Utanç ve suçluluk, sorumluluk içeren iki duygudur. Utanç, sosyal normlara uymama durumunda; suçluluk ise sizin so-rumluluğunuzda olan bir işi hatalı veya eksik yaptığınızda hissedilen duygulardır. Utanç ve suçluluk duygularını bilmiyor olsaydık tabii ki sosyal düzen karmaşık bir hal alabilirdi. Burada önemli olan herkesin hata veya yanlış yapma hakkı olduğunu bilmek ve bunun kişinin değerini azaltacak bir şey olmadığını fark etmektir. Niyeti kötü ve başkalarına zarar vermek, etrafta kaos veya düşmanlık yaratmak olan insanlardan bahsetmiyorum. Zaten bu insanların da bahsi geçen iki duyguyu pek hissetmediklerini görürüz. Kişi bir hata yaptığında kendisine "Evet, bir yanlış yaptım, olabilir ve herkesin başına gelebilir. Bunu düzeltmek için ne yapabilirim?", "Bir daha böyle bir durumu yaşamamak adına neyi farklı yapabilirim?", "Bu durum bana ne öğretti?" gibi sorular sorarak içindeki yargıcı susturmayı başarabilirse davranışlarının amacı, utanmayı veya suçlu hissetmeyi engellemek için değil, durumu düzeltmeye ve gelişimine katkı sağlamaya yönelik olacaktır/Utanmamak için kendisini kısıtlamayacak, hata yapmaktan korktuğu için denemekten vazgeçmeyecek ve cesaretini artıracaktır. Cesareti arttıkça öz saygısı da güçlenecek ve bu şekilde bir sonraki sefer durumu daha da güçlenerek ele alabilecektir
Sayfa 191·Kitabı okudu
Geçmiş
Babası bir deniz tanrısına âşık olmuştu. Tanrı'nın adı Osidisen'di ve ebeveynleri, Kissen ve ağabeylerini tanrının onlara gösterdiği ilginin şerefine isimlendirmişti: Tidean "gelgit üstünde," Lunsen "sudaki ay," Mellsenro "yuvarlanan taşlar" ve Kissenna da "denizin aşkından doğan" anlamına geliyordu. Osidisen ağlarını balıklarla doldurup çocuklarına, ne zaman fırtınanın içine dalmaları, ne zaman ondan sakınmaları gerektiğini öğretti ve her gün avlarıyla birlikte eve sağ salim dönmelerini sağladı. Kissen ve ailesi, denizin onlara verdikleriyle büyüdü. Gelgelelim deniz tanrısı Talicia topraklarına şans getirmedi. Sonunda da tepelerdeki köylerde yaşayanlar Ateş Tanrısı Hseth ve onun zenginlik vaatlerine kandı. Herkes ateşi sevenlerin servetinin peşindeydi. Talicialılar, Hseth adına teknelerini yakıp silahlar yapmak, pirinci ısıtmak ve çınlaması falezden dağ sınırına dek duyulan büyük çanlar dövmek için ormanlarındaki ağaçları kestiler. Osidisen'in suları boşaltıldı ve toprağın üzerinden dumanlar yükseldi. Çok geçmeden daha başka, daha karanlık şiddet öyküleri şehirlerden köylere yayılır oldu: Ateş tanrısı adına kurbanlar veriliyor, avlara çıkılıyor ve istenmeyen kişiler temizleniyor, onu memnun etmek için düşmanlar ve köklü aileler ateşe veriliyordu. Bir gece, Mellsenro'nun parmaklarına mürekkeple isminin yazıldığı on ikinci yaş gününden sonraki gece, on bir yaşındaki Kissen tuhaf bir şekilde yoğun ve tatlı kokan bir dumanla uyandı. Duman boğazını yakıyordu. Kissen kendine geldi ve ağızlarına kumaşlar örtülü, yüzleri kömür tozuyla sıvanmış ve saçlarında küçük lambalar gibi parlayan çanlar olan adamlar tarafından taşındığını fark etti. Kissen'ın kolu bacağı kıpırdamıyordu ve göğsü, rüya âleminden çıkamamış gibi ağırdı. O tatlı dumanı tanımıştı: Bu, sless tohumlarının
Sayfa 17·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
21) Bast Bir diğer nüshada bast yerine sekr (sarhoşluk) denilir ki her ikisi aynı şeydir. Çünkü sevinmek, neşelenmek ve gönlün açılması hareketlenmeye ve rahatlamaya (inbisât) yol açar ve bu da kabzın zıddıdır. (...) Sûfîlerden biri şöyle demiştir: "Yaygıda (bisât) otur, fakat yayılma (inbisât)!" İbn Acîbe bir şiirinde şöyle der: Bast halinin bir adabı vardır uyman gereken Yoksa önce ayakların kayar, sonra kalbin peşinden Korku, tazim ve nimet karşısında heybet En önemlisi ise dili konuşmaktan menet Mürit bast haline ulaştığında, "suskunluk" halini düstur edinmeli, ağırbaşlılık ve vakarı hal edinmelidir. Böyle bir insan halvete girmeli, daha çok evinde durmalı, Allah'ı çok zikretmelidir. Üstat Ebû Meyden el-Gavs el-Hikem'inde şöyle der: "Allah bir kuluna hayır ve iyilik vermeyi murat ederse, onu zikrine alıştırır, kendine şükretmeyi nasip eder." Başka bir ifadesinde şöyle der: "Kim yaratıklarla ünsiyet ederse Hak'tan uzaklaşır, gaflete kapılarak şehvete düşer." Yaratıklarla ünsiyetin Hak'tan uzaklaşmanın ve vahşet halinin işareti olduğunu söyledik, çünkü insanlar seni ya itaat etmekten alıkoyar veya tamahkârlık ve günah kapılarını sana açar. Bu nedenle bast halinin adabını korumayan kişiyi bu durum tamahkârlık haline ulaştırır.
Sayfa 60
Din
Hâl-i dili her yerde hikâyetden usandım Baht-ı siyehimden bu şikâyetden usandım
Amin
Bu sa'y edenlerin hal dili Rabbe şöyle der, "Ya Rab! Hacer'in kalbini kalbim eyle, İbrahim'in aklını aklım eyle, İsmail'in saflık ve teslimiyetini bir ömür boyunca benim HÂLİM eyle!"
Sayfa 52·Kitabı okudu
Alıntı
Bildiğimiz birçok şey, diğer insanlardan işittiklerimizden ibarettir. Buna bizim hiçbir zaman reddetmeyeceğimiz gerçekler de dahildir. Birçoğumuz için Amazon'daki yerli kabileler, fotosentez, morötesi radyasyon ve bakteriler dahi bu gerçeklere dahildir. Bu örneği anneniz üzerinden genişleteyim. Bana, yani tamamen yabancı bir kişiye, sizi doğuran kişinin, şu anda anne dediğiniz kişi olduğunu nasıl ispat edersiniz? Soru oldukça garip görünse de, çok mühim olan fakat önemsenmeyen bir bilgi kaynağına açıklık getirmemize yardımcı ola-cak. Bu soruya; "çünkü annem öyle söyledi", "doğum belgem var", "babam öyle söyledi, doğum esnasında oradaydı" veya "annemin hastane kayıtlarını inceledim" diyerek cevap vere-bilirsiniz. Bu cevaplar geçerlidir de; fakat her şeye rağmen, başka insanların ifadelerinden ibarettirler. Şüpheci zihinler bu cevaplardan tatmin olmayabilir. Bir 'DNA kartı' kullanarak veya bir video kaydı göstererek iddianıza deneysel bir temel de sağlayabilirsiniz. Annenizin, anneniz olduğuna dair kana-atiniz, bir DNA testi neticesinde vardığınız bir karar değildir. Doğrusu birçoğumuz bir DNA testi yaptırmamışızdır. Aynı zamanda video kaydı üzerinden de böyle bir kanaate varma-dınız, çünkü videoda doğan bebeğin siz olduğunuzu söyleyen insanlara inanmak zorunda kalırdınız. Peki neden bu kadar eminiz? İşte, kuşkusuz ki oldukça tuhaf olan bu örnek, Bölüm 12'de ortaya koyulan mühim bir bilgi kaynağını tekrardan vurgulamış oluyor: tanıklık. Peki size yukarıdakileri neden anlattım? Çünkü bu örnek-teki kavramları ve ilkeleri kullanarak, Kur'an'ın Arap dilinde eşsiz / taklit edilemez bir anlatıma sahip olduğunu ve bu eşsizliğin ancak Tanrı üzerinden izah edilebileceğini ortaya koyacağız. Taklit edilemezlikten kastımız, Kur'an'ın edebî ve dile ait hususiyetlerini şimdiye kadar
Sayfa 307·Kitabı okudu