhangi bir söz, bir başkasına söylenmiş sayılır mı ki??
Felsefe