9/10
·432 syf.·
2026 10. kitabı
Selamlar… Senelerdir kenarda bekleyen ve varlığını bile unuttuğum bir kitaptı kendisi… Okuduktan sonra ise neden bu kadar bekletmişim dediğim bir kitap oldu… Psikolojisi kendisinden değil tamamiyle çevresel ve ailesel nedenlerle bozuk olan Lana… Doğuştan sosyopat olan Luke… Takıntılı bir psikoloji prof Langdon… Hayatını hep kendini arayarak geçiren Lana, prof yönlendirmesiyle Luke’a bakıcı olmaya karar verir ve iş görüşmesine gider.. Bu deneyim onu hem evinde gibi hissetmesine yol açar.. hem de tam bir bilmecenin içine düştüğü için bu gizem onu tamamen içine çeker… Luke çok zeki ve çok sorunlu bir çocuktur.. Hiç bir yere sığamadığı gibi hiç kimseyle de iyi geçinemez.. Tam o arada ise kendisine yeni bir oyun arkadaşı gelmiştir.. Lana… Lana’ya bu durum başta çok ilgisini çekse de sonradan içinden çıkılmayacak bir hal almaya başlayacaktır.. Ortada bir kayıp oda arkadaşı Becca, sorunlu bir çocuk Luke ve (Lana daha farkına varamasa da ) saplatılı bir prof Langdon vardır.. Bazı yerlerinde gerçekten gerildim diyebilirim.. Bazı yerlerini tahmin ettim ama sonu gerçekten şaşırttı.. Sürekli bir bağlantı var diye düşünmekten kendimi alamadım…Sonu ise tam bir ŞahMat…. Merak unsurunu sürekli ön planda tutan, gizem ve aksiyonu düşürmeyen film tadında bir kitap okudum diyebilirim… Meraklılarına duyurulur… Buraya kadar okuyanlara teşekkür eder yeni maceralarda görüşmek dileğiyle hoşçakalın….
Piyonun Son HamlesiLisa Unger · Martı Yayınları · 2014973 okunma
Kelimeler çürür mü, yoksa içimizde mi birikirler?
8/10
·253 syf.··
2026 61. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 13:54
Bazı kitaplarla aranızdaki bağ hemen kuruluyor, bazılarıysa biraz zaman istiyor. Çürümüş Kelimeler benim için ikinci gruptaydı. İlk bölümlerde anlatıma alışmam biraz uzun sürdü ama sayfalar ilerledikçe hikaye de, karakterler de benim için daha anlamlı bir hâl almaya başladı. Bir noktadan sonra kitabı elimden bırakmak istemeden okudum. Kitabın merkezinde Arize var. Onun ailesiyle, geçmişiyle ve kendi içindeki kırgınlıklarla kurduğu ilişkiyi okurken insan ister istemez kendi hayatından da bir şeyler buluyor. Söylenemeyen sözler, yıllarca taşınan yükler, sevgiyle kırgınlığın iç içe geçtiği ilişkiler… Kitap boyunca en çok hissettiğim şey buydu. Ayşen Yenilmez’in doğayı anlatışını da ayrıca sevdim. Mevsimler, bitkiler, gündelik hayatın içindeki küçük ayrıntılar hikayeye güzel bir ruh katmış. Bazen olaylardan çok hislerin ön planda olduğu, sakin ama derin bir anlatımı vardı ve bu durum ilerledikçe benim daha çok hoşuma gitti. Bu kitabın aynı zamanda Doğal Düşman serisinin ilk kitabı olması da ilgimi çekti. Eğer devam kitaplarında da bu dünyanın ve karakterlerin üzerine gidilecekse, serinin geri kalanını merak ettiğimi söyleyebilirim. Başta çok beğeneceğimi düşünmediğim bir kitabı, sonunda gerçekten severek bitirmiş oldum. Bence bazı hikâyelerin okuruna açılması için biraz zamana ihtiyaç var. Çürümüş Kelimeler de benim için tam olarak öyle bir kitaptı. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu.
Çürümüş KelimelerAyşen Yenilmez · İkinci Adam Yayınları · 202561 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·568 syf.··
2026 41. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:18
Serinin bu kitabı, bence ilk iki kitaba kıyasla biraz zayıf kalmış. Aslında hikayeye dair merak ettiğimiz çoğu şeyi bu kitapta öğreniyoruz; sırlar açığa çıkıyor, ihanetler havada uçuşuyor falan ama bir yandan da okurken beni çok sıktığını hissettim. Özellikle Karaca’nın hal ve hareketleri bir noktadan sonra beni gerçekten bunalttı, hatta öyle ki iç sesini okumayı bir kenara bıraktığım anlar oldu. Kafası karışık, hisleri karışık, bunu anlıyorum ama bir türlü olgun bir irade gösteremiyor. Bazı şeylere de anlam veremedim; tesadüfler barındırıyor gibi görünüyor şu an. Bir şeyler öğreniliyor ama nasıl öğreniliyor? Neden herkesin yolu Karaca’ya çıkıyor? Belki de bu soru işaretleri de son kitapta cevaplanıyordur. İşin aslı, kitabın kapağını kapattığım an ne okuduğumu unuttuğumu fark ediyorum bazen. Tabii ki hakkını yemeyeyim, bazı yerleri yüzümde tebessümle okudum ama yine de bu kitabın bu kadar uzun olmasına hiç gerek yoktu bence. Çok fazla gereksiz sahne barındırıyor. Muhtemelen bu karakterleri okumayı çok sevenler için bir sorun olmayacaktır. Fakat benim bu seriyle çok sıkı bir bağım yok ve ilk iki kitabı da zaten epey zaman önce okumuştum.
Siyam 3 - KüllerindenBeyza Aksoy · Epsilon Yayınevi · 20231,731 okunma
10/10
·142 syf.··
2026 37. kitabı
Bu kitap oldukça sıradışı bir şekilde tarihi ve siyaseti alışılagelmiş sınıf çatışmaları üzerinden değil, "hız" kavramı üzerinden yeniden kurguluyor. Yazarın "dromoloji" (hız bilimi) adını verdiği bu yaklaşıma göre, dünyayı ve güç ilişkilerini şekillendiren temel dinamik hareket kabiliyetidir. Kitap; feodal kalelerin yıkılışından modern savaş teknolojilerine uzanan süreçte, iktidarların coğrafi mekânları kontrol etmekten vazgeçip zamanı, lojistiği ve kitlelerin hareket hızını yöneterek nasıl birer "zaman siyaseti" (kronopolitika) mekanizmasına dönüştüğünü çarpıcı bir şekilde anlatıyor bu bağlamda çağın yönetim şeklinin perde arkasını anlattığı kanısındayım. ​Bu yoğun metin; sosyoloji, siyaset bilimi, medya teorileri ve kent mimarisiyle ilgilenenlerin yanı sıra içinde yaşadığımız çağın baş döndürücü ivmesini anlamlandırmak isteyen meraklılara uygun. Özellikle modern dünyadaki sürekli olağanüstü hal hissinin, anlık veri akışlarının ve teknolojinin getirdiği mekansızlaşmanın kökenlerini merak eden, hızın insanlığı nereye sürüklediğini sorgulayan felsefe ve strateji meraklıları için sarsıcı bir başvuru kaynağı olacağı kanısındayım.
Hız ve PolitikaPaul Virilio · Metis Yayınları · 199831 okunma
Ben kötü bir insan değilim.Ya da belki de öyleyim.Siz karar verin
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 08:17
​ ​"Sudaki İzler", alışılmışın dışında bir başlangıç yapıyor ve daha ilk sayfadan beni hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. Psikolojik gerilim türüne farklı ve taze bir bakış açısı sunan kitap, daha açılışta okuru meraklandıran şu soruyla karşılıyor: ​"Bir cesedi gömmek gerçekten ne kadar sürer?" ​Bu etkileyici başlangıcın ardından kurgu ve karakter gelişimi bir süre yavaşlıyor. Ancak orta bölümlere gelindiğinde tempo yeniden yükseliyor ve hikâye çok daha sürükleyici bir hâl alıyor. ​Romandaki karakterler bana göre ilk baştan beri tekinsiz ve güvenilmez geldi. Bunun bir sebebi de hikâyenin tek bir bakış açısı ile anlatılıyor olması. Bu durumla paralel olarak, roman boyunca etik değerler, vicdan ve insan doğası sorgulanıyor. Suç işlemenin sanıldığından çok daha yorucu ve ağır sonuçları olduğu gösterilirken, bir insanı gerçekten tanıdığımızı düşünmenin ne kadar yanıltıcı olabileceği de etkileyici şekilde işleniyor. ​Genel olarak sürükleyici, düşündüren ve tatmin edici bir psikolojik gerilim romanı. Yalnız; çok sert, kan donduran veya aşırı korkutucu bir gerilim bekleyenler için doğru tercih olmayabilir. Buna rağmen merak unsurunu son sayfaya kadar canlı tutmayı başarıyor. Sudaki İzler Catherine Steadman
Sudaki İzlerCatherine Steadman · Nemesis Kitap Yayınları · 201974 okunma
10/10
·168 syf.··
2026 167. kitabı
Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli tarafından kaleme alınmış, psikolojik gerilim ile toplumsal eleştiriyi iç içe geçiren bir romandır. Roman, insanın hırslarını, vicdanını, korkularını ve güç karşısındaki dönüşümünü sorgulayan katmanlı bir anlatıya sahiptir. Roman, sıradan görünen olayların giderek karanlık ve rahatsız edici bir hâl almasıyla ilerler. Karakterlerin geçmişleri, sırları ve yaptıkları seçimler, onları geri dönüşü olmayan sonuçlarla yüz yüze bırakır. “Engereğin gözü” metaforu, hem sürekli izleyen bir bakışı hem de kötülüğün insanın içine sinsice yerleşmesini simgeler. Olay örgüsü boyunca okuyucu, kimin masum kimin suçlu olduğundan hiçbir zaman tam emin olamaz. Bu belirsizlik romanın gerilimini canlı tutar. Engereğin Gözü Zülfü Livaneli
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,9bin okunma