"Bak Momo" derdi, "ne oluyor biliyor musun? Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki, insan bunun sonu gelmez sanıyor... O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hala upuzun bir şekilde seni bekliyor...İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli olarak bir adım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge... İşte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Öyle de olmalı...Bir de bakarsın ki, adım adım bütün yolu bitirmişsin. Nasıl olduğunu anlamadan ve yorulmadan... Önemli olan da budur."
Meşhur Copernicus Devrimi, Musevilik ile başlayan, Sokrates’ten itibaren felsefeye sirayet eden, ardından da diğer tek tanrılı dinler tarafından pekiştilerek sürdürülen insan merkezciliğine atılmış ilk sahici tokat olarak kabul edilir.. Copernicus, teorisini açıkladığı yapıtın yayınlanmasından kısa bir süre sonra öldüğü için dinsel doğmanın örgütlü şiddetinden korunabilmiş, aynı teoriyi geliştiren Galileo bunun bedelini ölümle yargılanarak ödemiş ama en çok ateşe atılarak yakılan Bruno hakikatin peşinde olmanın her zaman en ağır cezayı göreceğinin kanıtı sayılagelmiştir. Her şeye karşın, bilimin bundan sonra hep yapacağı gibi ilk kez “Kral Çıplak !..” dediği o büyük Rönesans sahnesi bir kez açıldıktan sonra bir daha kapanmamıştır.