Aşkla yürürsün Allah’a, herkes seni öldü sanır. Halbuki sen dirilir, ten kafesinden kurtulursun. Onlar kabri görür, sen vuslata erer, sonsuzluğa bürünürsün.. ___ /Güven Taşdemir
Duygu ve Düşünce
"Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı... ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda... Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem ne fark eder demişim bilmeden farkı istemişim. Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde?"
Şiir

Turgut özben

@Sorgumemuru
·
Hayatı anlamak, yaşamaya yetmiyor.
Reklam
Bazı insanlar vardır; bir baharın hükmünü, vakitsiz düşmüş tek bir yaprağın mahzunluğuna teslim eder. Gül bahçesine girerler, bülbülün asırlık hasretini duymazlar; yalnızca bir dalın gölgesine takılıp kalırlar. Hâlbuki bahar, kusursuz çiçeklerin değil; kışın soğuğunu sabırla taşıyabilmiş dalların omzunda açar. Ben eski zamanlardan kalma bir çeşmenin kitabesinde okumuştum bunu. Mermeri aşındıran su, güzelliğinden bir şey kaybetmezmiş. Aksine, yılların eli değdikçe daha derin bir ses kazanırmış. Çünkü hakiki kıymet, zamandan sakınmakta değil; zamana rağmen ayakta kalabilmektedir. Ne tuhaftır; ayın yüzündeki gölgeyi ezbere bilenler, geceleri aydınlatan nurunu unutuyor. Narın çatlayan kabuğunu konuşuyorlar, içindeki binlerce yakut tanesini değil. Deniz kabuğunun sertliğine hüküm veriyorlar, bağrında büyüttüğü inciyi görmeden. Sonra da buna bakış diyorlar. Oysa insan dediğin şey biraz çınardır. Köklerinde fırtınalar uyur, dallarında mevsimler konaklar. Gövdesinde yılların açtığı yollar bulunur. Hiçbir çınar, üzerinden geçen rüzgârların hesabını tutmaz. Çünkü vakarı, kusursuzluğundan değil; gördüğü onca mevsime rağmen göğe uzanabilmesinden gelir. İşte bu yüzden artık bahçelere başka gözle bakıyorum. Bir yaprağın eksildiği yere değil, ağacın hâlâ göğe nasıl tutunduğuna. Bir kandilin camına sinen islere değil, karanlığı nasıl dağıttığına. Zira güzellik dediğimiz şey, kusursuz bir surette değil; eksiltmeye çalışan bütün bakışlara rağmen ışığını muhafaza edebilen bir ruhta saklıdır. #Şeyda Keren
Edebiyat
Öz düşüncelerim
Sevmek zamanı filminden bu repliğe bir bakın; "Halil: Resminle benim aramdaki bir durum, seni ilgilendirmez. Ben senin resmine âşığım. Meral: İyi ama âşık olduğun resim benim resmim. İşte ben de buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim. Halil: Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın. Meral: Bu davranışların bir korkudan ileri geliyor. Halil: Evet. Bu korku sevdiğim bir şeye ebediyen sahip olmak için çekilen bir korku. Ben senin resmine değil de, sana âşık olsaydım ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor. Ve ebediyen bakacak. Meral: Ben de sana bakmak istiyorum. Halil: Hayır. Benimle resmin arasına girme. İstemiyorum seni. Ben senin sadece resmine aşığım." Bazılarımız sadece surete aşıktır, çünkü kırılmaktan korkarlar bu çok acı çünkü sevmeyi ve sevilmeyi öğrenemeyecekler.
Duygu ve Düşünce
Herşeyi yazarım da zamanı yazamam - o yazar çünkü beni. Yazar beni yavaş yavaş özenli - azalta azalta görkemli - sanki dolduracakmış olduracakmış gibi. Halbuki sıyırıp düşürmüştür tırnağımdaki çürüğü parmağımdaki yarayı kabuk kabuk geçirmiştir - geçerken, sanki çoğalta çoğalta yazarak beni: özenli görkemli. Oruç Aruoba
Şiir
Uyutma beni sevgili;
"Ne olursa olsun küs uyumayalım" Demiştin. Hâlbuki içimdeki tavşan kaç gece dağa küstü bilir misin?
Reklam
Reklam