Hale

Hale
Metalurji malzeme mühendisi
Lisans
14 Ekim
34 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Kitabı bitirir bitirmez hakkındaki düşüncelerimi toparlayabilmek ve sıcağı sıcağına birkaç yorum yapabilmek için kafam ve beynim sulansa da saat 12’yi vursa da bu incelemeyi yazıyorum. Kitap yaklaşık ilk çeyreğinde gayet akıcı ve merak uyandırıcıydı fakat sonrasında baş karakterin (Xeno) bitmek tükenmek bilmeyen kaybolmalarıyla, iyice birbirine dolanan ve kördüğüm olan kurgusuyla içimi sıkmaya başladığını fark ettim. Tasvir edilen mekanlar bitmek tükenmek bilmeyen bir labirentin bölümleri gibi, genişleyen, daralan, sürekli karanlık ve yerin altında oluşu bazı yerlerde ruhumun sıkılmasına sebep oldu diyebilirim. Tüm hikaye boyunca bizim saf Xeno’nun olanların absürtlüğünü iyi niyetiyle yorumlaması ve sonsuz azmi beni yer yer güldürdü. Kitapta ansiklopedi bölümlerinin gerçek bilgiler de içeren muzip bir tarzda yazılması, karakterlerin sanki 15. yy da yaşıyormuşcasına konuşmaları ve bazı matematiksel terimlerin tarihi kökenlerine yapılan göndermeler beni metinde tutan kısımlardı. Bunun dışında kitabın en sonunda bahsedilen rahatsız edici cinsel bölümler ve ucu açık bitmesi benim bu kitabın serisini tamamlamama kararını vermeme yetti :)
Uykuda Çocuk ÖlümleriAli Teoman · Yapı Kredi Yayınları · 2018291 okunma
Puan vermedi
Aşkın nankörlüğünü güzel tasvirlerle anlatmış akıcı bir kitap. O dönemin Fransa ve İtalya’sında vakit geçirdiğimi hissettim okurken. Sanatsal anlatımları doyurucuydu ve yine o dönemin Fransa burjuvasının hayatını okumayı sevdiğimden kitabı okumaktan da keyif aldım. Fakat hikayedeki kopukluklar ve konunun yetersizliği dolayısıyla günlerce tesiri altında bırakacak bir kitap değil.
Kırmızı ZambakAnatole France · Sentez Yayıncılık · 20021,013 okunma
Uğultulu Tepeler
Puan vermedi·408 syf.··
2021 5. kitabı
Uğultulu Tepeler kitabı konusunu daha okumadan yazarı tarafından yazılmış tek kitap olması yönüyle ilgimi çekmişti. İsminden de anlaşılacağı üzere sürükleyici ve hırçın bir öykü içeriyor. Neredeyse 25 yıllık bir hikayeyi barındıran konusunda yaşananlar öyle derin ve detaylı anlatılmış ki kendimi 1 haftadır Uğultulu Tepeler’de yaşayan biri gibi hissediyorum. Pencereden baktığımda gözlerimin önüne ıslak kahverengi tepeler geliyor. Beni en çok etkileyen ise filizlenenen ve yeşermeyi en çok hak eden en sahici aşkın yaşanamaması... Yer yer ağladım böyle büyük bir tutkunun karşısında ve seneler boyunca bir kalpte saklanması nasıl mümkün olabilir diye sordum. O aşkın yüceliği ve büyüklüğüyle beraber içten içe hep var olan intikam arzusu ve acizliğe duyulan nefret Heathcliff’in kimliğini oluşturdu tüm hayatı boyunca. Bir sonraki kuşaklar için yaşananlar benim için kurguda etkileyiciliğini korusa da hep içimde Heathcliff ve Catherine’in arasındaki o ruhani bağı daha kıymetli bir yere koydum. Onlar birbirlerini ölesiye sevdiler ve tüm bu yaşananlar için yine birbirlerini suçladılar. Böylece ölümün onları mezarlarında huzura kavuşturmamasını ve sonsuza kadar ruhlarının da birbirlerine ölümü tattırmasını dilediler. Birbirinden bu kadar zıt duyguların ve karakterlerin işlenmesi ve akıcı anlatımıyla mükemmelliğe ulaşan bir başyapıt haline gelen kitapta yaşananlar herhangi bir yaşamda sık rastlayabileceğimiz türden değil ama samimi anlatımıyla ne kadar farklı bir yaşantı olsa da o evde olanları birer birer okuyucuya da tattırıyor. Bu sebeple sanırım Uğultulu Tepeler hayallerimde her zaman canlılığını koruyacak.
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,8bin okunma
Puan vermedi·572 syf.··
2021 4. kitabı
Okuduğum en ağır kitaplardan biri olmasına rağmen böyle çarpıcı bir son beklemiyordum. Kurgudaki ince detaylar ve trajik rastlantılarla fazlasıyla sağlam bir hikaye...
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2020 13. kitabı
Kitapta Santiago Nasar’ın bir namus meselesi sebebiyle öldürülüşü anlatılıyor. Diğer polisiye/cinayet kitaplarından farkıysa şu: kurban ve katil kitabın neredeyse başında zaten yazar tarafından açıklanıyor. Hatta anlatıcının kendisi de “herkesin açıkça bildiği bir cinayet” olarak tanımlıyor. Beni en çok etkileyen kısmı ise kısa bir zaman diliminde gerçekleşen ve önceden bilinen bir olayın farklı karakterler tarafından zenginleştirilmiş anlatımlarıyla merak uyandırarak okunmasını sağlayan kurgusu. Öylesine ustalıkla işlenmiş, resmen ilmek ilmek dokunmuş bir kitap ki su gibi akıp gidiyor. Kitaptaki karakterlerin çoğu detaylandırılmış, bu da onlarla sanki önceden de tanışıyormuşsunuz hissi veriyor. Olay Santiago Nasar’ı tanıyan veya cinayetle ilgisi olan kişiler tarafından bölünerek anlatıldığı için yoğunlaşmak gerekebilir çünkü sonrasında havada kalan kısımlar olabilir fakat kendini vererek okuyunca insan, sanki o köyün meydanında dolaşıyormuş, etrafı izliyormuş gibi hissediyor. Hani bir kitaba çok dalarsın da son sayfaya gelince bittiğini anlamazsın ya, işte bitirip kapağı kapatınca 2-3 dakika öylece bakakaldım. Derin, güzel bir kitap.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma